Yazarlar bir havalara girerek büyük kelimeler kullanmışlar. Hepsi kendilerini pek bir beğenmiş. Ama hepsi sadece kesin bir şeyler yazmış. Kişilik dışı olmalar ,derin düşünce eksikliği. Doğru umutlar, doğru arzular gibi şeylerden uzak olunması. Eleştiri yapıldığında bunu doğrudan hayatla ilişkilendirilecek bir girişimin olmaması. Tepki eksikliği. Gerçek anlamda farkındalığın, özsevginin ve özsaygının eksikliği. Cesurca eylemlerde bulunulduğunda tüm sonuçların sorumluluğunun alınıp alınmaması. Çevrelerindeki yaşam tarzına uyum sağlama ve bunlarla başa çıkma konusunda yetenekli olsalar da, çevrelerindeki yaşam için doğru bağlılığa sahip olmamaları. Gerçek anlamda alçakgönüllülük diye bir şeyin olmaması. Yaratıcı olmamaları. Sadece rol yapmaları. İnsanların özündeki "sevgi" duygusundan eksik olmaları. Pek kibar gönüllü olmamaları. Daha pek çok şey ve daha fazlası yazılmış. Gerçekten okuduğumda şaşırdığım bir sürü şey var. İnkar edemem.
Kitap okuma denilen şey benden koparılıp alınırsa, hiçbir hayat deneyimi olmayan ben ağlanacak halde olurdum galiba. Kitaplarda yazılanlara işte o kadar çok güveniyorum. bir kitap okuduğumda, onun için deli olur, ona güvenip empati duyar, onu özümser ve hayatımın bir parçası haline getirir, başka bir kitap okuduğumda ise anında değişiveriririm.
Ne ki gerçeklerin de üstü örtülmemelidir diye düşünüyorum .Hani şair ‘ Bir hakikat kalmasın dünyada Allahım nihan ‘ der ya; işte öyle. Öte yandan, eğer okunmayacaksa gerçekleri yazmanın kime ne yararı olabilir ki?!..