Kıtlık Dikilitaşı , Mısır'ın Aswan kenti yakınlarındaki Nil Nehri üzerindeki Sehel Adası'nda bulunan ve Üçüncü Hanedanlığın firavunu Djoser'in (yaklaşık MÖ 2686-2648) hükümdarlığı döneminde yaşanan yedi yıllık kuraklık ve kıtlığı anlatan Mısır hiyeroglifleriyle yazılmış bir yazıttır . Dikilitaşın MÖ 332-31 yılları arasında hüküm süren Ptolemaios Krallığı döneminde yazıldığı düşünülmektedir.Yazıtın, Kral V. Ptolemy'nin (MÖ 205-180) hükümdarlığı dönemine ait olduğu tahmin edilmektedir. Kıtlık Dikilitaşı, yüzeyi dikdörtgen bir dikilitaş şekline oyulmuş doğal bir granit bloğuna kazınmıştır . Yazıt hiyerogliflerle yazılmış olup 32 sütun içermektedir. Dikilitaşın üst kısmında üç Mısır tanrısı tasvir edilmiştir: Khnum , Satis ve Anuket . Önlerinde, Djoser onlara doğru bakmaktadır ve uzattığı ellerinde adaklar taşımaktadır. Dikilitaşın yapıldığı sırada zaten var olan geniş bir yarık, kayanın ortasından yatay olarak geçmektedir. Dikilitaşın bazı bölümleri hasar görmüş olup, metnin bazı pasajları okunamaz durumdadır. Dikilitaş üzerindeki hikaye, Djoser'in hükümdarlığının 18. yılında geçmektedir . Metinde, ülkenin yedi yıldır kuraklık ve kıtlığın pençesinde olduğu ve bu süre zarfında Nil'in tarım arazilerini sular altında bırakmadığı için kralın üzgün ve endişeli olduğu anlatılıyor. Metinde ayrıca Mısırlıların kuraklıktan nasıl muzdarip oldukları, çaresiz kaldıkları ve ülkenin yasalarını çiğnedikleri de anlatılıyor. Djoser, baş rahip İmhotep'in gözetimindeki din adamlarından yardım ister. Kral, Nil tanrısı Hapi'nin nerede doğduğunu ve bu yerde hangi tanrının ikamet ettiğini öğrenmek istemektedir. İmhotep , Hermopolis'te bulunan ve Thoth tanrısına adanmış İbety ("Ağlar Evi") tapınağının arşivlerini araştırmaya karar verir . Krala, Nil'in taşkınlarının, tanrı Khnum'un
1000Kitap
Batı İmparatorluğu'nun Tarihi
Tarih MK 74 yılında İmparator Gohelion tarafından kurulmuştur. Yaklaşık dört yüz sene boyunca 16 hükümdarı olmuş, onlarca hane arasında güç değişimi gerçekleşmiştir. Nitekim ülkenin bel kemiği olan üç aile, ülkenin ilk yıllarından beri tahtın hizmetindedir. İmparator I. Gohelion(MK 74-94): MK 35 yılında doğmuştur. Hayatının ilk dönemlerinde, babası Halmer Sohaterr’in kalesi ve evi olan Dağburnu’nda yaşamıştır. Gençlik yıllarında hesapçı, plancı, soğuk ve zeki olarak bilinmiştir. Ailesinin en küçük oğlu olmasına rağmen, Blaihon kalesinin ailesi olan Rhalmes ile yapılan savaşlarda abilerini kaybetmiştir. Daha ufak yaşta demir ve kanla tanışması, onu karşı koyulamaz bir öfkeye sürükler. Abilerinin ölümünü, canından çok sevdiği kız kardeşinin zehirlenmesi takip etmiştir. On sekiz yaşına geldiğinde, Rhalmes hanesi ile Sohaterr hanesi ateşkes içindedir. Nitekim bu, kardeşinin ölümünü engellememiştir.Dehşete düşen Gohelion, iki bin kişilik birliğiyle babasının izni ve emri olmadan harekete geçer. Blaihon’un yok edilişi, yalnızca üç gün sürer. Yalnız Gohelion, fetih ve ganimet içinde Dağburnu’na döndüğünde, kale kapısının açık olduğunu ve içeride bir kan havuzunun biriktiğini görür. Cesetler avluya yığılmış, kapılar paramparça olmuştur. Gohelion, bir heykel kadar sessiz kalır. Kaleye girdiğinde, babasının boynuna dayanmış bıçağı görür. Tehdit bellidir, o ise geri adım atmaz. Daha on sekiz yaşındayken yapayalnız kalır. Düşmanın ise yalnızca Rhalmes Hanesi değil, MK480 yılında Başkent olacak olan bölgenin aileleri olduğunu görür. Ortak komplo, güneybatıdan yaklaşır. Taimor, Porkhoi ve Iamen aileleri Gohelion’a karşı birleşmiştir. MK 54 yılında, Sohaterr ordusu güneybatıya doğru harekete geçer. Bu süreç içerisinde Gohelion, o dönem korsan olarak Batı Okyanusu’nda esip
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
BATI TARİHİ
