Yusuf Halaçoğlu

Yusuf Halaçoğlu

YazarÇevirmen
8.7/10
128 Kişi
·
386
Okunma
·
51
Beğeni
·
2726
Gösterim
Adı:
Yusuf Halaçoğlu
Unvan:
Türk Tarihçi ve Siyasetçi
Doğum:
Kozan, Adana, 10 Mayıs 1949
Yusuf Halaçoğlu (d. 10 Mayıs 1949, Kozan), Türk tarihçi ve siyasetçi. Türk Tarih Kurumunun eski başkanlarından olan Halaçoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi'nin Kayseri milletvekilidir.

Hayatı

Adana'nın Kozan ilçesinde, 10 Mayıs 1949 tarihinde doğdu. 1967'de liseyi, 1971 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yeniçağ Tarihi Kürsüsünden Fırka-i İslâhiye ve Kozanisimli lisans tezini hazırlayarak mezun oldu.

1974 yılında, mezunu olduğu İstanbul Üniversitesi'nde Yeniçağ Tarihi Kürsüsü asistanı oldu.1978 yılında XVIII. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nda İskân Siyaseti adlı doktora tezi ile doktor oldu. 1982'de yardımcı doçentliğe, Nisan 1983'te ise Osmanlı İmparatorluğu'nda Menzil Teşkilâtı ve Yol Sistemi isimli doçentlik tezini hazırlayarak doçentliğe yükseldi.1983-84 öğretim döneminde bir yıl süreyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca Elâzığ'da Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde görev yaptı. 1986 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümüne geçti. 20 Mart 1989'da XVI. Yüzyılda Sosyal, Ekonomik ve Demografik Bakımdan Balkanlar'da Bazı Osmanlı Şehirlerikonulu takdim tezi ile profesörlüğe yükseldi. Aynı tarihlerde Türk Tarih Kurumu asıl üyesi seçildi.

1989 yılında Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığına tayin edildi, 17 Aralık 1990'da ise genel müdür yardımcılığına getirildi.Bu sırada, Osmanlı Arşivi'nin otomasyonunu başlattı. Bu görevinden 2 Mart 1992'de istifa etti ve Marmara Üniversitesi'ndeki görevine döndü.26 Ağustos 1992 tarihinde rektör yardımcısı oldu. 23 Ekim 1992'de rektör vekili ve Kasım 1992'de tekrar rektör yardımcılığında bulundu.Bu görevini sürdürürken 21 Eylül 1993'te Türk Tarih Kurumu Başkanlığına getirildi.23 Temmuz 2008'de, hâlen sürdürdüğü Gazi Üniversitesi'ndeki asli görevine iade edilmek üzere görevden alındı.

