İnsan bir sorunlar ormanında doğar. Hoşlanmasa da, maddi yanı olan vücudu cevap vermesi gereken bir yığın istekle hirpalar durur onu. İnsan bu istekler neticesinde ayağa kalkar ve kendini arar.
Başkalarının emeği ile değil, ellerinin emeği ile geçin ki Allah ve Resulü o elleri sevsin ve cehennem azabı o ellere haram olsun.
Mideni doyurduğun gibi ruhunu da sohbetle , kelimelerle doyur ki gerçek manada dinlenebilesin, yüreğinin ve gözünün açlığını giderebilesin.
" Ey Sa'd! Temiz(helal) şeyler ye! Duası kabul olunan bir kimse olursun. Muhammed'in canını kudret elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki kişi haram bir lokmayı midesine indirir de bu sebepten kırk gün duası kabul olunmaz. Hangi kulun bedeni haram, murdar, ve faizden büyüyüp gelişirse ateş ona daha layıktır. "
Berâ bin Mâlik, Suffa mektebinde, risaletin davasının ahlakını ,ilkelerini çok iyi öğrenmiştir. Davanın ilkelerinden biri şu idi ;
"Arkaya bakmak yok; arkana bakarsan, 'benimle kim var' dersen, 'arkamdaki çoluk çocuk, çocuğum, işim, aşım, eşim,sevdiklerim' dersen yürüyemezsin. Bazı yerlerde arkana bakmadan yürümeyi öğreneceksin."