1965 yılında Türkiye'de yaşayan ancak Türk pasaportuna sahip olmayan Rumlara karşı alınan bir dizi önlem, çok sayıda Rum ailesini ülkeyi terk etmeye zorladı. 1960'lı yılların ortasından sonra İstanbul' da Rumca konuşanların sayısı neredeyse sıfıra düştü.
19. yüzyılın sonlarının Osmanlı yönetici takımı, Türkçe, Kürtçe, Arnavutça ve Arapça konuşan halk kesimlerini padişahlık-halifelik kurumuna sadakatle bağlamak için ağırlıkla İslam
ideolojisine bel bağlar olmuştu.
2. Meşrutiyet döneminde siyasi gelişmelerinde Said Nursi’nin de rol aldığını görmüşler ve yeni laiklik politikaları açısında tehlike arz ettiği korkusuna kapılarak ( Şubat- Mart 1925) bir köye sürgüne gönderilir.
Bediüzzaman'ın İstanbul gezisi sırasında 1896'da bizzat yaptığı reform önerilerine 2. Abdülhamid'in olumsuz tavır almasında, Said Nursi'nin önerilerinde Kürtlere özel bir yer tanınmasının yarattığı kuşku rol oynamış olabilir.