"Düzenli Okur" olarak nitelendirdiğim okuma hayatımın baş evresinde* -yaş 25 ne yazık- 300 sayfalık bir kitabı 10 gün gibi uzun bir sürede, ESG hocamın tabiri ile "...kavramlar, terimler, tarihsel süreçler, ve bir araba yabancı kelime ile..." bombaladığı için anca bitirebildim. Söz konusu eserin 4. sayfasında "Bunu Herkes Bilir akademik bir kitap değil" dese de O'nun adı geçen eseri yazarken faydalandığı onca "akademik" yerli ve yabancı kaynaktan ve tarihi bilgisinden sual olunamayacağı için eserin içeriğini övmek ya da yermek bilgimi, ufkumu ve haddimi aşacağı için kürsüden usulca çekiliyor ve bu görevi münevver okurlara bırakıyorum.
Yazma ihtiyacı güttüğüm meselelere gelirsek söz konusu eseri okurken elimden sözlüğün* -var olsun bu kutsal görevi telefonum üstlendi- bir an olsun düşmediği, beni defalarca kitabı yarım bırakmanın eşiğine getirdiğini "delikanlı" gibi söylemem gerekir. Hocamın okuyucuyu neden böylesine zorladığını ancak eseri bitirdiğimde anlayabildim. Sonsöz kısmında zat-ı alilerinin "Amatör okuyucuya yazmanın metodolojik gereklere uymama özgürlüğü vermediğinin altını şöyle kalınca bir çizmeye." cümlesini okur okumaz irkildim, değerli olduğumu hissettim ve adeta zihnimde Rönesans Çağı yaşadım. Devam sayfasında "Eğer amacıma ulaşabildiysem, kendisini zorlamaya razı olan okuyucunun tarihin koleksiyonerlik ya da antikacılık gibi bir hobi değil de, birey ve toplum olarak daha kaliteli yaşamamıza yardımcı olabilecek aktif bir entelektüel uğraş olduğunu fark ettiğini umuyorum." diye ekliyor ve şahsımın tarihe olan bakış açısına ömür boyu minnettarlıkla sol yanımda saklayacağım muazzam bir katkı salık veriyordu.
Velhasıl bu güzel eser, içinde detaylıca tarihi bilgi barındırmakla beraber size, takvimi değil tarihi ve nasıl okumanız gerektiğini, tarih okurken