Siyasi kariyeri

28 Ocak 2011'de Milliyetçi Hareket Partisi'ne katıldı.Kayseri'den 1. sıra milletvekili adayı oldu ve 2011 Türkiye genel seçimleri sonrasında milletvekili seçildi.Öte yandan Halaçoğlu, Türkiye-Kırgızistan Parlamentolararası Dostluk Grubu saymanı ve Türkiye-İran Parlamentolararası Dostluk Grubu üyesidir.
Osmanlı idaresinde Ermeniler dini vecibelerini tam hürriyet içinde yerine getirirlerken, kendi din adamlarını da yine kendilerinin tayin etmelerine izin verilmiştir.
...
Anadolu'nun Türk idaresine girmesinden sonra burada yaşayan Ermeniler, kendi dillerini tam bir serbestlikle korumaya devam ettiler. Osmanlı yönetimi, diğer cemaatlere uyguladığı politikayı bunlara da uygulayarak Ermenice'yi ve Ermeni adlarının kullanılmasını serbest bıraktı.
Yusuf Halaçoğlu
Sayfa 17 - Babıali Kültür Yayıncılığı
"Milletlerin daha geniş topraklara hükmetme, daha nüfuzlu ve daha zengin bir toplum olma hırsı insanı ve insani değerleri geri plana iten bir anlayış doğurmuştur."
"Ermenilerin, yürüttükleri faaliyetler ile kendi Ülkelerine karşı dış güçlerle işbirliği yapmaları techir gibi bir kararın alınmasında önemli bir rol oynamıştır."
Yusuf Halaçoğlu
Sayfa 43 - Babıali kültür yayıncılık
"işte bu sırada ülkelerini Bizans'a terk ederek Anadolu'nun içlerine çekilen ermeniler, Kilikya adı verilen Çukurova bölgesine yerleşmişler ve burada yine Bizans'a bağlı bir prenslik kurmuşlardır".
Ermeni Komiteleri'nin Türkiye'deki şubelerine şu tâlimatı verdikleri görülmektedir: "Rus ordusu sınırdan ilerler ve Osmanlı ordusu geri çekilirse her tarafta birden eldeki vasıtalarla başkaldırılacaktır. Osmanlı ordusu iki ateş arasında bırakılacak, resmi binalar bombalanacak, iaşe depolarına sabotajlar düzenlenecek; aksine Osmanlı ordusu taarruza geçerse Ermeni askerleri Ruslara katılacak ve silah altına alınanlar kıtalarından kaçarak, Türk birliklerinin geri cephelerine zarar vermek ve ülke içinde çeşitli olaylar çıkarmak için çeteler kurulacaktır".
Yusuf Halaçoğlu
Sayfa 22 - Babı Ali Kültür Yayıncılığı
Nitekim tehcirin sona erdiğine dair vilâyetlere gönderilen emirlerde, sevk edilmemiş Ermenilerin bulundukları yerlerde yerleştirilmeleri için talimat verilmiştir. Bu arada yollarda, yaklaşık 30-40 bin civannda göçmenin hastalıktan, 7- 8 bin kişinin de eşkıya saldırısından hayatını kaybettiği an-
laşılmaktadır.
Yusuf Halaçoğlu
Sayfa 66 - Babıali Kültür Yayıncılığı
Zorunlu göçten, Ermeni örgütlerine destek vermeyen Ermeniler, sanatkârlar, iş adamları, askeri personel, yaşlı kadın ve erkekler ile kimsesiz çocuklar, Protestan ve Katolik Ermeniler muaf tutulmuştur.
192 syf.
·4 günde·9/10
Bugün birileri çıkıp ortaya bir uydurma soykırım iddası atıyorsa ve bunu bazı devletlerin meclislerinde kabul ettiriyorsa burada bizim de kabahatimiz var. Demek ki, tarihimizi iyi öğrenememiş, iyi anlatamamışız. Öğrenmemiz, öğretmemiz, göstermemiz lazım. Görmek istemeseler bile delilleri gözlerine sokmamız gerek.
Bu soykırım iddasının yalan,uydurma olduğunun çok fazla kanıtı var. Sadece zamanın yabancı diplomatlarının ülkelerine gönderdikleri mektupları okumak yeterli. Söylentilerin aksine ermenilerin Türklere yaptığı katliamlar var.
Türklere ait toplu mezarlar ortaya çıkarken, bir buçuk milyon ermeni katledildiyse neden hiç onlara ait toplu mezarlık yok?
Yoksa bu gibi iddialar Fransanın Cezayirde ve Adanada Türklere ve araplara, İngilterenin Hindistan ve Afrikada, Amerikanın Kızılderililere ve diğer yerli halklara, Almanların yahudilere, Rusyanın önce yahudilere, sonra da Türklere karşı uyguladığı sorkırım ve katliamları unutturmak için mi o devletlerce bu kadar rahat kabul edilip, dillendiriliyor?
136 syf.
·Puan vermedi
Birkaç yıl önce okumuş ve inceleme yazma fırsatı bulamamıştım. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Dili sade ve akıcı. Belli ki yazar konu hakkında epey bir inceleme yapmış.
192 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Ermeni meselesi hep merak ettiğim fakat bir türlü kaynak eksenli araştırıp, tam manası ile vakıf olamadığım bir konuydu..Bu kitap her anlamda açlığımı giderdi..Zaten yazarımız Prof.Dr.Yusuf Halaçoğlu, cok donanimli Basbakanlik Devlet Arsivleri Genel Mudurlugu Osmanli Arsivi Daire Baskanligi dahi yapmis bir zât-ı muhterem ve sadece bu konuyla alakali bir kac kitabi mevcut..

