tek seferde bu neymiş ya deyip okudum bitirdim .ilk sayfasından sizi içine hapsediyo kitap mat nasıl bu kadar saf çözemedim ama her karakter çok iyi ya
Benim Hazinem kitabının yorumuyla geldim. Aslında ortalama buldum ama evreni ve yan karakterlerini sevdim. Yazarın serinin diğer kitaplarıyla birlikte kaleminin çok çok daha geliştiğiyle ilgili yorumlar okuduğum için seriyi devam edeceğim.
Konusu,Rus pakhanının kızı Sofiya ile New York donu Matteo’nun ailelerin birbirlerine destek olmaları amaçlı anlaşmalı evliliklerini okuyor.Sofiya,genetik bağ dokusu hastalığına sahip olduğu için yürümekte zorlanıyor. Yürüteç ile ya da tekerlekli sandalye kullanıyor.Matteo da amcası , annesi ve babasına katlederek ailenin başına geçiyor.İki yılın ardından tekrar don olarak başa geçen Matteo ihanetten kaynaklı kimseye güvenmeyen bir lider.Biri engelli olduğu için tutsak bir hayat yaşamış bir kadın, diğeri hasarlı bir erkek. Aynı evde yaşayarak birbirlerine aşık olma süreçlerini okuyoruz.
Kitabın ilk 200 sayfasını aslında daha çok sevmiştim. Ama çiftimiz birlikte olmaya başladıktan sonra böyle bir cringe gelmeye başladı her sahneleri. İlk zamanlar aslında çok hoştu.Matteo homurdanıp durdu zaten ama Sofiya çok tatlıydı.Koruması Angelo,Matteo’nun sağ kolu Romeo,kardeşi Sienna ‘nın Sofiya ile ilişkileri çok güzeldi.Ama sonra kitabın son kısımlarına kadar böyle sürekli birlikte olup durdurlar.Yani bir de engelli bir kızımız var,BDSM muhabbetini sokmaya gerek yoktu zaten.Kızın kemikleri yerinden çıkıp duruyordu ,ne alaka iple bağlamalar falan.Her ne hikmetse o anlarda hiçbir şey olmadı kıza.Sonlara doğru aksiyonu çoktu.Ama her olayın için Sofiya o halde usta atışlarıyla kocaman mafya adamlarını devirmesi de ütopikti bence.Belki can havliyle olan bir savunmada yapabilir bu atışları ama bildiğin Sofiya işlerini bitirdi hep.
Serinin diğer kitaplarındaki karakterlerin çoğunu gördük ,o yüzden onları da çok merak ediyorum.Bu kitap çok çok
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitabımızın konusu anlaşmalı evlilikten çok zorunlu evlilik gibi. Yani bu m@fyaların arasında ittifak bağlamak için yapılan geleneksel düğünlerden biri. Bu tarz kitapları okumağı seviyorum o yüzden bu kitabı da okumağa hemen başladım. Fakat beni o kadar da tatmin etmedi bu kitap. Erkek ana karakterin yani Matteo'nun davranışları öncesinde umursamaz, ne istediğini bilmeyen, aralarındakı yaş farkından( 17 yaş) dolayı kadın karakteri küçümseyen, kötü hissetdiren biri gibi anlatıldığı için çok sevemedim. Ama kadın karakteri yani Sofiya'nı çok beğendim, engelli olmasına rağmen bir çok işte başarılı, öğrenmeye açık biri olduğunu okuyoruz kitapta. Birde ben yaş farkı çok olan bu tarz kitapları okumuşum tabii ki, ama yaş farkı çok olmasına rağmen bu okura çok hissetdirilmemeli bence, yani aralarındakı aşkı okurken biz yaş farkını tamamen unutmalıyız, fakat bu kitapta ben çok arada kalıyordum, onların aşkı tam bana geçmiyordu.
Serinin ikinci kitabı Matteo'nun koruması ve en yakın arkadaşı olan Romeo'nun aşkını anlatıyor, türkce çevrildiği an okuyacaklarım listesinde yerini alıcak. Çünkü çok merak ediyorum, Romeo biraz rahat, umursamaz, komik, neşeli,arkadaşcanlısı, Matteo'nu çıldırtmağı seven bir karakter olduğu için onun hikayesi daha ilgi çekici benim için.
İncelemem bu kadar. Hoşçakalın.
Başkahraman Emilia Haines, geçmişinde ağır bir kayıp yaşamış eski bir polis memurudur. Polisliği bırakmış olsa da suç ve adalet kavramlarından kopamaz. Zamanının bir kısmını insanların anonim olarak sırlarını paylaştığı İtiraf Odası isimli çevrimiçi forumu takip ederek geçirir.
Forumda genellikle aldatma, hırsızlık veya vicdan azabı yaratan küçük sırlar paylaşılırken bir gün çok farklı bir itiraf ortaya çıkar: cinayet. Başlangıçta bunun kötü bir şaka olduğu düşünülür, ancak kısa süre sonra olayların gerçek olabileceğine dair işaretler ortaya çıkmaya başlar ve Emilia kendini tehlikeli bir soruşturmanın içinde bulur.
