Mehmet Emin Şirin

Mehmet Emin Şirin
Ben bir garip (!) öğretmenim.
TDE Öğretmeni
Üniversite
Amasya
Amasya
121 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Ah Zezé!
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2021 01:22
Zeze adında akıllı, yaramaz, küçük bir çocuğun hem gerçek hem hayal dünyasına tanık oluyoruz. Genellikle hayali arkadaşlarıyla başarılı iletişim kuran Zeze kimine göre içine şeytan kaçmış biri olarak görülse de normalde çok duygusal ve insanları seven bir yapıya sahip. Acıma duygusu beş yaşındaki bir çocuğa göre son derece gelişmiş, öğrenmeye açık hatta okumayı bile o yaşta kendi kendine öğrenecek kadar zeki bir kişi. Yer yer yaramazlıklarına ben de kızdım fakat o yaştaki bir çocuğa hem ailesindeki bazı bireylerin hem de sokaktaki insanların bu nedenle şiddet uygulaması beni ziyadesiyle üzdü. Okuldaki öğretmeninin, evdeki ablasının, önceleri öldürmek istediği sonra ise büyük bir sevgiyle bağlandığı Portuga’nın Zeze’ye kol kanat germesi içimizi bir nebze rahatlatıyor romanda. Etkisinde kaldığım, bitmesine üzüldüğüm bir kitap oldu. Okunması gereken bir eser olduğunu söyleyeyim, vesselam.
Edebiyat
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir zavallı daha…
8/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2021 02:15
Kendini ifade edemeyen ve bunun bilincinde olan Tina, ölüm yolculuğuna çıktığı anlardaki dünyaya son bakışını anlatmış bize. Geriye dönüşlerle, hayalindeki annesiyle ve ninesiyle yaptığı konuşmalarla Tina’nın hem geçmişini hem de karakter özelliklerini öğreniyoruz ve Tina iyi bir insan aslında, ölümü bu kadar erken hak etmiyordu bence fakat kendisi de itiraf ediyor ki Tanrı’ya, neden ben, diye sorduğunda Tanrı da neden sen olmayasın şeklinde cevap veriyordu. Kaçak geldiği ülkedeki insanların kendisine yabancı davranmasının sebebini kendisinin onlara yabancı davranmasında buluyor ki bunda son derece haklı. İnsanların en temel iletişim aracı dil. Sen isteklerini, fikirlerini beyan etmede çekinirsen insanlar seni umursamaz, sen yokmuşsun gibi hareket eder. Mesela ekmek alma sırasında ekmekçiden ekmek istemezsen senin önüne geçer diğer müşteriler ve herkes gittikten sonra ekmekçi sorar sana ne istiyorsun diye.(Romanda geçiyordu bu ekmek alma meselesi.) Yüz elli sayfalık bu romanı bir ayda okudum. Normalde dört günde bitirirdim fakat ilk başta biraz sıkıldım, kitabı bir hafta elime almadım. Bunda cümlelerin uzun oluşu, bazı yerlerde devrik oluşu, virgüllerin sık kullanılması, kitabın bölümlerinin olmayışı… Bölüm konusunda yanılmışım zira Tina’nın asfaltın üstünde ölümle cebelleşirkenki halini izleyen bir grup insanın Tina hakkındaki vah vahları, onun kim olduğunu tahmin etmeye çalışmaları aslında bölüm arasıymış. Bu insancıl davranışlardan sonra Tina yine geçmişe dönerek ailesinden veya bakıcı olarak çalıştığı evden bahsetmeye başlıyor ölümün bedenini yavaş yavaş sarışını hissederek. Bu ambulans da nerde kaldı, Türk filmi gibi, her şey biter, Türk polisinin çok sonra gelmesi gibi… Geldi tabii ambulans, aldı götürdü Tina’yı yabancısı olduğu bir memleketin morguna ve
Edebiyat
Son BakışIrmak Zileli · Everest Yayınları · 2026805 okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2021 02:12
Küçük bir çocuğun gözünden, acı gerçeklerden kaçmanın ancak hayaller kurmakla olacağını gördük. Dedesinin, teyzesinin acıklı yaşantısına; eniştesinin haince yaptığı zalimliklerine; annesinin ve babasının boşanıp onu dedesine bırakarak onsuz yeni birer hayat kurmalarına ve küçük çocuğun hayal dünyasında inşa ettiği arkadaşlarıyla kendini hayata bağlamasına tanık olduk. Dedesinin anlattığı masallara çocukla birlikte biz de inandık, Maral Ana’nın dualara cevap vereceğini sandık, yanıldık. İç burkan bir romandı ve elimde olsa romanın sonunu değiştirmek isterdim fakat romanın sonunda Aytmatov’un da dediği gibi yanlışlardan, kötülerden doğruyu bulmak da bir erdemdir. Hüzünlü bir romandı, bir solukta okudum, bu romanı şiddetle tavsiye ederim. Aytmatov’un anlatım tekniğine bir kere daha hayran oldum, vesselam.