Evvela sunu belirteyim ki kitap gayet objektif yazilmis ve her cumlesi kaynaklarla desteklenmis.Hatta kitabin sonuna tam 40 sayfa kaynaklarin orjinal fotograflari eklenmis.Yazarimiz kendi de ifade etmis inanmak istemeyene istedigin kadar kaynak sun, yine de inanmaz,cunku isine gelmiyordur,menfaatiyle cakisiyordur..Bunun tarihte cok fazla ornegi mevcut...

Yazımın başında konuya hakim değildim desem de emin olduğum bir sey var ki o da Turklerin asla, bile isteye bir insana zulmetmeyecegi,bir toplulugu katletmeyecegi...Hangi ırktan olursa olsun "insan" kiymetlidir bizde,emanettir..Ne ırkına, ne dinine bakilir,insan olmasi yeterlidir..Oysa Batı oyle midir..Bati kendinden olmayana asla kiymet vermez hatta soyle orneklendirecek olursak Turklerde ve dahi muslumanlarda hirsizlik,Ahmed'den alsanda aynidir Hans'tan alsan da aynidir ikisinin de malini,parasini alamazsin,calamazsin... Batida bu biraz farklidir nasil mi? Hans'in malini alamazsin ama Ahmed'in alabilirsin...........Örnek cok lâkin biz bu kadariyla yetinelim...

Ermenilere, diger topluluklara oldugu gibi devletimizde ciddi insiyatifler verilmis: Devlet kademelerine yerlestirilmis,dînî vecibelerini tam hurriyet icinde yerine getirirlerken,kendi din adamlarini da yine kendilerinin tayin etmelerine izin verilmis,ozel ibadethaneler tahsis edilmis,dillerini ozgurce konusabilmis ve en onemlisi de kendi matbaalarini kurmalarina izin verilmis..Dusunebiliyor musunuz dilini ozgurce konusabiliyorsun,kendi partini kuruyor,gazeteni cikarabiliyorsun..Daha ne ister ki insan?Tabiki de Devlet...

Bu derece özgür olan,asla kisitlanmayan bir topluluk elbette:" Eee bu kadar oldu bir devletimiz eksik, o da olsun." der tabii ve bunun kimin eliyle olduguna da bakmaz..Bakmaz ki avci Ruslar hemen devreye girer...

Birinci Cihan harbi tüm şiddetiyle devam ediyor.. Türk milleti tam manası ile ölüm kalım savaşı verirken devlet derdine düşen Ermeniler Ruslarin kışkırtmasıyla birçok ilde isyan çıkarırlar, Öyle ki pek çok masum Müslüman Köylü katledilir... bir tarafta Savaş, kıtlık, bir tarafta isyanlar... çok zor şartlar altında devletin çözmesi gereken bir konu olur Ermeni meselesi... ilk etapta ufak tedbirlere başvurulsa da üstesinden gelinemez... işler büyür de büyür... devlet her taraftan kuşatılmış, cephedeki askerlerimize erzak ve mühimmat götürülen yollar, yine Ermeniler tarafından kapatılmış.. yine ordudaki Ermeni askerler savaş sırasında Rusların tarafında geçivermiş... ihanet üstüne İhanet...

Daha yazamadığım devleti adeta çökertmeye yönelik tüm bu olup bitenlere ciddi bir tedbir almak gerekti ve Başkumandan Vekili Enver Paşa çâre olarak Ermenilerin yine kendi ülkemizde başka bölgelere Tehcir fikrini ortaya sundu....

Batılılar bir milyon alti yuzbinden fazla Ermeni'nin katledildiğini iddia ediyor ki (Ermenilerin sayısı ülkemizde asla bir milyona ulasmamış) katledilen Ermenilerin toplu mezarları nerede? ya da şu soruyu soralım madem zamanında Ermeniler katledildi şimdiki Ermeniler kimin torunları? Cevaptan çok emin olduklarından sanırım Avrupa ülkelerinden onlarca araştırmacı gelip Osmanlı arşivinden kaynak toplarken nedense Ermeni meselesiyle alakalı bir tane bile araştırma yapılmamış....

