Yalnız kalacağım diye beni bırakmaktan korkma, ne de olsa ben sevdiğim şeylerden çoğunlukla ayrılmak zorunda kalıyorum-bazen mezara gidiyorlar, bazen de ölümden bile daha acı olan bir kayıtsızlığa bürünüyorlar-dolayısıyla kalbim o denli sık kanıyor ki kan kaybını umursamıyorum...
“Bu gözlere baktıkça, bu erimiş ellere dokundukça, bağışlamak zor. Öp beni yine, gözlerini de gösterme! Bana yaptıklarını bağışlıyorum. Ben kendi katilimi seviyorum; ama seninkini, onu nasıl sevebilirim!”
“Bana ne kadar acımasız davrandığını şimdi anlıyorum, ne kadar acımasız davrandığını ve nasıl aldattığını. Neden beni hor gördün? Neden kendi kalbini de yanılttın, Cathy? Seni avutacak tek söz söylemeyeceğim. Bunu hak ettin. Sen kendi kendini öldürdün. Evet, beni dilediğin kadar öpüp ağlayabilirsin, benden de karşılık görebilir, bana da gözyaşı döktürebilirsin; bunlar seni yakıp bitirecek, seni kahredecek. Beni seviyordun — öyleyse beni bırakıp gitmeye ne hakkın vardı?”
“Ama Heathcliff, eğer şimdi sana, haydi bakalım yapabilir misin, desem, bunu yine göze alabilir misin? Eğer bunu yaparsan, senden hiç ayrılmayacağım. Orada kendi başıma yatamam; beni iki adam boyu yerin dibine gömseler, kiliseyi de üzerime devirseler, yine de sen yanıma gelinceye kadar rahat nedir bilmeyeceğim. Asla, asla bilmeyeceğim!”