Emre

Puan vermedi·400 syf.··
2025 2. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2025 21:30
İncelemede çok az da olsa spoiler (sürpriz bozan) var ama pek bir anlam ifade etmiyor. Saatleri Ayarlama Enstitüsü, nicedir okumak istediğim ama ertelediğim bir kitaptı, bir kez başlayıp bırakmıştım, bu kez bitirmeyi başardım. Dil, oldum olası benim ilgimi çeken bir konu olagelmiştir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dili beni kendine öyle çekti ki gerek insanın ruh haletini betimlemesi gerek cümlenin kuruluşları okurken mest etti diyebilirim. «Türkçede uzun cümle kurulamaz» klişesini yerle yeksan ediyor Tanpınar. Anlatımda seçtiği ifadeler ve sözcükler hem olabildiğince Dil Devrimi ürünü olmayan sözcükler hem de olabildiğine anlaşılır ama bir o kadar da zengin, muhteşem bir denge ve üslup. Kitap, bence bir hayale inanan ve bunu başkalarına da inandır{maya çalış}an Halit Ayarcı ve onun yoğurduğu, hatta baştan yarattığı Hayri İrdal çeperinde bir dünya tasavvurunu anlatıyor. Yaşama herkes gibi bakmayan, baktığı gibi bir dünya ortaya koyan Hayri İrdal, yaşamı özümsemiş, kendince «realist» biridir ama onun realizmi «hakikati olduğu gibi görmek değildir» hatta bunu insanı yese boğacağını söyler, o «Yeni adamın realizmi başkadır. Elinde bulunan bu mal, bu nesne ile, onun bu vasıflarıyla ben ne yapabilirim?» sorusuyla yaşamına yön verir, bir nevi pragmatizmdir. Buradan yola çıkıp kendince bir dünya yaratır, insanın gereksinimlerini baştan tayin eder, yoksa da ihdas eder. Hayri İrdal’ı tanıyınca eline piyango bileti geçmişçesine sevinir ve onu biçimlendirmeye çalışır, Hayri’nin direncine karşı kendinden emin hareket eder ve onu yontar. Hayri İrdal nihayetinde hiç inanmadığı bir konumda bulur kendini; ya vazgeçecektir ya da çoktan o çizgiden artık dönüşün mümkün olmadığı birçok konforun yer aldığı bir alana hapsetmiştir kendini, sahip oldukları ona sahip olmuştur. Etrafındaki
1000Kitap
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201553bin okunma
Reklam
Puan vermedi·368 syf.··
2025 1. kitabı
Depresyon ya da ruh çökkünlüğü en çok adını duyduğumuz ve artık sıradanlaşan bir söylemin parçası olan psikolojik bir durum. “Kaybolan Bağlar: Depresyonun Gerçek Nedenleri ve Beklenmedik Çözümler” {İng. “Lost Connections: Uncovering the Real Causes of Depression and the Unexpected Solutions”} 2018’de Johann Hari tarafından yazılan bir kitap. Kitap, depresyonun sürekli biyolojik bir sebep sunularak “beyinde bozuk bir yer var, oranın tamir edilmesi gerek” düşüncesiyle aşırı derecede reçetelendirildiğini, bunun yanlış olduğunu belirtiyor. Kitaba ilaçların ne denli etki ettiğini sorgulayarak başlıyor, bu ilaçların onay almadan önceki deney aşamalarının güvenilirliğini eleştirdikten sonra plasebo etkisi gösteren bir “değnek”ten söz ediyor. Buna göre hiçbir özelliği olmayan bir değnek insanları iyi ediyordu, bunun da nedeni hastaların bunu ilaç kabul etmeleri, inançlarının kendilerini manipüle etmesine yol açması. Ardından yayınların ilaç şirketleri tarafından yayınlanmalarının etik sıkıntılara yol açtığını söylüyor. Kitap, depresyonun biyolojik arka planını yadsımıyor ama diğer iki ayak olan toplumsal ve psikolojik nedenlerin göz ardı edilip hemen reçete verildiğini anlatıyor. Nasıl ki insan bir yaz günü öğlen vakti dışarı çıktığında terlerse insan da bazı koşullar altında depresyona sahip olur. Bu durumda o kişiyi gölgeye mi çekmeli yoksa sıcağın alnında terlemesinin onun biyolojik bir nedeni olduğunu söyleyip ona ter önleyici deodorant mı satmalı? İnsanın bu sistem içinde yitirdiği bağların, insanları depresyona sürüklediğini düşünüyor Hari. Eğer işinizde baskı görüyorsanız, gelecekten umudunuz yoksa, ekonomik sıkıntılarınız arşa değmişse, binlerce yıldır içinde bulunduğumuz doğadan sırf 150 yıl önceki sanayi inkılabı nedeniyle kopup 70 m² bir eve tıkılıp gri bir duvara
Alıntı
Kaybolan BağlarJohann Hari · Metis Yayınları · 20191,916 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2024 3. kitabı
“Saçmalıklar Çağı”, Michael Foley’den okuduğum ilk kitap, çok sevdim. Modern çağın insanı düşürdüğü haller, bundan en fazla 30 yıl önce düşünülemeyecek durumlara itilişi, mutluluğun bir türlü erişilememesi, sistemin zaten bunun üzerinden beslenmesi, insanların bu çağla koşut giden zıvanadan çıkmış ruh halleri; aklın, anlamın ve mantığın tahtından edilişiyle öznelliğin ve duygunun başat referans kaynağı oluşu güzel betimlenmiş.
Alıntı
Saçmalıklar ÇağıMichael Foley · Domingo Yayınevi · 2019359 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2024 1. kitabı
“Zeytindağı”, Falih Rıfkı Atay’ın Kanal, Suriye ve Hicaz cephelerindeki anılarını anlatan kitabıdır. Adını Kudüs’teki Zeytindağı’ndan alır. Türkçesi oldukça büyüleyicidir; yalın ve bir o kadar da zengin diliyle anlattığı anıları sizi kendine çekiyor. Türk askerinin cephelerde yaşadıkları, Osmanlı’nın o topraklara toplumsal anlamda ne denli egemen olabildiği ve türlü grupların bakış açıları daha iyi anlaşılabilir.
Alıntı
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Cumhuriyet Gazetesi Yayınları · 199814,8bin okunma