emin

emin
@eminka
"Güneşin altında yeni bir şey yok." Bkz: 17. Söz'ün Birinci ve İkinci Levhaları
İstanbul
Mesudiye, 29 Ekim
87 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Ruha Dokunan Ezgiler
*** Ey Özgürlük / Zülfü Livaneli Bir sözün coşkusuyla, dönüyorum hayata, senin için doğmuşum haykırmaya; ey özgürlük... youtu.be/DqyLcsGqW4s
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bahçıvan / Tagore
*** Gitmeli misin seyyah? Gece durgundur, karanlık da ormana çöküyor. Balkonumuzdaki lambalar parlak, çiçekler taptaze ve gençlik dolu gözler hâlâ uyanıktır. Ayrılma zamanın geldi mi? Gitmeli misin seyyah? Ayaklarını, yalvaran kollarımızla sarmadık, bağlamadık. Kapıların açıktır. Atın eyerlenmiş bekliyor. Yolunu kapamaya çalışmış olsak bile, bunu türkülerimizle yaptık. Seni büsbütün alıkoymak istediysek bile, bunu gözlerimizle yaptık. Seni alıkoymak elimizden gelmez seyyah. Bizim gözyaşlarımız var yalnız. Gözlerinde hangi sönmeyen ateş parlıyor? Kanında hangi huzursuz nöbet dolaşıyor? Karanlıkta hangi ses seni zorlayıp kışkırtıyor? Yıldızlardan hangi müthiş tılsımı okudun ki, gece, mühürlü ve gizli bir haberle garip ve sessizce kalbine girdi. Ey yorgun kalp, neşeli toplantıları istemez, huzur ararsan, lambalarımızı söndürecek, sazlarımızı susturacağız. Karanlıkta, yaprakların hışırdayışları arasında sessizce oturacağız, yorgun ay da soluk ışıklarını pencerene serpecek. Ey seyyah, hangi uykusuz hayal, gece yarısının kalbinden dokundu sana?
Suyun Sesi (The Shape of Water) filminden
*** Ebedi bir şey bu, anlıyor musun? Tantalos bile ölümden kaçmayı başaramadı. Dallardaki meyveler daima erişilmezdi, nehirdeki sudan ne zaman içmek için eğilse sular hep geri çekildi. İşte bu yüzden günümüzde bunun gibi şeyler söylüyoruz: "Şu davetkâr turtalara bak."
Sinema
Suyun Sesi (The Shape of Water) filminden
*** (Tırnak içinde olan kısımlar dilsiz Elisa'nın işaret diliyle anlattıklarıdır.) - "O çok yalnız, tek başına." - Tek başına demek! Yani Çin lokantasına her gittiğimizde tanktaki balıkları kurtarmak mı istiyorsun? Peki yalnızsa ne olmuş? Hepimiz yalnızız. "Hayatında gördüğün en yalnız şey" öyle mi? Kendin söyledin, az önce ona 'şey' dedin. O bir 'şey', bir ucube! - "İşaretle anlattıklarımı söyle." - Seni anlayabiliyorum. - "Beni duymuyorsun. Tekrarla! Tekrarla!" - Sakin ol, Tanrım! Sakinleş. - "İşaretle anlattıklarımı söyle." - Pekala, tamam, dediklerini tekrarlayacağım. - "Ben neyim? Ağzımı onun gibi hareket ettiriyorum, onun gibi ses çıkaramıyorum. Bu beni ne yapar? Olduğum tek şey, bütün olduğum, beni buraya, ona getirdi." - Gördün mü? Ondan erkek diye bahsettin. Artık o bir 'erkek', değil mi? Vurdun mu sen bana? Elisa, izin ver de gideyim! - "Bana bak, bana bak!" - Tamam, bakıyorum, bakıyorum. Vurdun bana. - "Bana baktığında... Bana bakış şekli.. eksikliğimin ne olduğunu ya da ne kadar kusurlu olduğumu bilmiyor. Beni neysem öyle, tam olduğum gibi görüyor. Her zaman, her gün, beni gördüğünde mutlu oluyor. Şimdi, ya onu kurtarabilirim, ya da ölmesine izin veririm." - Elisa, gitmem gerek. Üzgünüm ama gitmek zorundayım. Tanrım! Neyiz biz, sen ve ben neyiz? Ne olduğumuzu biliyor musun? Hiçbir şeyiz! Hiçbir şey! Ne yapabiliriz? Hiçbir şey yapamayız! Üzgünüm, ama o şey.. o bir insan bile değil.
Sinema