Senin gözlerin dram; oysa ağlatan benim
Ben dilenci; sen sultan; sevgi dağıtan benim
Sen ışık; ben karanlık ve aydınlatan benim
Ben ölümüm; sen hayat; cana can katan benim
Sabah sende oluyor; güneşi tutan benim
Soran ben; sorulan sen; hüznü damıtan benim
Öldüren ben; ölen sen; kabirde yatan benim
Sen sevda yüklü bulut, göklerimin sahibi
Saklıyorum içimde seni bir tufan gibi
Bütün sokak uykuya dalmışken
İçinden içinden şiir okumak
Bir kaldırımı bir şarkının ıslıklı nakaratıyla yıkamak...
Durmak, durmak ve anlamak, yeni kelimeler bulmak lazım şimdi.
Bütün anlamlara eşit düşen.
Işıklı bir ağaç gibi bakışıyor gözlerin. Öyle nazlı, öyle sıcak, sevecen
Ve bütün anlamlarda, bütün zamanlardan azade çocuklaşıyorsun, öyle güzel.
Evet şefkat; şefkat sunabilmek için öncelikle içine öz şefkat de dahil olmak üzere ona sahip olabilmeli insan ve tekrar bunu sunabilecek güce, kudrete sahip olabilmeli.
Ve dünyadan geçerken zarafetle, şefkatle geçenler parmak uçlarında, usulca, çıt bile çıkarmadan geçenler.
Kırılmıyorsun, kızmıyorsun, küsmüyorsun.
Dökülmek bu Bir avuç su gibi dökülmek. Çöl sıcağından dudakları çatlamış bir taş avluya dökülmek gibi dökülmek.
Kalbimi tutuyorum..ah kalbim
Bu ince ve narin bir sızı
Derin, anlamlı bir oylumda bekliyorum..bu durmak sayılsın.
Başlasın yağmurlar artık..o kadar uzaklaştık ki eşitliğimizden.
Bazen ellerim ceplerimde eril şiirler okuyorum
En çok da "kimsin" dediklerinde tökezliyorum..
Hepsi olmaktansa..
Hiçbiriyim.."
Ölüm her şeyi bitirir bir gün
Biraz da sevgi biriktirin
Kalbinizden katılığı silin
O gül çocukları sevin güldürün.
Ölüm her şeyi bitirir bir gün
Kimseleri, kimseleri incitmeyin.
Ömrünüz size bir kısa oyun
Ardınızda güzel anılar koyun.
Sevgiden başka her şeyi
Her şeyi bitirir bir gün
Biraz da ölümü düşünün...