Bir resmin imzalı olanı makbulken, fotoğrafın da imzasız olanı anlamlıdır (ya da fotoğrafın imzalanmış olması, sahibi adına bir zevksizlik örneği sayılır).
Fotoğraf, geçmişin yüksek kültürünün foyasını ortaya dökmeye can atan -hiçbir şeyi atlamadan ıvır zıvır şeylere, hurda malzemelere, acayip nesnelere meraklı- pop versiyonuyIa modernist beğeninin; vulgerliğe ihtimamla kur yapmanın; kiç'e şefkatle yaklaşmanın; avangard hırsların ticariliğin getirileriyle uzlaştırma becerisinin; reaksiyoner,
elitist, züppece, samimiyetsizce, yapay, gündelik hayatın genel gerçekleriyle temasını kaybetmiş diye görülen sanata karşı sözde-radikal, amirane bir ilişki kurmanın; sanatı
kültürel belgeye dönüştürme gücünün en başarılı vasıtasıdır.
Lange, çekilen başka insanların portrelerinin de fotoğrafçının 'otopartresi' olduğunu savunurken, "fotoğraf makinesi aracılığıyla kendini keşfetmeflye büyük pay tanıyan Minor White'a göre de manzara fotoğrafları aslında 'içsel manzaralar' dır.
Fotoğraf, bireyselleşmiş 'ben'in (bunaltıcı bir dünyada yolunu kaybetmiş olan evsiz kişinin) çıplak bir dışavurumu olarak görülür, ayrıca dünyanın hızla görsel bir seçkisini oluşturarak gerçekliğe hakim olma çabasını yansıtır. Ya da fotoğraf, araya belli bir mesafe koyma imkanı yaratarak, benliğin devreye giren, kendini dayatan iddialarını bir tarafa koyarak,
(hala bunaltıcı, yabane bir olgu olarak deneyimlenen) dünyada bir yer bulmanın bir aracı sayılmıştır.