Son söz

Hakikatin elbet gün yüzüne çıkma gibi kötü huyu vardır, elbet gerçekler bir gün ortaya çıkacak... bize düşen Türklerin karalandıkları gerek Ermeni meselesi gerek diger meseleler ile ilgili bilgi sahibi olmak, Kendimizi tanımak ve gerektiğinde bunları sözlü ve yazılı olarak ifade edebilmek....
159 syf.
·3 günde·Puan vermedi
850 yıllık birlikteliğimizin olduğu, bir sıkıntı çıkmadan yaşayıp gittiğimiz bir etnik grubun, o hengamenin (1. Dünya savaşı ve öncesi) içerisinde birden ve keskin bir şekilde yön değiştirip güvenliğini ve her türlü ihtiyaçlarını karşılayan bir devlete karşı ayaklanma girişimleri şaşırtıcı olmakla birlikte üzücü ve alçakçadır. Rusya’nın kışkırtması ve gazlaması sonucunda Ermeniler; doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan topraklarımızın bir kısmını alarak devlet kurma hayalinin sarhoşluğu ile kurdukları her türlü silahlı ve zararlı cemiyeti Devletimizin birliğine, beraberliğine, askerine, polisine, kullanmaktan kaçınmamışlardır.
93 harbi, 1. Dünya savaşı arasında Ermeni çetelerinin Türklere karşı uyguladığı katliamlar, kendilerine destek vermeyen üst düzey Ermeni devlet görevlilerine karşı düzenlenen suikastler ve düşmanla işbirliği yaptığına dair belge ve resimler arşivlerde bulunmakla birlikte herkesin bildiği gerçeklerdir. Bu zulüm ve isyanlar hat safhaya çıkmışken 1. Dünya savaşı patlak verdiğinde bu tutum ve davranışlarında ısrarlı davranmaları zaten zor durumda olan Devletimizi çok daha zor durumlara sokmakta ve zarara uğratmaktaydı. Hal böyle olunca Tehcir kaçınılmaz bir çıkış kapısı olarak kullanılmak zorunda kalınmıştır. Tehcir kapsamında Yüzbinlerce Ermeni yine Osmanlı toprakları içerisinde bulunan Suriye’ye gönderilmiş olup bu Tehcir’den 15 gün önce kendilerine bildiri yapılmış, hazırlıklarını tamamlamaları için süre verilmiştir.
#43905835
Tehcire Mahkum olan Ermenilerin bir kısmı salgın hastalık, eşkıya bakını gibi nedenlerden dolayı yollarda hayatını kaybetmiştir. Ancak bu rakamlar Ermeni Diasporasının iddia ettiği rakamın yarısının yarısını bile teşkil etmemektedir. Ve 1944’te çıkan bir kelime olan SOYKIRIM ifadesi ve şartları ile asla örtüşmemekte olup bu iddia tamamen siyasi ve karalamak adına gündemde yerini korumaktadır.
Zira Bu tehcir kapsamında Osmanlı Devletinin o Koşullarına rağmen her türlü iaşe, sağlık ve güvenlik önlemleri için Tehcir güzergahında bulunan vali, yönetici ve sorumlu devlet adamlarına gönderilmiş olan talimatnameler ve paralar belgelerle sabittir. Tüm bu belgeler bir art niyet olmadığının kanıtıdır. Ayrıca Yine bu kapsamda Ermenilerin ulaşacakları yerde gerekli köylerin kurulması maddi ve manevi yardımları kapsayan emirler de tehcir bitmeden varılacak noktaya ulaştırılmıştır.
Merkezin Talimatlarına uymayan görevliler için de bir talimat söz konusu olup bu süreç içerisinde ettikleri keyfi zulümlerin cezalarını gerek sürgün gerekse idam olarak ödemişlerdir.

