emine çelikbaş

emine çelikbaş
Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır. Die Grenzen meiner Sprache ist die Grenzen meiner Welt. The limits of my language mean the limits of my world.
9/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2018 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2018 10:03
Her gün bir kaç metin okuyarak kitabı Ramazan'ın geneline yaymak istemiştim ama öyle güze bir dili var ki bırakamadım. Oruç, Ramazan herhalde en güzel bu kitapta betimlenmiş, tanımlanmış. En güzel yaşayan anlatır ya; Orucu, Ramazanı en iyi oruç ağızlı biri anlatabilirdi dedirtiyor satırlar. Yazar, farklı yıllarda yaşadığı Ramazan günlerini kalbine doğduğu gibi anlatıvermiş. İslamiyet öyle bir din ki, 1400 yıl önce bize armağan edilmiş Kitabımız, elhamdülillah, günümüzü hala aydınlatmaya devam ediyor. Sezai Karakoç da 1960lı yıllardaki oruç hissiyatını öyle güzel anlatmış ki, sanki dün yazılmış metinler. Öyle akıcı, öyle taze. Allah, inancımızı hep taze tutmayı nasip etsin inşallah. Kitap, oruç ağzıma da iyi geldi, gönlüme de. Ferahladım.
Din
Samanyolunda ZiyafetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20254,582 okunma
Reklam
9/10
·330 syf.··
Beğendi
·
2015 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2015 14:33
Zülfü Livaneli’nin okuduğum ilk kitabı ve eminim ki devamı da gelecek. Daha okumaya başlar başlamaz sizi normal bir kahramanın beklemediğini fark ediyorsunuz ve biliyorsunuz ki beklenmeyen olaylar olacak. Ya da en azından ben böyle düşündüm. Kahramanın insanlara dokunamaması, sessiz bir köyde inzivaya çekilmesi, aşırı bir düzen hastası olması, kıyafetlerinin özelliklerine, hava şartlarına göre sınıflandırılarak dolaplara asılması, kitaplarının raf raf değil oda oda düzenlenmesi, arkadaşının ölümü karşısında aşırı soğuk ve ilgisiz davranması, olaylara bakış açısı (ve daha neler neler) kitabın psikolojik yönden sizi gereceğinin habercileri. Kahraman konuşmalarıyla sizi her şeyden şüphe duymaya teşvik ediyor. Bir süre sonra adı geçen her kahraman için “acaba katil bu mu” diye sorgulamaya başlıyorsunuz. Öte yandan ara ara olayların geçtiği yer-tarihler hakkında da bilgilendirmeler de var ve bu beni yine araştırmalara sevk etti. Kitaplarda en sevdiğim yön de hikayenin gerçek tarih içinde kurgulanmış olması. Kitabın son bölüm bitimine bayıldım. Son bölüm bir roman değil adeta gerçek bir dava dosyasıydı sanki. Bitince gerçekten kitabı evirip çevirdim ve hikaye gerçektir yazısı aradım ve … :)) Okuyun gerçekten.
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,4bin okunma
8/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2016 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2016 12:54
Kitabımı evde unutup arkadaşımın ısrarıyla başlayıp sonra da bırakamadığım kitap. Akıyor gidiyor. Anlatım oldukça yalın. İşte tam da bu nedenle okumak istemediğim bir kitap türü. Ama evet bırakmadım. Beni öyle dinlendirdi ki. Hiçbir cümleye deli gibi yoğunlaşmanıza, tekrar tekrar okumanıza gerek kalmıyor. Vera soğukta sokaklarda üşürken, Daniel yine soğukta kaybolmuşken, ben battaniyem ve kahvemle okuma keyfine varırken bir ara kızdım kendime sanki gerçekti hikaye. Evet bu hikaye oldukça gerçek aslında :(. Klasik Türk filmi tadındaydı, kız fakirdir oğlan zengin, dünyalar farklıdır... Bu iş olmaz... Okumaktan uzaklaşmışsanız ve tekrar yaklaşmak isterseniz tatlı bir başlangıçlık.
