“Ruhumu göstereceğim sana. Yalnızca Tanrı’nın görebileceğini sandığın şeyi sen de göreceksin.”
Dorian Gray'in Portresi.. Aslında yukarıda yazdığım alıntı her şeyi ifade ediyor,okuyanlar için. Normalde bir kitaba başlamadan önce o kitabın yazarı hakkında bir yorumum,düşüncem vardır ama Oscar Wilde hakkında yoktu. Bu sefer okuduktan sonra bilgi edindim.
Wilde yaşadığı dönemde, özel hayatı (cinsel kimliği),kaleme aldığı yazıları vs. toplumun ahlâkî yapısını bozduğu söylenerek yargılanan biri olmuş. Yoksulluk yüzünden öldüğü kanıları olsa da hakkında iki tür ölüm şekli söyleniyor. En çok inanılan ise bir otel odasında duvar kağıdına "birimiz gitmeli" yazarak intihar ettiği..
Dorian Gray'in Portresi ise Wilde'nin yazdığı tek romanı. Kitaba adını veren Dorian eşsiz ve tapınılacak bir güzelliğe(kitapta "yakışıklı" terimine yer verilmemiş) sahip. En büyük varlığı güzelliği ve o bir ressamın ilham kaynağı. Bir gün yine ressama poz verirken ortaya çıkan portre üzerine ağzından birkaç kelime dökülüyor ve hayatı böylelikle şekilleniyor. Burada bir alıntı bırakmak istiyorum ;
" onu mahveden güzelliğiydi; güzelliği ve o yana yakıla dilediği gençliği "
Devam ediyorum :)
Henüz kendine ait düşünceleri ve hedefi yokken hatta yaşamında nasıl bir yol izleyeceğini bile bilmiyorken ressamın arkadaşı onun düşünce kaynağı oldu çünkü o arkadaş öyle bir etkileme özelliğine sahipti..
Beni de etkisi altına almış olabilir. Altını çizdiğim satırların çoğu ona ait.
Dorian, ressamın arkadaşı ile tanıştıktan sonra hayatı öyle bir hâl aldı ki, o masumluğundan ne ödünler verdi..
İnandığı tek bir şey vardı ; meselenin tüm sırrının olayı görmezden gelmek olduğunun kanısındaydı ve yaptığı her eylemden sonra bir şekilde kendini kendine affettirebiliyordu.
Kitabın içeriği hakkında yazacaklarım bunlardan