Genel geçer anlamda sanatla uğraşmayanlar, kendilerini sanatçı olarak adlandırmaktan çekinebilirler. Yaratıcılığı istisnai veya kendi yeteneklerini aşan bir şey olarak görüyor olabilirler:
...
Yaratıcılık ender rastlanır bir beceri değildir. Ulaşılması zor değildir.
...
Yaratıcılık yalnızca sanat yapmakla ilişkili değildir. Hepimizin her gün gerçekleştirdiği bir eylemdir.
...
Ortaya çıkardığınız şeyin bir sanat yapıtı olması için görülmesi, kaydedilmesi, satılması ya da vitrinde sergilenmesi gerekmez.
...
Her anımızda, duyularımızla bilgi parçacıkları topladığımız, bir biçimlenmemiş madde alanındayız. Algıladığımız dış dünya, algıladığımız biçimde var olmaz. Bir dizi elektriksel ve kimyasal tepkime aracılığıyla içsel bir gerçeklik oluştururuz. Ormanlar ve okyanusları, sıcak ve soğuğu yaratırız. Sözcükler okur, sesler duyar, onları anlamlandırırız. Ardından, göz açıp kapayıncaya kadar bir karşılık veririz. Tüm bunlar kendi yarattığımız bir dünyada gerçekleşir.
...
Sanatçı gibi yaşamak dünyada bir varoluş biçimidir. Bir algılayış biçimidir. Bir dikkat verme şeklidir. Bazı üstü örtülü işaretleri yakalamak için algılama hassasiyetimizi geliştirmeyi içerir. Neyin bizi kendine çektiğini ya da ittiğini keşfetmeyi. Ortaya çıkan duygu tonlarını ve bizi nereye yönlendirdiklerini fark etmeyi.