İslâm tarihinin bir özelliği olarak sık sık karşımıza çıkan karizmatik önder anlayışı, Said Nursi döneminde de merkezî önemde bir yer tutmaktadır. Bu, aynı zamanda, düzensizlik dönemlerinde düzene yönelik bir arayışı temsil eder.
''Siyonistlerin şefi olan Herzl, fikirleriyle beni ikna edemez. Siyonistler Filistin'de yalnız ziraat yapmak değil, orada hükümet kurmak, siyasi temsilcilerini seçmek gibi şeyler de arzu ediyorlardı. Bu haris tasavvurlarının manasını gayet iyi anlıyorum. Lâkin, Siyonistler bu teşebbüslerini kabul edeceğimi zannetmekle saflık ediyorlar. İmparatorluğumuz dahilinde, halkımızın fertleri olarak ve Babıali'nin dirayetli hizmetkârları olarak Yahudilere ne kadar kıymet veriyorsam Filistinlilere dair kurdukları tasavvurlara da o kadar düşmanım.''
Siyasi hatıralarım kitabından alınmış.
Siyonistleri himayesi altına alan ilk Batı devleti İngiltere idi. Londra Hükümeti'nin Musevileri himaye altına alması 2.Abdülhamid öncesi devirlere rastlar.
Londra, Filistin'e ilk adımını 1840'da ''Londra Yahudi Cemiyeti'' ve ''Londra Misyoner Cemiyeti'' adları altında iki misyoner örgütle atmıştı. Bu iki misyoner örgütünün çabaları sonucunda Kudüs'te bir Anglikan Kilisesi kurulmuştu.