"Her gün, koca sehrin beş halkından birini sokaklarda bayramlik elbiseleriyle, vakit öldürmekten başka bir şey düşünmeden dolaşırken görürsünüz."
"Türkler bu sanatta ustadırlar. İki paralık bir fincan kahveyi yarım günde içebilir, mezarlık selvilerinin altında kıpırdamadan beş saat oturabilirler. Avarelikleri hakikaten, uyku gibi ölümün kardeşi, bütün meleklerin derin bir istirihati, bütün kaygıların durması, Avrupa'da hiç bilinmeyen bir yaşama biçimi olan mutlak farniente'dir. Gezmek arzularının bile uyanmasını istemezler. İstanbul'da bilhassa gezmeye gidilmez, bilhassa gitmek gerekseydi, Türkler
gitmezlerdi, çünkü tebdil-i mekân etmek için, kalkıp belli bir yere gitmek onlara bir çeşit iş gibi görünebilir..."
"Onlara göre, en büyük saadet zihnin ve vücudun hareketsizliğindedir.
Sayfa 637 - Türkiye İş Bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Vietnam'ın büyülü Ha Long körfezini, Kamboçya'nın ağaçlarla kaynaşmış Angkor şehrini hiç unutmayacağım. Ama yakın tarihi çok acılı bu iki ülkede yaşanan vahşet beynimden hiç çıkmayacak. Az çok bilgim vardı buralar hakkında ama aslında hiçbir şey bilmiyormuşum... O vahşeti kitaplardan okumak yetmiyor. Sırtımda çok ağır bir yükle geri dönüyorum...