İnceleme yazım, Adnan Özyalçıner’in ilgili kitabındaki Uyku Belası adlı hikayesi üzerinedir. İncelememde yararlandığım kaynaklar yazının sonunda belirtilmiş olup metin her yönden ele alındığı için spoiler bulunmaktadır.
Adnan Özyalçıner, varoluşçu çizgide kalem oynatmış, küçük insanın yaşayışına hikâyelerinde yer vermiş yazarlardandır. O, küçük insana odaklanırken onların içsel filtrelerine ve bilhassa bulundukları mekâna ayrı bir kapı aralamıştır. Nitekim: “Şehir, mahalle, cadde, sokak ve ev gibi hafıza mekânları sizin
için ne ifade etmektedir?” sorusuna O, “…hepsi teker teker ayrı birer öyküdür benim için.”* diyecekti.
Yaşadığı çevrenin sesi olan yazar, bu hikâyesinde de o çevrenin bir parçası olan ve yoksulluğu sırtına bir giysi gibi geçirmiş olan insanı, okuyucusuna sunmuştur.
“Uyku Belası” adlı bu hikâye, yazar henüz lise çağlarındayken kaleme alınmış, Şubat 1953 yılında da yayımlanmıştır. Bu hikâyesiyle yazar, gözlem yeteneğinden de yararlanarak toplumda bir köşeye itilmiş ve oldukça sıradan insanlara ışık tutmuştur. Hikâyenin yapı unsurlarından olan şahıs kadrosu; gazeteci, serseri ve Arap lakabıyla bilinen maruf Hüseyin’den oluşur. Bir anlatıda en önemli hususlardan olan karakter seçimini yazar, bilinçli bir şekilde kurgulamış, bir araya toplamıştır. Bu yönüyle dahi yazarın, toplumun hangi kesiminden insanlara dönük olduğunu, toplumun hangi penceresinden satırlar arasına baktığını anlamak mümkündür. Karakterler ve onların yaşam koşulları, bulundukları çevreden ayrı düşünülemez. Nasıl ki bir dilencinin yuvası, en son köşk olacaksa Adnan Özyalçıner de çocukluğunun geçtiği mekânları ve o mekânların içinde yaşayan insanları karakterize edebilmiştir. Bu hikâyenin şahıs kadrosu dikkate alınarak içerikte tespit edilen mekânlar şu şekildedir: Tramvay durağı,