Türk toplumunun önemli bir
kesimince lâikliğin ne kadar katı uygulanırsa din üzerinde o derece kuvvetli
bir “reform” tesiri icra edeceğine inanılması, bu kesimlerin, “lâiklik” kadar
“din” kavramını anlamada da ciddî sorunları olduğunu ortaya koymaktadır.
Reformasyon sonrasında
Hıristiyanlıkla modernliğin ve modern bilimin mutlak uyumunun
gerçekleştiği tezi ise tabiatıyla bir fanteziden başka bir şey değildir.
Çeşitli Balkan bölgelerinde yaşayan bazı bireyler gibi İtalyan korsanlar ya da balıkçıların, padişah hizmetinde kariyere başlamak için İslam'a geçtikleri olurdu.
...yok olmuş rejimin Türkçe konuşan Müslümanları, "hayali cemaatler" olarak tanımlandılar ve bu cemaatler cumhuriyetin kurulmasından sonra "Türk ulusu" olarak yaşamını sürdürdü.