Emre Bozkuş

Metaforlar Diyarında Kafka
3/10
·653 syf.··
2021 10. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2021 15:07
Öncelikle kitabın konusundan bahsetmek istiyorum. 15 yaşına giren Kafka Tamura ismindeki bir gencin kendi ayakları üzerinde durmak için (kesinlikle sözde kaldığını belirtmek isterim) evden kaçmasıyla başlıyor garip olaylar zinciri. Kitap boyunca bu gencin kendini arayışını, gerek cinsel kimliği gerek kendinin kim olduğu ve de ailesinin geri kalan üyelerini aramasıyla devam ediyor. Murakami'den okuduğum ikinci kitapla birlikte artık Murakami okumayacağımı kesinleştirmiş bulunuyorum. Bunun nedenleri üzerinde durup aslında gerçekten okumayınca bir şey kaybetmediğimizi anlamanıza katkıda bulunmak için bu incelemeyi yazmayı seçtim. Öncelikle tabi ki kitapta ilk dikkatimi çeken dil-üslup ve teknik kullanımlarına değineceğim. Murakami, kitap boyunca sade dil kullanımından asla ödün vermiyor, o kadar sade bir dil ki sanki günlük yaşamdan birebir aktarım yapılmış. Sade olduğu kadar da akıcı bir dili var. Buna tempoyu üstlerde tutmasının verdiği katkı büyük elbette. İşin teknik kısmına gelirsek kesinlikle Murakami dersine iyi çalışmış diyebilirim. Yani ne demek istiyorum, kitap boyunca bazı yerlerde temponun düşmeye başladığını göreceksiniz. Tempoyu yükseltmek için ise Murakami bize klasik diyebileceğimiz edebiyat öğelerini öne sürüyor. Örnek vermek gerekirse tempo mu düştü hadi zaman üzerine edebiyat yapalım, oh dur şurada tempo düşer gibi oldu hadi hemen savaş edebiyatı yapalım. Yani ciddi anlamda bir emek var, yazarlık konusunda gerçekten iyi çalışılmış bir kitap var karşımızda(!). Bir diğer hususa gelelim, büyülü gerçekçilik akımı. Bu akıma hitap ettiğini duyduğumuz ve de bildiğimiz bir yazarın bu akımla ne yaptığını daha doğrusu ne yapmaya çalıştığını inceleyelim. Büyülü gerçekçilik akımı, sıradışı olanın sıradanlaştırılması ya da sıradışı olanların sıradanlıklar
Edebiyat
Sahilde KafkaHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202012,1bin okunma
Emre Bozkuş
Metafor hastalığı modernist metinlerin en büyük sorunu zaten. Sürekli bir şeyleri çağrıştırayım derken ortada belirsiz kelime yığınları kalıyor. Bunda yazar olarak kendime dair de eleştiri yapıyorum. Nihayetinde edebiyat bir anlatı meselesi ve anlattığı meramı güzel aktarman lazım. Aksi takdirde ortaya çıkan şeyi hepimiz biliyoruz. Çok güzel bir eleştiri-inceleme olmuş güzel insan. Kalemine, yüreğine sağlık.
Reklam
İnsan Olmak Dediğin
Dudağımda üç kuruşluk sigaram Şarabın mayhoş kokusu ve özleminle Arşınlıyorum bomboş sokakları Yitirmiş namusunu kelimelerim Boyuna kendimle boğuşuyorum Nedir şu insan olmak dediğin Her gece yeni bir küfre gebe Haykırıyorum içimde ne varsa Teatral dokunuşlardan hallice Kendimi kendimle aldatıyorum Birkaç anlamsız söz ediyorum Sonra herkesten rol çalıyorum Sesimde yalancı bir telaşla Aklımdan esen rüzgarın peşi sıra Küfredip kalabalıklardan geçiyorum Kaldırımlarda kimsesiz cesetler serili Sokakta sahipsiz birkaç yaşam dolaşıyor Paramparça düşlerde isimsiz her biri Sen oluyor her biri, sen kokuyor Kapıyorum gözlerimi, karanlığa dalıyorum Emre Bozkuş
Hasan ALTINIŞIK isimli okura yanıt verildi
Emre Bozkuş
Teşekkür ederim. 🙏
Ben sana hep üşüyordum, Çünkü kıştım. Nakıştım, bakıştım… İnkar etmiyorum da bunu.. Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım.. Ve lütfen inkar etme Sana en çok, ben yakıştım...
1000Kitap
Emre Bozkuş
Özdemir Asaf'ın şiirini Ayn Rand diye paylaşmak... Cidden ilginçsiniz. :D
7/10
·272 syf.··
2018 28. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2018 17:36
Çok ilginç bir kitap. Edebi roman desen değil, bilimkurgu desen değil, aşk kitabı desen hiç değil. Bir türlü karar veremedim hangi türden bir kitap olduğuna. İşin daha ilginç yanı, kitabı beğenip beğenmediğimi de bilmiyorum. Gelin en iyisi kitabı irdeledikten sonra beğenip beğenmediğime birlikte karar verelim. Öncelikle kitapla ilgili verilecek hemen hemen her bilgi “spoiler” özelliği taşıyacak. Bunu şimdiden bilmenizi istiyorum. Çünkü konusunu söylemek bile kitabın ilk bölümünü tamamen anlatmak anlamına gelecek. Bu sebeple hemen hemen herkesin kitabın konusu ile ilgili verdiği bilgilerden ve kitabın arka kapağından faydalanarak bir paragraf oluşturup kitabı irdelemeye devam edeceğim. Kitap, Hailsham isimli yatılı okulda bulunan çocukların bu yatılı okulda ve yatılı okuldan sonraki dönemde başlarından geçen hikayeleri anlatıyor. Bu hikayeler kimi zaman acılarla dolu, kimi zaman sevinçlerle dolu... Hailsham’ın öğrencileri, hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmiyorlar. Zaten Hailsham’dan önceki yaşamlarını da hatırlamıyorlar. Dolayısıyla dış dünyayla gözetmenleri dışında bir bağlantıları yok. (Dikkat! Öğretmen değil, gözetmen.) Gözetmenler çocuklara sürekli spor ve sanata önem vermeleri gerektiğini söylüyorlar ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini sıklıkla tekrarlıyorlar. Kafanızda “neden, niçin” gibi sorular oluştuysa maalesef bu sorularınızı cevaplayamayacağım. Sadece “yüce bir amaç uğruna” olduğunu söylemem yeterli sanıyorum. Bir kere kitapla ilgili en güzel özelliklerden biri, kitabın ilk cümlesinden itibaren okur kendisini olayların içerisinde buluyor. Gereksiz denebilecek hiçbir ayrıntı yok kitapta. Ayrıca eserin başından itibaren de bir gizem söz konusu. Okur zamanla bu gizemli dünyaya ilişkin sorularına cevaplar buluyor; ancak ben kafamdaki birçok
Edebiyat
Beni Asla BırakmaKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 202512,2bin okunma
Emre Bozkuş
"fakat bilimsel hiçbir bilginin verilmediği bir kitaba bilimkurgu demek doğru olmaz." Bu mantıklı bir önerme değil, zira bilimsel bilgi verilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Şayet bahsettiğiniz gibi olsaydı birçok eser bilimkurgu kapsamından çıkardı. Bilimkurgusal herhangi bir motif olması bile yeterlidir. Ayrıca distopya bilimkurgunun bir alt türü olarak kabul edilir, ayrı bir tür olarak belirtmek doğru olmaz.