Emine Çodur

Emine Çodur
@emineecdr
Psikolojik Danışman•Öğretmen•Eğitim Koçu
MEB
Master’s Degree
16 okur puanı
Ekim 2024 tarihinde katıldı
Eskiden herkes gerçekten değerliydi, biricikti… Ama bugün bazı “kendini sevme” anlayışları maalesef toksikleşti. Sadece “ben biricik, ben önemliyim” demek… işte bu, çağımızın çıkmazı. Ben bunu hem kendi çevremde hem de öğrencilerimde sık sık görüyorum. Ve inanın, bu bazen akran zorbalıklarına yol açıyor; fark etmeden de birçok kişilik bozukluğunun tohumunu atabiliyor. Ama gerçek özgüven? Kendini sevmek ve başkalarına değer vermek demek. Bu yüzden çocuklarımızı da böyle yetiştirmeye özen göstermeliyiz. Kendimizi sevelim ama çevremizdekileri de unutmayalım…😊
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kelimelere gerekli özeni göstermiyoruz, öylesine söyleyip geçiyoruz işte. Halbuki hayatın derin anlamı, kelimelerde gizli Albayım. Hepimiz aşktan bahsedip dururuz öyle. Ama acaba kaçımız bilir gerçekten ne anlama geldiğini? — Bilemedim ki evladım. — Bilemezsin Albayım, bilemezsin. Bizim kaderimiz bu, anlamını bilmediğimiz kelimeleri yaşamak. İşte aşk mesela.. Sarmaşıkla aynı kökten geliyor, biliyor muydun? Suriyedeyken, yaşlı bir arap amca anlatmıştı. Sarmaşıkta aynı aşk gibi. Yavaş yavaş içine doğru gidiyor, yavaş yavaş dolanıyor, yavaş yavaş özünü ele geçiriyor, sonunda sen yok oluyorsun, geri sadece aşk kalıyor.. Ya Albayım, dünya mesela. Aşağılık yer demek. Aşağı. Ya da aşağılıkların yaşadığı yer demek. Dünya çirkin, biz güzeliz Albayım. Bu aşağılık yerde aşk gibi şeylerde var ama biz anlamını bilmiyoruz ki. Gel seninle kelimelere yeni anlamlar katalım, bulduğumuz anlamlara yeni kelimeler uyduralım. Kelimeleri toprak diyip basıp geçmeyelim. Düşünelim altında yatan binlerce kefensiz manayı.. Ayrılık, mesela. Ayrılığa bir anlam katmak istersen, gitmek yeter. Ama gitmek, ayrılık demek değildir. Yani gitmek, sadece gitmektir. Ayrılık, ölümle eş anlamlı. Öpüyorum Albayım.. Bittik…​​​​​​​​​​​​​​​​
Psikolojide ilginç bir kavram var: Nosebo etkisi. Aklındaki karanlık düşünceler, korkular ve olumsuz beklentiler zamanla gerçekmiş gibi hissettirmeye başlıyor — hatta fiziksel belirtilere bile dönüşebiliyor. Murphy Kanunu “yanlış gidebilecek her şey yanlış gider” der ya, Nosebo etkisi tam da bunun zihindeki karşılığı. Sürekli “bu kötü gidecek” dediğinde, beyin önce inanıyor, sonra beden takip ediyor. Plasebonun tam tersi, ama çok daha sinsi.​​​​​​​​​​​​​​​​
“Çok karışığım. Bir yanım olabildiğince huzursuz ve yorgun. Diğer yanım mucizelere ve düşlerin gerçek olabileceğine halen inanıyor ve heyecanını koruyor. Bu iki yan arasında ben, eziliyorum.” — Frida Kahlo​​​​​​​​​​​​​​​​

Emine Çodur

, bir kitap okudu
10/10
·608 syf.·
2026 7. kitabı
Doğan Cüceloğlu
8.7/10 · 1.693 okunma