Bir devlet olsaydım milli marşım pinkfloyd-marooned olurdu, bayrağım van gogh tablosu. Bateri çalarmış gibi yaparken birilerine yakalanma tedirginliğini sevmiyorum. Ve kader inanılması gereken değil, katlanılması gerekendir.
Albert Camus’dan Maria Casarès'e (21 Ağustos 1948 Cumartesi)
Sonunda mektubun geldi, sevgilim, beni heyecanlandıran ve içimi sevinçle dolduran bir mektup.
İlk mektup ile bu mektup arasında günler geçti, etrafta dolaştım, biraz kaybolmuş hissettim. Dün Alpilles'e uzun bir yolculuk yaptım. Akşama doğru, bu kırsalın güzelliği nefes kesici. Seni orada bütün gün aradım, biraz körü körüne, varlığına duyduğum hasret işkence gibiydi. Sevdiğim toprak benimleydi, sevdiğim kişi ise çok uzaktaydı. Gün geçtikçe kendimi daha da kaybolmuş hissettim ve gece zeytin ağaçları ve selvi ağaçlarıyla dolu tepelere çökmeye başladığında, korkunç bir hüzün hissettim. O hüzünle eve gittim ve aklımdan geçen düşünceleri sana anlatmak istemiyorum. Bu sabah, mektubun beni o çirkin uçurumdan çıkardı. Bana her "seni seviyorum" dediğinde hayrete düşüyorum. Etrafımda her şey yıkılırken titriyorum. Yine de, sözlerinde beni ikna eden bir işaret buluyorum...
Hearts, Marty Balin
youtu.be/3nKNQsJtum8?si=...
emotion diary
@emotiondiary
·
Albert Camus’dan Maria Casarès’e
"...gördüğüm her şey, hissettiğim her şey beni sana götürüyor."
Life Is a Lady / Holiday, Santana
youtu.be/GnZEc7wW_qo?si=...