Çağdaş insan kendini metaya dönüştürmüştür,Yaşama gücünü en fazla kâr getirecek bir yatırım olarak görmekte, kişilik pazarında yerini almaktadır. Kendisinden, diğer insanlardan ve doğadan kopmuştur. Artık dileği, hünerlerini, bilgisini ve kendisini, yani “kişilik paketini” alışverişin kendisi gibi dürüst ve kârlı olmasını isteyen biriyle değiştirmektir. Yaşamın ilerlemekten başka amacı, kârlıı bir alışverişten başka ilkesi tüketmenin dışında başka doygunluğu yoktur.
Sevgi ancak iki insan birbirlerine varlıklarının özünden bağlanır, her biri kendini varlığının özünden tutarsa gerçekleşir. İnsan gerçeğinin de canlılığının da sevgisinin temeli de işte bu “özden tanıma” deneyimidir.
“Sevgi , kişinin bütünlüğünü koruması koşuluyla birleşmedir.” Sevgi , güvensizlik hissinden dolayı almak değildir; vermekle, neşenin, ilginin,anlayışın,şakalaşmanın ve üzüntünün, yani içimizde “canlı olan tüm şeylerin ifadesi ve dışavurumuyla” başlar.
“Fakat insanlar ölüyü kefenledikleri gibi ölümü de kefenlemişlerdir, ve kefenlenen her şey öldürücüdür. İnsana düşen , tüm libaslarından soyup öylece seyretmektir ölümü . Yani hayatı...”