Kitap, Türk tarihinin en çok tartışılan isimlerinden biri olan II. Abdülhamid’in Selanik’e getirilmesiyle başlıyor. Devam eden bölümlerden kitabın sonuna kadar ise devrik sultanın kendisini kendisine muhalif olan bir doktora anlatmasıyla devam ediyor. Yani aslında kitapla ilgili en büyük eleştiriyi burada yapmak gerekiyor. Çünkü kitap, okura bir roman hissi vermiyor. Özellikle “biyografi” özelliği ağır basan bu kitabı romanlaştırmaya çalışan yazar Sn. Zülfü Livaneli’nin bir okur olarak kitabı yanlış kategoride çıkardığını düşünüyorum. İçeriğe gelecek olursak; Kitap özellikle tarihe “istibdat” dönemi olarak geçen Sultan II. Abdülhamid dönemini çok sade ve akıcı bir dille okura aktarmakta. Özellikle tarih okumalarına yeni başlayan arkadaşlar adına kitabın bir “giriş” niteliğinde olduğunu söyleyebilirim. Özellikle ve büyük bir heyecanla aldığım bu kitabın tarafsız, ve önyargısız oluşu beni mutlu eden temel özelliklerdendi. Dönemi sade akıcı ve tarafsız bir kalemden okumak isteyenler için önemli bir eser olduğunu görüyorum. Sadece kitaba en büyük roman özelliğini veren doktorun aşık olduğu kadınla hikayesinin büyük bir hayal kırıklığı ile yarım bile kalmadığını görüyoruz.