Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır.
Die Grenzen meiner Sprache ist die Grenzen meiner Welt.
The limits of my language mean the limits of my world.
Düşünürken, Nietzsche'nin "inanç, doğruyu bilmeme isteğidir" sözü vazgeçilmez bir motto olarak yanıbaşımda durur ya, insan her zaman düşünmez, düşünmek istemez.
Bezdik yüzlerini görmekten, gözlerine bakmaktan gece gündüz.
Bizi de götür, Keloğlan, padişah sarayının olduğu o kente,
ayağımızda demir çarık, elimizde demir asa, kırk gün kırk gece,
kimi yollarda yayan yapıldak, kimi Anka'nın sırtında,
gak deyince su, guk deyince et.
Kozmos'un içindeki Kaos'un ve düzen tasasının bir kıyısında, anlamın sıfır noktasına teğet bir duruşta, koyu sevdayla ölüm korkusu arası söz alır ya da tıkanırız. Şiirimiz varsa, buradadır, başka bir zamanda ve yerde değil.
ne yapacağını bilememe,
elini kolunu nereye koyacağını şaşırma,
sanki çok önemli bir şeyi unutmuş gibi düşüncelere dalıp çıkarmaya çalışma,
aniden yerinden kalkıp şöyle bir dolaşıp gerisin geri oturma,
acaba ben neyle meşgul olup yaşıyordum sorgulamaları.
su gibi, hava gibi, ekmek gibi bir şey var eksik, öyle eksik ki...
bırak zaman geçmiyor demeyi emine galiba dünya artık dönmüyor.