Emine Geçgil

Füruzan- Haraç
Puan vermedi·85 syf.··
2025 10. kitabı
Servet, 7 ya da 10 yaşında bir kız. Servet, 60 ya da 63 yaşında bir kadın. Yaşından dahi emin olamadan koca bir ömür geçiriyor yaban ellerde. Memleketi, anası babası, kimsesi yok. Füruzan, sadece 70’li yılların değil; günümüz acılarına da değiniyor adeta. Kimi kimsesi olmayan, özgürlüğünü yaşayamayan, özellikle manevi olarak şiddetin her türlüsünü görmüş kızları, kadınları anlatıyor. Bu bir öç alma değil, acı gerçekler öyküsüdür.
Edebiyat
HaraçFüruzan · Notos Kitap · 200890 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Her Gün Perşembe Olsa
10/10
·87 syf.··
2024 11. kitabı
Kitap; İlkbahar, Yaz, Sonbahar ve Kış olmak üzere dört bölümden oluşuyor. Her bölümde de 4 öykü var. Kitabı hiç ara vermeden okuduğunuzda 1 saat gibi kısa bir sürede bitirebiliyorsunuz. Ancak bitirdikten sonra kapağını kapattığınızda sanki bir öykü değil de roman okumuşsunuz gibi geliyor. Yazarın üslubu, dili kullanımı ve anlatımı o kadar akıcı ki bu, kitabı sadece kolay okunur kılmıyor. En önemlisi, kitapla özdeşleşiyor ve öykülerin içine işliyorsunuz. Fantastik, geleneksel, modern, toplumsal birçok öge usta bir şekilde harmanlanmış sizi bekliyor. Kısacası elinizde koca bir okyanus tutuyorsunuz. Bir okur olarak her öyküden keyif alsam da en çok sevdiğim öyküler -başta kitaba da adını veren- Her Gün Perşembe Olsa, İçine Talaş Doldurulmuş Öykü, Yeter Pan, Kiraz Tanesi, Ayaküstü Bir Ölüm, Sevgiler Üşürken ve Körebe oldu. Yazar, öyle bir tutku bıraktı ki diğer eserlerini okumak için de sabırsızlanıyor, daha önce yazarı okumadıysanız da bu eseri ile başlamanızı tavsiye ediyorum. Attila Şenkon Her Gün Perşembe Olsa
Her Gün Perşembe OlsaAttila Şenkon · İletişim Yayınları · 2020292 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2023 22. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2023 21:23
“Bir Göçmen Kuştu O” ile başlayan serüven, “Emir Bey’in Kızları” ile son buluyor. Bu öyle bir seri ki Ayla Kutlu’nun yakın arkadaşları bile karakterleri gerçek kişiler sanıyorlar, dahası yazar da artık onların kurgu olup olmadığını kestiremeyecek noktaya geliyor kendi kaleminden çıkmış olsalar da. Göçmen bir kuş olan Emir, Adil Emir Batubeg oluyor. Göçmenlikten Urfa ağalığına kadar yükseliyor da kanatları hep aşağılarda olan bir adam o. Çünkü yüksekler, dağlar, ormanlar, evi çok uzaklarda kalmış. Urfa’nın sarı sıcağı onun için ayrı bir uçurum oluyor içinde. Bu uçurumun etrafında kız kardeşi, ilk eşi Gülhayat, vurulduğu Nevnihal, sırasıyla Batu, Mahmut, Hüsra ve Leyla adlı çocukları köklerini aşağıya sarkıtan ağaçlara dönüşüyorlar. Her birinin yaprağında ayrı bir yaşam öyküsü, bambaşka anılar var. Bu kitapta en sevdiğim husus, tüm karakterlerin gizlisine ortak olmaktı. Okuyucu, onların birer karakter olduğunu bu kitabın daha en başında unutuyor. Onları seviyor, anlıyor, nefret ediyor ve onlar için gözyaşı döküyor. Evden zorla koparılan bir hayat, yine bir evin gölgesinde son buluyor. İnsanı da mekanı da canlı kalemiyle ve duygu yoğunluğu ile satırlara döken Ayla Kutlu, aynı zamanda tarihî ve siyasi bir tablo da çizerek mükemmel bir etki yaratmasını başarıyor. Böylece zihinlerin bir köşesinde kızıl saçlı ve çilli Leyla, elinden Yunus’u düşürmeyen Gülhayat, soğuk güzelliğiyle Hüsra ve yeri gelince herkesin her şeyi olabilen Nevnihal ile güçsüzlüklerinden güç yaratan Emir Bey yaşamaya devam ediyor. Ayla Kutlu Emir Bey'in Kızları
Edebiyat
Emir Bey'in KızlarıAyla Kutlu · Bilgi Yayınları · 200659 okunma
Kenar Mahalleden| Uyku Belası
9/10
·204 syf.··
2023 1. kitabı
·
194 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2023 10:25
İnceleme yazım, Adnan Özyalçıner’in ilgili kitabındaki Uyku Belası adlı hikayesi üzerinedir. İncelememde yararlandığım kaynaklar yazının sonunda belirtilmiş olup metin her yönden ele alındığı için spoiler bulunmaktadır. Adnan Özyalçıner, varoluşçu çizgide kalem oynatmış, küçük insanın yaşayışına hikâyelerinde yer vermiş yazarlardandır. O, küçük insana odaklanırken onların içsel filtrelerine ve bilhassa bulundukları mekâna ayrı bir kapı aralamıştır. Nitekim: “Şehir, mahalle, cadde, sokak ve ev gibi hafıza mekânları sizin için ne ifade etmektedir?” sorusuna O, “…hepsi teker teker ayrı birer öyküdür benim için.”* diyecekti. Yaşadığı çevrenin sesi olan yazar, bu hikâyesinde de o çevrenin bir parçası olan ve yoksulluğu sırtına bir giysi gibi geçirmiş olan insanı, okuyucusuna sunmuştur. “Uyku Belası” adlı bu hikâye, yazar henüz lise çağlarındayken kaleme alınmış, Şubat 1953 yılında da yayımlanmıştır. Bu hikâyesiyle yazar, gözlem yeteneğinden de yararlanarak toplumda bir köşeye itilmiş ve oldukça sıradan insanlara ışık tutmuştur. Hikâyenin yapı unsurlarından olan şahıs kadrosu; gazeteci, serseri ve Arap lakabıyla bilinen maruf Hüseyin’den oluşur. Bir anlatıda en önemli hususlardan olan karakter seçimini yazar, bilinçli bir şekilde kurgulamış, bir araya toplamıştır. Bu yönüyle dahi yazarın, toplumun hangi kesiminden insanlara dönük olduğunu, toplumun hangi penceresinden satırlar arasına baktığını anlamak mümkündür. Karakterler ve onların yaşam koşulları, bulundukları çevreden ayrı düşünülemez. Nasıl ki bir dilencinin yuvası, en son köşk olacaksa Adnan Özyalçıner de çocukluğunun geçtiği mekânları ve o mekânların içinde yaşayan insanları karakterize edebilmiştir. Bu hikâyenin şahıs kadrosu dikkate alınarak içerikte tespit edilen mekânlar şu şekildedir: Tramvay durağı,
Düşünce
Kenar MahalledenAdnan Özyalçıner · Manos Yayınları · 20193 okunma