Sıradışı Yazarlar'ı diğer bir yönden ele alırsak şayet, "yazarların sıradışılığı" diyerek de tanımlamamız mümkün olacaktır. Zira yazma eylemini yaşamının merkezine almış bu kişiler için yalnızca yazma eylemine dair rutinin sıradışı olduğunu düşünmek hatalıdır. Onların yaşamları biteviye ilerlememesi, sürekli değişimi getirmesi ve bu savrulmaya bağlı olarak mucizevi addedilebilecek fikirler doğurmasıyla da "olağanüstü" sıfatıyla tanımlanabilir. Zaten sanatın da özü budur: Kalabalıkların baktığı yerden farklı noktaları çekip alarak geçmişin mirasıyla zenginleştirmeleri ve çağın dilini oluşturmalarıyla sıradanı aşmayı başarırlar. Buradaki sıradanlık vurgusu elbette bir tahkir içermez; asıl kastedilen çizgiyi aşabilmek veya çizginin farklı bir noktasına ilerlemektir. Böylece karşımıza aykırı ve ayrıksı kavramları çıkmaktadır.
Aykırının sözlük anlamı, "doğru diye kabul edilmiş olana, ilkeye, kurala, alışılmışa uygun olmayan" şeklinde açıklanabilir. Yani kurulu düzene hilaf gösteren, muhaliflik eden kişileri karşılar. Bu kelimenin tam karşılığını düşününce de akla gelen ilk isim Albert Camus olur. Başkaldıran İnsan (The Rebel) adlı kitabında "Başkaldırıyorum, öyleyse varız ve yalnızız," (Başkaldıran İnsan, Can Yayınları, syf. 128) diyerek felsefesinin özünü sunar. Onun isyanı bilinçlidir, yanlış olan her şeyin karşısında dimdik durmayı ve onurlu bir yalnızlığı riyakar kalabalıklara karışmaya yeğ tuttuğunu ifade etmektedir. Bu bakımdan aykırı olanın sesini onda buluruz.
Ancak ayrıksı başkadır. Sözlük tanımı "kimseye benzemeyen, alışılagelmiş töre ve davranışlara uymayan, kimseye benzemeyişinden dolayı anlaşılmaz bulunan, yabansı ve uygunsuz görülen bambaşka, apayrı, acayip (kimse)." olarak verilmiştir. Bu bağlamda değerlendirildiğinde Kafka'nın herhangi bir karakterinin