Bugün bu soykırım iddiaları bazı ülkelerce kabul edilmiş olması, Üzüntü verici ve ikiyüzlücedir. Ülkemizin tarihsel ve belgeli bir platformda eşit sayıda oluşturulacak komisyonda olayın bilimsel olarak masaya yatırma teklifinin kabul görmemesi olayın samimiyetsizliğinin bir göstergesidir.
Özet olarak durum yukarıda bahsettiğim gibidir.
Tüm bunlardan daha fazlası kitapta belgelerle mevcut olup, gayet akıcıdır. Bu meseleyi hakkıyla bilmeniz açısından şiddetle tavsiye ederim…

İyi okumalar…
Bünyamin Müftüoğlu
Bünyamin Müftüoğlu XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun İskan Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi'ni inceledi.
179 syf.
·8/10
Osmanlı'nın 18. yüzyıl iskân faaliyetlerine ilişkin bilgileri tüm ayrıntılarıyla, kapsamlı olarak bulabileceğiniz bir eser. "XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun İskân Siyaseti ve Âşiretlerin Yerleştirilmesi" konusu aynı zamanda Yusuf Halaçoğlu'nun doktora tezinin de konusu. Eser Halaçoğlu'nun altı yıl süren araştırmalarının sonucunda ortaya konulmuş. Osmanlı'da konar-göçer aşiretlerin durumunu, iskanların sebeplerini, belli-başlı iskan ve sürgün bölgelerini bulabileceğiniz kaynak niteliğinde bir eser. Tarih'le ilgilenen arkadaşların, konusuna göre, oldukça işine yarayacağını düşünüyorum. İyi okumalar.
192 syf.
·10/10
Üniversite 1.sınıfta akademisyen hocamın okunması lazım olan kitaplar arasında saydığı bir listede denk geldim kitaba.
Gerçekten de Ermeni tehciri konusunda en yararlı kaynak olabileceğini düşündüğüm kitap.
Bir çok yeni bilgi ve en önemlisi gerçek bilgi ile karşılaştım.
İyi ki kütüphaneme eklemişim kitabı.
192 syf.
Kitapta Türk Ermeni ilişkilerinin başladığı 1015-1020 yıllarından itibaren Ermenilerin Türk idareleri altındaki sosyal, ekonomik, kültürel, dini durumlarının incelenmesiyle başlıyor, 1. Dünya Savaşı’na kadar Ermenilerin Avrupa ve Rusya ile olan ilişkileri, İngiltere ve Rusya’nın Şark Meselesi politikaları doğrultusunda Ermenileri kışkırtmalarıyla ilk şiddet olaylarının başlaması (1890 İstanbul Kumkapı’da), takip eden yıllarda da artması, Avrupa Ülkeleri’ nin konuyla ilgili olarak Osmanlı Devleti’ne Ermeniler ’in ıslahatıyla ilgili istekleri, Balkan Savaşları ve 1. Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin durumları, tehcir kararının alınması, uygulanması ve sonrasıyla ilgili yaşananlar Osmanlı arşivi, özel arşiv, birçok yazarın kitapları, batı basınında çıkan yazılar, mektuplar, telgraf vb. belgelere dayandırılarak işlenmiştir.
Konuya merak duyup kapsamlı bilgi edinmek isteyenlerin ilgisini çekebilir.
159 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Son dönemlerde ülkemizin gündemini meşgul konulardan birisi de "Ermeni Meselesi" dir. Düvel-i Muazzama olsun, Ermeni lobisi ve diğer Avrupai devletler olsun meseleyi kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktan ve ülkemizi zor durumda bırakmaya çalışmaktan geri durmamaktadır. Bu bağlamda konuyla ilgili olarak bilgi sahibi olmak, bizlere sunulan tezlere anti tez olarak karşı verebilmek adına okumalar yapmamız gerekmektedir. Yusuf Halaçoğlu'nun "Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları" kitabı konu hakkında okumuş olduğum ilk eser. Yazar eseri belgeleriyle desteklemiş. Meseleyle ilgili tüm iddiaları başarılı bir şekilde çürütmüş. Yasanan süreçle ilgili Osmanlı'nın tutum ve politikasını güzel izah etmiş. Yabancı konsoloslar ve temsilcilerden alıntılar yaparak belgelerini ve iddialarını sağlamlaştırarak tezlere anti tezlerle cevap vermiş. Kullanmış olduğu belgeleri eserin sonuna ekleyerek okuyucuya somut veriler sunmuş. Ermeni Meselesi nedir? Ne değildir? Tüm soru işaretlerini gideren bir çalışma olmuş. Okurlara tavsiye ederim.
192 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Guvenilir kaynaklardan yazilmis herkesin okumasi gereken bir eser.Bu kitaptada gorulecegi uzere Ermeni soykirimi degil bir yer degistirme yapilmis, ama Ermeniler Turklere bir soykirim uygulamislar ve ihanet etmislerdir.
159 syf.
TTK Başkanlığı da yapmış bu alanda uzman Yusuf Halaçoğlu'nun değerli kitabıdır. Kanaatimce Ermenice çevirisi yapılıp Ermeni diasporasına bol miktarda hediye edilmelidir. Tüm suçlamalara belgelerle sağlam cevaplar vermiş, Ermeni meselesini geniş bir şekilde ele almıştır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yusuf Halaçoğlu
Unvan:
Türk Tarihçi ve Siyasetçi
Doğum:
Kozan, Adana, 10 Mayıs 1949
Yusuf Halaçoğlu (d. 10 Mayıs 1949, Kozan), Türk tarihçi ve siyasetçi. Türk Tarih Kurumunun eski başkanlarından olan Halaçoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi'nin Kayseri milletvekilidir.

