emre er

Caravaggio, resimlerini bakışın tehlikeleri ve tesirleri konusunda güçlü ve şaşmaz bir duyguyla yapar. Onun resimleri, hem kendinde keskin ve delici bir bakışı barındırır hem de bakan kişi de böyle bir bakış uyandırır. Gördüğü şeyi bu gördüğü şey kafasındaki bir imge, hayal gücünün canlandırdığı bir imge bile olsa öylesine bir yoğunlukla görür ki, görme eyleminin saplantılı ve potansiyel olarak rahatsız edici bir eylemmiş gibi görünmesini sağlar. Sanki her an görmenin aynı zamanda bir ele geçirme ve potansiyel olarak ele geçirilme olduğunu hisseder gibidir. İşte bu yüzden sanat galerilerinde, Caravaggio'nun resimleri yakınlarına asılan diğer sanatçıların tabloları üzerinde yıkıcı bir etkiye sahiptir. Müthiş duyusallıkla yüklü manyetik bir çekim etkisi yaratırlar, sanki arkadan ya da bir şekilde içten aydınlatılmışlardır; öte yandan etraflarındaki resimler (ister Rembrandt, ister Poussin ister Velazquez gibi büyük bir ustaya ait olsalar bile) Caravaggio'nun resimleriyle kıyaslandığında geriliyormuş, bakıştan geri çekiliyormuş gibi görünürler.
Sayfa 70 - alfa
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
KUTSAL DAĞ
Caravaggio'nun, sahneleri daima sanki tek, küçük, kapalı ve dramatik bir mekân içinde kıstırılmış gibi gösteren çerçeveleme ve düzenleme alışkanlığıdır. Caravaggio'da doğa manzarası pek azdır, açık hava duygusunu neredeyse hiç hissetmezsiniz. Betimlediği sahneler çoğunlukla iç mekânda geçiyormuş duygusu verir. Dünyanın uçsuz bucaksızlığını içinde eylemi kontrol edebileceği ve karakterlerini titizlikle sınırlandırabileceği bir oda boyutuna indirmeyi âdet edinmiştir; bu küçük mekân, heykellerden oluşan popüler ve dinsel sahne düzenlemesinin yaratıcıları tarafından tasarlanan yoğun şekilde sıkıştırılmış dramatik mekânları anımsatır.
Sayfa 68 - alfa
Sanat
X. bölüm - Kirke’nin büyülü malikanesi
O sıra hizmetçiler düzene koyuyarlardı konağı, dört peri kızı vardı Kirke'nin evinde iş gören, Pınarlardan, ormanlardan doğmuşlardı bu periler, ya da denize akan kutsal ırmaklardan doğmuşlardı. Biri güzelim örtüler örtüyorlardı koltuklara, bu örtüler erguvandı ve ketenler seriliydi altında, öbürü gümüş sofralar kuruyordu koltukların önüne, altın sepetler koyuyordu üstüne sofraların, üçüncüsü bal gibi şarap taşıyordu sağrakta, şarap tatlıydı, sağrak gümüştü, taslar altın. Dördüncüsü su taşıdı, kızgın bir ateş yaktı kazanın altında, üç ayaklı büyük kazanda su başladı ısınmaya.
Sayfa 176 - Türkiye iş Bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
VII - Arktik Okyanusu
kartografik taslaklarda ise engin okyanusların yanında, devasa buz tarlalarının tam merkezine gizlenmiş büyük kara parçalarıyla karşımıza çıkar. Bugün bile Arktik Okyanusu'nun dibiyle kıyaslandığında, Ay ve Mars hakkında daha çok şey biliyoruz ve bunları çok daha dikkatli ve etraflıca haritalandırıyoruz.
Sayfa 291 - epsilon·Kitabı okudu
Altıncı Gün
Ne de olsa, zamanı geriye döndüremezsiniz artık. İnsan oturup böyle olmasaydı nasıl olurdu diye ömür boyu kafa yoramaz. Çoğu insan kadar iyi, hatta belki daha da iyi şeylere sahip olduğunu fark edip şükretmeli.
Sayfa 201 - YKY·Kitabı okudu