Kralcı olması nedeniyle ordudan atılan bir subayın fantastik hikayesi diyebilirim. Hayalle gerçek arasında bocalayan, sancılı bir hayat nedeniyle ruhsal sıkıntılar yaşayan, hayali insanlarla gerçek dünyada konuşmaya başlayan ve onların telkinleriyle hareket eden, eşini ve çocuğunu ihmal eden, içki nedeniyle zaman zaman kendini kaybeden Selim Pusat’ın sonunda huzur bulmak için evden ayrılışını anlatan ilginç bir o kadar da acayip bir roman. İlk kez böyle bir roman okudum ve bu roman şizofren bir insanın romanı mı yoksa fantastik bir roman mı çözemedim.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
Can verme gam-ı aşka ki aşk afet-i candır;
Âşk âfet-i cân olduğu meşhur-ı cihandır.
Fuzûlî
(Canı felakete sürükleyen aşktır ki bu nedenle aşk için canından olma. Aşkın insanı böyle bir felakete sürüklediği tüm dünyada meşhurdur.)
Son beyitte Fuzûlî bu sözlerini yalanlar cihette şunları söyler:
Gel derse Fuzuli ki güzellerde vefa var
Aldanma ki şair sözü elbette yalandır
( Fuzuli, güzeller vefalıdır derse sakın inanmayın, zira şairlerin sözü hep yalandır.)
İlk beyitte insanlara, sakın hiç kimseye âşık olmayın çünkü aşk insanı canından bezdirir, onu ölüme götürür diyor fakat son beyitte bu söylediklerinin yalan olduğunu, aşk her ne kadar insanın başına bela olsa da bu duygunun insanlar için bir lütuf olduğunu, bu duyguyla aslında insanın yaşama sebebi bulduğunu ve ölüme meydan okuduğunu dile getiriyor.
Fuzûlî gazeliyle ilgili yorum bana aittir.