Bazıları "müşterileri istedikleri şeyi verin" diyor bizim işimiz müşterilerin ne isteyeceklerini onlardan önce bulmak. İnsanlar ne istediklerini ancak onlara gösterdiğin zaman bilirler. Pazar araştırmalarını asla güvenmem. Bizim işimiz henüz sayfada olmayan şeyleri okumaktır.
Cemil Meriç'in çok vurucu bir cümlesi var: "İyilik yapan mükafat bekliyorsa tefecidir."
Merhamet eden, merhamet ettiğinden minnet bekliyorsa o kendiliğinden mükafat olmuyor.
Bir şeyin erdem olabilmesi için kendi içinde kapalı kalması ve dışarıdan alkış, aferin beklememesi lazım.
Şimdi saate göre yaşıyoruz; sekizde şu, dokuzda şu yapılacak. Eskiden ezani zaman vardı. İkindiden sonra esnaf dükkânını kapatıyordu, tesbihatı varsa yapıyor, iki dostuyla muhabbetini ediyor, sonra gurub oluyor, akşam ezanı okunuyor ve hayat bitiyordu. Benim yaşım yirmi-yirmi beş iken İstanbul’da bu hayat vardı. Bizim semtler; Fatih, Beyazıt, Aksaray, Cerrahpaşa’da akşam ezanıyla hayat biterdi. Sonra yatsıdan sonra, o zaman televizyon yok, küçük dost ziyaretleri olurdu. Eve gidersiniz veya size gelirler. Bunu yapmamız lazım. Modernizm bunu bizden çaldı ama ben ümitvarım, İslami zevki yavaş yavaş yeniden arıyoruz.