Modellere, çizimlere ya da deneylere ihtiyacım yoktu. Her şeyi aklımda gerçeği gibi canlandırabiliyordum. Bu nedenle yaratıcı fikirleri ve düşünceleri somutlaştıracak, sadece deneysel çerçevede olmaya radyal olarak karşıt, ayrıca benim fikrime göre çok daha hızlı ve verimli olduğunu düşündüğüm yeni bir yöntemi farkında olmadan geliştirmeye başladım.
Onun (erken yaşta ölen erkek kardeşi) başarılarının anısı karşısında benim her çabam sönük kaldı. Övgüye değer bir şey yaptığımda bu sadece ailemin kayıplarının acısını daha şiddetli yaşamalarına sebep oldu, o kadar. Bu yüzden büyürken içimde hep öz güven eksikliği vardı.
Büyüdükçe mantık kendini ortaya koyar ve gittikçe daha sistematik, daha planlı oluruz. Fakat o ilk dürtüler hemen üretken olamasalar da en büyük anlardır ve kaderimizi çizebilir. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu dürtüleri bastırmak yerine idrak edip kendimi adamış olsaydım, bu dünyaya bıraktığım mirasa azımsanmayacak miktarda değer katacaktım diye düşünüyorum. Fakat rüştüme erene kadar bir mucit olduğumu fark etmedim.