Neticede boktan'ın ne olduğuna, kendisinden neden bu kadar fazla mevcut olduğuna, ya da ne işe yaradığına dair çok da net bir fikrimiz yok. Ayrıca bize ifade ettiği bunca şeyden ötürü kendisini vicdanen takdir ettiğimiz de yok.
Kültürümüzün en çok göze çarpan özelliklerinden biri de, bünyesinde fazlasıyla boktanlık barındırmasıdır. Herkes bunu farkında. Herkes payına düşeni yapmakta.
Durumu kabullenmiş gibi görünüyoruz.
Çoğu kişi boktan olanı ayırt edebilme ve ona dahil olmama becerilerinden epeyce emin. Dolayısıyla bu fenomen ne çok fazla ilgi uyandırdı, ne de iddiali araştırmalar gerektirdi.
İman, lugatta bir şeye inanmak, bir şeyi tasdik etmek, "Bu sey böyledir,
şöyledir." diye hüküm vermektir.
Istılahta: "Allah Teâlâ’nın dinini kalp ile kabul etmek, yani Rasulullah (s.a.v)'in bildirdiği şeyleri kat'i sûrette kalben tasdik eylemektir.”
İslam tabirine gelince, bu da lugat itibariyle itaat, boyun eğmek bir şeye teslimiyet manalarınadır. Istılahta ise "Allah Teâlâ'ya itaat etmek, Peygamber (s.a.v) Efendimiz'in din namına bildirmiş olduğu şeyleri kalb ile, dil ile kabul ve güzel görmektir."