Birileri "bu hikâyeyi ben yazmış olmalıyım," demeli. Ama o hikâyenin hangi odalarda, hangi sancılarla yazıldığını hiç bilmemeli.
Semender olmak için ateşten, bir efsaneden arda kalmak için çölden geçmek gerektiğini iyi bilirdik. Hangi efsane büyük bedel istemez ki?
Kâğıt üzerinde yaşanan hayatın ateşten başka sonu yok ki.
Kan damara, nabız bileğe, ruh bedene, fikir zihne, his kalbe, ben geceye; demek istediğim şu ki içim içime sığmadığında. Yazı.
Kalbin de infilâkı var. Çıldırmamak için tahliye!
***
Surların gölgesinde yediğimiz karpuz biraz olsun serinletti içimizi. Çimenlerin arasından başını uzatan bir hortumdan akan suyla ellerimizi yıkadık, yüzümüze boynumuza su vurduk. Otobüsün kalkmasına daha saatler var. Arkadaşlar şehirde kalmayı tercih ettiler. Madem biraz daha burdayız, neden beton binalardan bir kafes hükmündeki şehre kendimi kapatayım ki? Şehirden uzaklaşmalıyım. Uğul uğul akan Dicle'yi seyretmeye, On Gözlü Köprü'ye gitmeliyim.
Köprü popüler burada. Elinde pahalı marka bir makine olan fotoğrafçılar, en iyi düğün fotoğrafını çekebilmek için gelin ve damata yer gösteriyorlar. Bugün evliliğe ilk adımlarını atan o çiftler, zamanla aynı evin içinde farklı suskunluklara daldıkları zaman, odanın bir köşesindeki fiskosun ya da duvara monte bir rafın üzerinden çerçevesine hapsedilmiş o fotoğraf seyredecek onları. Galiba düğün fotoğrafları biraz da bunun için var.
Fotoğraf çekenler, gelip geçenler, gülenler, eli sevgilisinin elinde ya da bir başına dünyadan habersiz yürüyenler... Nelere tanıklık etti bu köprü? Altından akıp geçen sular gibi kaç hayat akıp geçti üzerinden asırlar boyu? Kim bilir ne aşk türküleri, ne kahramanlık hikâyeleri söylendi bu köprünün üstünde? Belki bir bayram sabahı temiz elbiselerini giymiş, saçını taramış, en sevdiği ceketini sırtına almış, yeni tıraş ettiği yüzünü tütün kolonyasıyla kokulandırmış bir delikanlı, karşıdan gelen genç bir kıza mahcup bir bakış fırlattı şu ileriden. Kale burçlarına benzeyen köprü kenarlarını oluşturan taşlar, asırlardır gelip geçen insanların ellerinin değmesiyle yer yer parlak ve pürüzsüz bir hâl almış, 'bakın yaşanmışlığımın ve tanıklıklarımın izi bu' der gibi. Köprünün ayakları suyun geldiği yöne doğru suyu yaracak şekilde çıkıntılı. Hayatların insanların gönlünü yorduğu gibi, akan sular da