Mucize, Tanrı’nın elini koparıp dünyaya fırlatması ve sonra da ondan geri dönmesini beklemesidir. Ancak elin, önce bir el olduğunu anlaması sonra da Tanrı’ya ait olduğunu farketmesi gerekir. Mucize, elin ait olduğu bedene dönüşüdür.
Tanıklık ettiğim dünya, şiddet kullanılarak yönetiliyordu. Ancak kimse bunu itiraf etmiyordu. Hatta şiddet kelimesi bile gömülmüştü. Onun yerine başka bir kelime kullanılıyordu: Para. Çok daha nazik. Çok daha yasal. Çok daha ahlaki.
Yok olmak ve yaratmak gibi düşüncelerin nasıl birbirine yaklaştıklarını gördün. İnsanın yarattıkça yok olduğunu anladın. Yaratıcılığın bedelinin yarattıkların kadar eksilmek olduğunu kabul ettin. Ve amacın bu oldu. Yaratarak yok olmak. Son düşüncen de yok olana kadar yaratmak.
Suçladı. Herkesi. Kendini. Yalnız kalamadığı için. Yalnız bırakılmadığı için. Yanında daima insanlar olduğu için. Ve onların yanında daima aptal ve kötü olduğu için. Baskıya dayanamadığı için. Baskıdan nefret ettiği için. Bedeninde ve ruhunda bu kadar delik olduğu için. Ve o delikler, başkalarının düşüncelerinin geçebileceği genişlikte olduğu için.
O an anlamıştı Ava, her kelime eşit değildi. Bazı kelimelerin gücü vardı. Biri, kelimeleri sesli dile getirmeye karar verdiğinde, hayatının tüm gidişatını değiştirme güçleri vardı.