Böğürtlen KışıSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201144,8bin okunma
8/10
·460 syf.··
Beğendi
·
2016 5. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2016 11:05
1975 Lübnan iç savaşı sonrası dağılan arkadaşlıklar ve 2001 yılında içlerinden birinin ölümü sonrası farklı ülkelerden eve dönüş yoluna çıkanların hikâyesi. Kitap, başkarakter Adam’ın Fransa’dan ülkesine dönüşünden büyük buluşmaya kadar ki 16 günlük süreyi, geçmiş-dün-bugün arasında hesaplaşmaları, ertelenmişlikleri, pişmanlıkları, keşkeleri anlatıyor. Kitap boyunca olması beklenen buluşmanın anlatımını öyle hayal ettim ki, öyle heveslendiriyor ki yazar, gözümde buluşma sahneleri canlandırdım ama ne yazık ki beklediğim gibi hasretin son bulduğu bir son olmadı. Acaba beklediklerini bulacaklar mı sorusu cevapsız kaldı. Son oldukça sönük kalmış. Oysa Adam’ın heyecanla arkadaşlarını bir araya toplamak için uğraşlarının neticesi okurun hak ettiği bir son olmalıydı. Aslında hiçbir kitap bu yorumumu hak etmez, yazar okurun beklentisini tabii ki karşılamak zorunda değil ama bu kitapta bunu çok şiddetle istedim. Galiba romanlarda bile Doğu’nun kaderi hep aynı, sanırım Doğu mutlu sonu hak etmiyor. Kitapta hoşuma giden iki nokta var: Birincisi hepsi farklı dinlerin mensupları olan karakterlerin inanç çatışmaları neredeyse hiç yok. Bir zamanlar Doğu her dinden insanın bir arada mutlu yaşadığı bir yerdi düşüncesi oldukça güzel anlatılmış. İkincisiyse sanırım ülkesinden kaçan herkesin başka ülkelerde refah seviyesine, saygın noktalara ulaştığını görmek. Sanırım bunda da Maalouf’un Lübnan’dan Fransa’ya gitmiş ve başarılı olmuş olması yatıyor. Tabi yazarın bu durumu daha da gerçekçileştiriyor olayları. Yazar diğer kitaplarında da olduğu gibi sizi yoğun bir tarih konusu içine çekmiyor hatta uzunca bir süre dönemin, yerin neresi olduğunu anlayamıyorsunuz, başka kaynakları araştırırsanız hikâye tam oturuyor zihninizde. İnsan savaş halinde ülkesini terk etse, gitse mi uzaklara pişman
Doğu'dan UzaktaAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma
9/10
·247 syf.··
Beğendi
·
2015 18. kitabı
Öncelikle Amin Maalouf 1993’te yazdığı Tanios Kayası ile Fransa’nın en önemli edebiyat ödüllerinden olan Goncourt Ödülü’nü kazanmıştır ve bu ödül her yazara bir kere verilmekteymiş. Osmanlı’nın artık iyiden iyiye çatırdadığı bir dönemde, Mehmet Ali Paşa’lı Mısır’ın şeyhler, derebeylikler, emirler arasındaki mücadelelerini, Fransız ihtilalinin Mısır’daki yansımalarını ele alıyor yazar. Ve tabii ki yaşananların Dağlılar üzerindeki etkileri. Ve tarih yine gözler önüne öyle bir seriyor ki, yaşananlara sebep olan yine piyonlar değil, düzenin değişmesini sağlayıp, insanlığı sömürmeyi bekleyen dış güçler. Ama gerçekten bu bir sadakat ve serüven romanı (Yapı Kredi Yayınları – Tanios Kayası, arka kapak cümlesi). Henüz 16 yaşında aşık olup, kendini aşkında kaybeden bir oğul; oğlunun aşkı uğruna, yapılan haksızlıklara karşı ilk defa tavrını ortaya koyan, cinayet işleyen bir baba (ama gözümde asla katil değil). Baba oğulun Mısır’dan Kıbrıs’a kaçışı. Bu Dağ’ın emirinden, ölümden kaçışken, sürgün bir aşk içinken, henüz 18 yaşında Tanios’un kendini Dağ’ın kurtuluşundaki kilit adam olarak bulması, emirin hayatının Tanios’un iki dudağının arasında oluşunun hikayesi. Olaylar öyle güzel anlatılıyor ki, hiç görmediğiniz Dağlılar arasında, şeyhin şatosunda, Lamia’nın bakışında, Tanios’un asi ruhunda, Papaz’ın evinde, kütüphanesinin raflarında, Katırcı Nadir’in gülüşünde, çeşme başında oyun oynayan çocukların yanında, kaçış yolunda gemide, Kıbrıs’ta Rum kahvesinde olabiliyorsunuz. Burnunuzda portakalın kokusu kalıyor. Ben oradaydım diyebilirim. Maalouf yalın ama büyülü bir dille sadece anlatmıyor, yaşatıyor da size olanları. Semerkant hiç bitmesin isteyip, yarıya gelince başa dönüp kitabı tekrar okumuştum. Tanios Kayasıysa sabır gerektiren bir başlangıçla iyiki bırakmamışım dedirten harika
Edebiyat
Tanios KayasıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20217,8bin okunma
Reklam