"Peygamber dünyayı aydınlatan bir meş'aledir,
Allah'ın şerri kesip atmak için çekilmiş bir kılıcıdır."
deyiveriyor. Bunu söylediği sırada Efendimiz'in yanında, ona hediye edecek hiçbir şeyi yok. Sonra kalkıyor ayağa, mübarek hırkasını çıkarıyor ve şaire giydiriyor. Peygamberimiz gülümsüyor ve kendisini affediyor. Kâb b. Züheyr İslâmiyet'e böyle giriyor ve daha ilk günde mübarek bir hediye alıyor. Biz de bugün okuyoruz; hani belki bize de bir hırka değilse bile bir gülümseyiş düşer. ﷺ
Allah'ın nimetini herkes kendi nasibine göre tasarruf eder. Yoksa nur hep aynı nurdur. Birisi ona başka bir şekil verir karartır, diğeri daha da parlatır.
Hani Arafat meydanında, mahşer yerinde. Efendiler efendisi "Ümmetim! Ümmetim!.." derken size de bir kere bakıveriyor. Bu bakışı özleyerek insanın bağrı kaç bin defa yarık yarık olsa, ancak bu şiirde söylendiği gibi ifade edilebilir. "Efendim; senin o bakışını özlediğim için, o özlem ile öylesine bağrım yarık yarık ki... Gözyaşlarım orada aktıkları yerde yarık yarık izler bırakır.''