Kendimize takıntılı halimiz, kendimizi yüceltme arzumuz bir arayıştan ibarettir. Aradığımız ise aidiyet, emniyet ve amaç duygusu; çünkü içinde yaşadığımız çağ, bize bunların hiçbirini sunmuyor.
Birinin eksiğini, ihtiyacını karşılamak için değil, yaşam dansı için berabersiniz. Zamanla müziğin türü ve ritmi değişir ama dans daha derin bir anlam kazanarak devam eder.
Bu ülkede içindeki çocuk utanca boğulmuş ve bunalmış o kadar insan var ki! Ben onlara "yetişkin çocuklar" diyorum. İçi çocuk ama bedenen yetişkin... Bunlar kötü insanlar değiller ama her türlü kötülüğü de yapabilirler.
Nasıl tanırsın sıradan insanı?
Dış koşullar, olaylar ve nesnelere göre ya küfreder ya da şükreder. Her toplumda insanların büyük bir çoğunluğu böyledir; doğar, büyür, yaşar, küfür ve şükürle yaşayıp ölür giderler.