Kitap cinayet itirafı gibi çok güçlü bir fikirle başlıyor. Ancak aynı tempoda ilerlemiyor. Kurgunun önemli bir kısmı çevrimiçi ortamlar etrafında dönüyor. Anonim forumlar, kullanıcılar, dijital izler bazı okurlara ilgi çekici gelebilir. Diğer bir kısmı da araştırma, şüpheler ve karakterlerin geçmişleri üzerine kurulu. Yani konunun gizemi suçtan çok, karakterlerin sırlarından besleniyor. Haliyle aksiyon beklentisinde olanlar yavaşça uzaklaşabilirler.
Değişik temaları severiz. Lakin bir kitabın %50’si araştırma ve finaldir. Olay örgüsü suç ve soruşturma etrafında dönüyormuş gibi görünse de odak noktası çoğu zaman karakterlerin duygusal çatışmalarıydı. Dedektiflik süreci, ipuçlarını takip etme konusu da yüzeysel işlenmiş. Ayrıca okur açısından da mantık yürüterek aksiyon alma durumu oldukça sınırlıydı. Dolayısıyla kitaptan mutlu ayrılmadım. Ama okuduğuma da pişman olmadım. Bence bu kitabın en büyük handikapı çok ama çok daha iyilerini okumuş olmamız. Aynı kitabı on yıl önce okusaydım muhtemelen düşüncelerim daha farklı olurdu.
İlk kitabından sonra yazar gerçekten kendini aşmış hem yazım anlamında hem de karakterler anlamında inanılmaz iyi bir kaleme sahip olmuş.
Karakterin isimleri zaten başlı başına alıp götürüyor Romeo ve juliet’e okumak inanılmaz keyifliydi.
Yer yer Juliet için gerçekten çok üzüldüm kalbim kırıldı ama Romeo öyle güzel sevdi ve öyle güzel sahiplendik ki baştan sona kadar her şeyiyle çok iyiydi.
Romeo’nun açıkçası böyle bir karakter olacağını çok düşünmemiştim evet ilk kitapta bazı şeyler ele veriyordu güzel bir hikaye çıkacağı belliydi ama bu kadar güzel çıkacağını düşünmemiştim ve Romeo’nun bu kadar keyifli ve eğlenceli bir karakter olması gerçekten kitaba daha fazla anlam ve keyif katmış.
Sadece yazarın gerçekten final verememe gibi bir problemi var çok uzun bir final yazıyor.
Diğer karakterlerin olaylarını gerçekten merak ediyorum ve umarım bir an önce devamını okurum.
Selamlarrrr
Benim dark romance aşığı olduğumu bilmeyen kalmamıştır diye düşünüyorum. Duyurulduğu günden beri heyecanla bu bebeğin çıkmasını bekledim ve öyle tatlıydı ki bayılarak okudum. Şimdiye kadar okuduğum tüm mafyalar içerisinde en ponçik mafyasını okudum diyebilirim. Evet evet Matteo Rossi' den bahsediyorum. New York'un Don'u, acımasız, güçlü, bulunduğu yere kendi tırnaklarıyla ve zekasıyla gelmiş bir adam. Bölgesini daha da güçlendirmek için Rus mafyasıyla bir ittifak yapar ve Bratva Pakhan'ının büyük kızıyla anlaşmalı bir evlilik yapmaya karar verir. Ama bu gerçek bir evlilik olmayacaktır zira sadece anlaşma için böyle bir adım atar. Ta ki nikah zamanı ve öncesinde fotoğraf da gelini Sofiya' yı görüp etkilenene kadar.. (aralarındaki çekim 100 metre öteden ben burdayım diyor ) Ama Matteo' nun bilmediği şey Sofiya'nın bedensel bir yürüme engelinin olmasıdır. Ama o bunu hiç sorun etmeyip evlenir. Özellikle evlerine geçtikleri süreçte Sofiya'nın kırılganlığı beni mahvetti. Babasından gördüğü zulümlerin koca evinde de devam edeceğini umarken masalsı denebilecek bir aşka imza atar.
Matteo öyle güzel seviyor ki resmen herkese hır Sofiya' ya mır cinsinden.
Kitapta tek bir yerde güven sorunu yaşandı ve her iki karakterimiz de zorlu bir süreçle sınandı. Sofiya'ya ne kadar üzüldüysem Matteo'ya o kadar sinirlendim. Güç olsa da yazar bizi bir mutlu sona ulaşılmıştırmıştı.
Kitabın herşeyini sevsem de ben de yeri ayrı olan biri var; Leona..
Leona' nın umarım kendi kurgusu vardır. Zira ben güçlü kadın aşığıyım ve o infazcı kadını okumayı deli gibi istiyorum. İçerisinde smut, bdsm (hafif) sahneler bulunduruyor. Yetişkin içerik ibaresi koyalım bu yüzden. Ama inanılmaz tatlış bir çift var kitabımız da çok severek okudum ne yalan söyleyeyim. İlgisini Çekenlere Şimdiden Keyifli