Emir

Emir
@emirthadrgt
İnsan hiçbir zaman kendisini ya da bir başkasını anlayamaz, tanıyamaz. Karakter dinamik bir yapıya sahiptir, yani sürekli bir değişim içerisindedir ve karaketeri oluşturan 4 temel etmen vardır. Genetik Bilgimiz Çevresel Faktörlerimiz Yaşadıklarımız Yaşamadıklarımız Dinamik olan bu sistemdeki dinamizmi sağlayan şey zaman adını verdiğimiz şeydir. Dolayısıyla zaman aktıkça kişilik değişir çünkü 4 temel etmenden birisi hariç diğerleri değişmiştir ve artık o kişi, o kişi değil yeni bir kişidir. Genetik Bilgi değişmez, bunun sebebi açıktır. Çevresel faktörler değişirler fakat bu değişimin miktarı azdır, çünkü kısa zaman dilimlerinde çevremizin hızlı bir şekilde değişme ihtimali oldukça azdır, ama küçük değişimlerin önü açıktır. Yaşadıklarımız değişir çünkü zaman nehrindeki en küçük değişimde bile yaşadıklarımıza yenileri eklenir, zorunludur bu. Yaşamadıklarımız da değişir ve bu değişim diğerlerinden çok daha fazladır çünkü belirli bir zaman diliminde yaşayabileceklerimiz kısıtlıdır, bundan dolayı aklımıza dahi gelmeyecek şeyleri yaşayamayız. Sonuç olarak siz kendiniz için ya da bir başkası için ben artık anlıyorum, tanıyorum dediğinizde yanılıyorsunuzdur çünkü bunu söylediğinizde karakterde bir değişim meydana gelmiştir ve o kişi artık yeni bir kişidir. Dolayısıyla kendinizi ya da bir başkasını hiçbir zaman tam olarak anlayamaz ve tanıyamazsınız. Son olarak eklemeliyim ki birisini anlayamamaktan daha kötü bir şey varsa bu, kesinlikle kendinizi anlayamıyor oluşunuzdur.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Olayların nesnel olarak ve gerçekte ne oldukları değil, bizim için, bizim kavrayışımız açısından ne olduklarıdır bizi mutlu ya da mutsuz kılan: Epiktetos da bunu söyler: "İnsanları huzursuz eden olaylar değil, olaylar hakkındaki görüşlerdir."
Ve elbette insanın esenliği için, varoluşunun tün biçimi için esas olan, açıkça kendi içinde ne bulunduğu ya da ne olup bittiğidir.
Melodiler nefesinde doğuyor, dudaklarında ölüyordu.
Bu kadar mutlu olmayı hak etmiyorsun, Liesel. Gerçekten hak etmiyorsun. İnsan, mutluluğu çalabilir miydi? Yoksa bu da aşağılık bir içsel insan hilesi miydi?