Bir gün, belki on sene oluyor, bir hocam bana: 'Zekâni mirasyedi gibi harciyorsun!' demişti.
Doğru... Zekâmi har vurup harman savurdum ve nihayet iflas ettim... Hiçbir şeyim kalmadi... Ben zekâyi radyum gibi bitip tükenmez bir cevher saniyordum... Onun insan eliyle yetişip gelişen bir şey olduğunu düşünmüyordum... Adam olmak değil, enteresan olmak; bir şey
yapmak değil, bir şey yapanlara istihfafla bakacak bir yere çikmak istiyordum... Halbuki bugün sonsuz zaman ve mesafenin içinde ben
neyim? Bir solucandan, bir ayrik kökünden daha ehemmiyetsiz, daha değersiz, daha lüzumsuz bir mahlukum..."
Birkaç kurnaz ve işbilirin yanında bir sürü de Allah'in mübarek koyunlari var... Yaşamak ve
yeryüzünde üç adimlik bir yer işgal
etmekle mühim bir iş yaptiklarini
zannederler.
Dünyada ne kadar antikalik yapmak istersen
hayat da önüne o kadar gündelik
hadiseler çikariyor. Korkuyorum ki
bu, ömrünün sonuna kadar böyle
devam edecek