Ne yazık! İnsan niçin vahşilerden daha üstün hassasiyetlere sahip olmakla övünür ki; bu onları daha kısıtlı varlıklar kılıyor sadece. Dürtülerimiz açlık, susuzluk ve şehvetle sınırlı kalsaydı, neredeyse özgür olurduk; ama şimdi esen her rüzgarla, tesadüfen söylenmiş bir sözle ya da o sözün anlattığı görüntülerle heyecanlanıyoruz.
Üzerinde yoğunlaştığınız çalışmalar sevgi hissinizi zayıflatıyorsa, basit şeylerden aldığınız, dışarıdan hiçbir şeyin karışmaması gereken tadı yok ediyorsa, o çalışmalar uygunsuz demektir; yani insan ruhuna uymazlar. Bu kurala her zaman dikkat edilseydi hiçbir insan, uğraşlarının herhangi bir şekilde ev içindeki sevginin sükunetini bozmasına izin vermeseydi, Yunanistan köleleştirilmezdi, Sezar ülkesini kurtarırdı, Amerika'nın keşfi daha kademeli gerçekleştirildi, Meksika'daki ve Peru'daki imparatorluklar yok edilmezdi.
Popüler kültürün kölesi olmuş bu kitaba karşı herkesin ister istemez bir merakı oluyor. Ben de bu merakı uzun yıllar -o kadar şiddetli sayılmasa da- içimde taşıdım. Ve yaklaşık birkaç güne kadar kitabı bitirmiş bulunmaktayım. Kitabın yazarı Mary Sheley romantik dönemden oldukça etkilenmiş olduğunu üslubuyla her satırda belli ediyor. Popüler Frankenstein'dan farklı noktaları olduğunu görmek beni oldukça şaşırttı ve hoşuma gitti. Spoiler içerir!!! En çok hoşuma giden kısım ise Frankenstein'ın yalnızlığı aşma çabaları sırasında başına gelen kısımların anlatılmasıydı ve beni çok etkiledi. SPOİLER BİTTİ!!!Kısacası kitabı beğendim; Frankenstein'ı bir kez olsun duyanlara, meraklısına ve İngiliz edebiyatı sevenlere tavsiye ederim.
Bu kitabı kendimce tanımlamak işine bir aklıma ilk gelen kelimeleri döküyorum is: Öyle bir kitap yazmış ki Oscar Wilde, içinden aforizma ekleyip bu siteye paylaşım yapamadım. Çünkü, kitap başlı başına bir aforizma hazinesi!