Hayatı

Adana'nın Kozan ilçesinde, 10 Mayıs 1949 tarihinde doğdu. 1967'de liseyi, 1971 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yeniçağ Tarihi Kürsüsünden Fırka-i İslâhiye ve Kozanisimli lisans tezini hazırlayarak mezun oldu.

1974 yılında, mezunu olduğu İstanbul Üniversitesi'nde Yeniçağ Tarihi Kürsüsü asistanı oldu.1978 yılında XVIII. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nda İskân Siyaseti adlı doktora tezi ile doktor oldu. 1982'de yardımcı doçentliğe, Nisan 1983'te ise Osmanlı İmparatorluğu'nda Menzil Teşkilâtı ve Yol Sistemi isimli doçentlik tezini hazırlayarak doçentliğe yükseldi.1983-84 öğretim döneminde bir yıl süreyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca Elâzığ'da Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde görev yaptı. 1986 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümüne geçti. 20 Mart 1989'da XVI. Yüzyılda Sosyal, Ekonomik ve Demografik Bakımdan Balkanlar'da Bazı Osmanlı Şehirlerikonulu takdim tezi ile profesörlüğe yükseldi. Aynı tarihlerde Türk Tarih Kurumu asıl üyesi seçildi.

1989 yılında Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığına tayin edildi, 17 Aralık 1990'da ise genel müdür yardımcılığına getirildi.Bu sırada, Osmanlı Arşivi'nin otomasyonunu başlattı. Bu görevinden 2 Mart 1992'de istifa etti ve Marmara Üniversitesi'ndeki görevine döndü.26 Ağustos 1992 tarihinde rektör yardımcısı oldu. 23 Ekim 1992'de rektör vekili ve Kasım 1992'de tekrar rektör yardımcılığında bulundu.Bu görevini sürdürürken 21 Eylül 1993'te Türk Tarih Kurumu Başkanlığına getirildi.23 Temmuz 2008'de, hâlen sürdürdüğü Gazi Üniversitesi'ndeki asli görevine iade edilmek üzere görevden alındı.

Siyasi kariyeri

28 Ocak 2011'de Milliyetçi Hareket Partisi'ne katıldı.Kayseri'den 1. sıra milletvekili adayı oldu ve 2011 Türkiye genel seçimleri sonrasında milletvekili seçildi.Öte yandan Halaçoğlu, Türkiye-Kırgızistan Parlamentolararası Dostluk Grubu saymanı ve Türkiye-İran Parlamentolararası Dostluk Grubu üyesidir.

Yazar istatistikleri

  • 51 okur beğendi.
  • 386 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 337 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.