Edebiyat
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,5bin okunma
7/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2020 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2020 00:09
Yirmi sekiz yaşında Enes adında otistik bir adam, onunla yaşayan Zeynep adında psikolog bir abla ve yine onlarla yaşayan Nilgün adında mahalleden bir teyze. Annesini ve babasını kendisinin de içinde bulunduğu bir trafik kazasında kaybeden Enes, dışardan otistik gibi görünse de - yani yersiz bir şekilde ellerini çırpması, olduğu yerde dönmesi, karşısındakinin gözlerine bakamaması gibi - aslında her şeyi en ince ayrıntılarına kadar anlayabilen, çözümleyen ve özel yetenekleri olan bir kişidir fakat konuşma yetisine sahip değildir. Ablasıyla iletişim kurmak için kartlardan oluşan çeşitli resimler kullanıyor. Mesela Enes kek yapmak istediğinde kek resminin bulunduğu kartı gösteriyor ablasına veya Nilgün teyzesine. Bu arada Enes’in yeteneklerinden biri de çok güzel kek yapabilmesi. Yazarımız bu romanında, her ne kadar konuşma yeteneği olmasa da en çok otizmli Enes’i konuşturmuş. Tabii Enes’in konuşmaları kendi kendine olmuş. Zihninden geçenleri biz okuyuculara açmış. Bu konuşmalarda dünyadaki çarpıklıklardan, duyarsızlıklardan, olması gerekenlerden, aile ilişkilerinden, aşktan vb. birçok konudan bahsetmiş. Yazarımız bir bakıma, anlatmak istediklerinin arasına Enes’in başrolde olduğu olayları sıkıştırmış. Aslolan olaydan çok verilmek istenen fikirler sanki. Yazarın vermek istediği düşüncelere katılmamak elde değil bu arada. Okunması gereken bir roman olduğunu düşünüyorum. İki günde okudum bu kitabı. Kitapla ilgili sıkıldığım tek nokta Enes’in kendi kendiyle konuşmalarının olduğu uzun ve paragrafsız bölümler. Her ne kadar mantıklı şeylerden bahsetse de bu bölümler, hem italik yazının kullanılması hem de uzun paragraflardan oluşması nedeniyle beni biraz boğdu.
Edebiyat
Üzümlü KekAşkım Kapışmak · İnkılap Kitabevi · 2016886 okunma
8/10
·211 syf.··
Beğendi
·
2020 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2020 02:30
Artık belli yaşlara gelen Jakupi ile Rüya’nın internetteki bir tanışma sitesinde birbirlerini bulmaları ve birlikte bir ömür geçirebilir miyiz, sorusuna yanıt aramalarını konu alan bir roman. Jakupi Rüya’yı gördüğü anda kararını olumlu anlamda vermişti fakat Rüya’nın bazı şüpheleri vardı kadınlık içgüdüsü ile karışık. Romandaki olayları anlatarak süprizbozan vermek istemiyorum lakin bir iki konuya değinmeden edemeyeceğim. İlki yazarımızın, Jakupi’nin ağzından konuşarak, çokça roman okuduğunu romanlardan aldığı cümleleri roman içinde kullanmasıyla bizlere göstermesi. Bu cümleleri olayların akışıyla yoğurması bence büyük bir başarı. İkincisi, olaylar İstanbul’da geçiyor. Yazarımızın İstanbul’u tarihiyle ve coğrafi yapısıyla çok iyi bildiğini hem roman içerisindeki küçük hikayelerden ki ben bu hikayelere bayıldım hem de roman kahramanlarının gözünden anlayabiliyoruz. İstanbul’u çok seven İstanbullu bir yazarımız var karşımızda. Üçüncü olarak da biraz önce belirttiğim gibi bu romanda en beğendiğim bölümler, bazen Jakupi’nin Rüya’ya anlattığı bazen de Rüya’nın Jakupi’nin dosyalarını gizlice karıştırırken bulduğu Jakupi’nin herkesten gizlediği hikayeler. Romanın ilk bölümlerini okurken Jakupi’nin kendine ördüğü hayatı çok beğendim, zira böyle bir ömür gerçekten herkesin isteyebileceği türden. Sayfalar çoğaldıkça aklımdaki sorular da çoğalmaya başladı: İyi de nereye kadar? Rüya, mutlu olmayı istiyor, mutluluğu Jakupi ile bulur muyum düşüncesinde? Eski yaşadıkları kendisine çelme takmaya çalışsa da Jakupi’ye bir şans vermeli miydi acaba? Romanda karakterler, içine düştükleri aşk mı tutku mu sorusuna cevap ararken ben, İstanbul tarihinin anlatıldığı bölümlerle resmen bilgiyle doydum, bu bölümlerden çok da keyif aldım. Mesela Ayasofya’nın yapılış
Edebiyat
JakupiÇiğdem Tan · Cinius Yayınları · 20026 okunma