Batı İmparatorluğu, MK 74 yılında İmparator Gohelion tarafından kurulmuştur. Yaklaşık dörtyüz senelik boyunca 16 hükümdarı olmuş, onlarca hane arasında güç değişimi gerçekleşmiştir. Nitekim ülkenin bel kemiği olan üç aile, ülkenin ilk yıllarından beri tahtın hizmetindedir. İmparator I. Gohelion(MK 74-94): MK 35 yılında doğmuştur. Hayatının ilk dönemlerinde, babası Halmer Sohaterr’in kalesi ve evi olan Dağburnu’nda yaşamıştır. Gençlik yıllarında hesapçı, plancı, soğuk ve zeki olarak bilinmiştir. Ailesinin en küçük oğlu olmasına rağmen, Blaihon kalesinin ailesi olan Rhalmes ile yapılan savaşlarda abilerini kaybetmiştir. Daha ufak yaşta demir ve kanla tanışması, onu karşı koyulamaz bir öfkeye sürükler. Abilerinin ölümünü, canından çok sevdiği kız kardeşinin zehirlenmesi takip etmiştir. On sekiz yaşına geldiğinde, Rhalmes hanesi ile Sohaterr hanesi ateşkes içindedir. Nitekim bu, kardeşinin ölümünü engellememiştir.Dehşete düşen Gohelion, iki bin kişilik birliğiyle babasının izni ve emri olmadan harekete geçer. Blaihon’un yok edilişi, yalnızca üç gün sürer. Yalnız Gohelion, fetih ve ganimet içinde Dağburnu’na döndüğünde, kale kapısının açık olduğunu ve içeride bir kan havuzunun biriktiğini görür. Cesetler avluya yığılmış, kapılar paramparça olmuştur. Gohelion, bir heykel kadar sessiz kalır. Kaleye girdiğinde, babasının boynuna dayanmış bıçağı görür. Tehdit bellidir, o ise geri adım atmaz. Daha on sekiz yaşındayken yapayalnız kalır. Düşmanın ise yalnızca Rhalmes Hanesi değil, MK480 yılında Başkent olacak olan bölgenin aileleri olduğunu görür. Ortak komplo, güneybatıdan yaklaşır. Taimor, Porkhoi ve Iamen aileleri Gohelion’a karşı birleşmiştir. MK 54 yılında, Sohaterr ordusu güneybatıya doğru harekete geçer. Bu süreç içerisinde Gohelion, o dönem korsan olarak Batı
1000Kitap
Külliyat Bu bilgilendirmeler; Ana Toprak’ın takvimini, iklimini, coğrafyasını, soyağaçlarını ve Haritasını içerir. Takvim Zamher: Toit Ayı'nın kayboluşu ve yılın başıdır. Rihoia kıyıları ve güneyi hariç Ana Toprak'ın tek karışına yağmur düşmez. Gök yalnızca kar ve fırtına kusar. Göller çok nadiren erir. Soğuk, bir hastalık gibi her bir karışa yayılır.Ateşin yakınında olmamak ölümcüldür. 84 Günden oluşur. Bahar: Zamher yavaşça söker, çiçekler sonunda açar. Ovaların yeşili gözükür, karlar eridikçe toprak beslenir. Yağmurlar başlar fakat yoğun değildirler. Yine de, Ana Toprak sonunda nefes alır. 52 Günden oluşur. Salier: Ana Toprak'ın en dip kuzeyi hariç her bölümünde sıcak havaların hakim olduğu, bölgeye göre yağışın çoğalıp azalabildiği sıcak aydır. Özellikle güney kısımlarında, toprak kurudukça kırılır.Ağaçlar, yağışsızlıktan yaprak döker. 52 Günden oluşur. Ekher: Yağışlar büyük ölçüde artar, toprak bir anne gibi şefkatle yumuşar. Buğday başakları büyür, çiçekler cıvıldar. Sıcaklıklar bunaltıcı değildir, bol yağışa rağmen fırtına çok nadir görülür. Genellikle sakin, ılık ve rahat bir aydır. Ana Toprak'lılar, en fazla bu ayda Zamher'e hazırlık yapar. 84 Günden oluşur. Aref: Ekher Ayındaki yağış miktarı yavaşça azalır fakat yağdığında şiddetli olur. Ağaçlar yavaş yavaş yapraklarını döker, toprak verimi devam eder. Sıcaklıklar ılıkla soğuk arasında değişir, göller donmaz. Rüzgarlı havalar hakimdir. 52 Günden oluşur. Kış: Soğuk, Ana Toprağa varır. Kar yağışı görülebilir fakat nadirdir. Göller yalnızca kuzeyde donar. Yine de ateşten uzak ve kürksüz gezmek tehlikelidir. Bu mevsimde, şiddetli fırtınalar kar yağışlarından daha sıradandır. Özellikle Başkent ve Rodesia enlemi, bol bol şimşek ve yağmurla mücadele
Alıntı
“Örümcek senin için nasıl bu kadar kıymetli bir dost oldu?” “Gençliğimizde birlikteydik, Pentos’ta iki yeşil delikanlıydık.” “Varys, Myr’den geldi.” “Öyle. Ona, gelişinden kısa bir zaman sonra, köle tacirlerinden bir adım önce rastladım. Gündüzleri kanalizasyonlarda uyuyordu, geceleri bir kedi gibi çatılarda geziyordu. Ben de hemen hemen onun kadar yoksuldum, lekeli ipekler içinde bir eşkıyaydım, kılıcımla yaşıyordum. Havuzumdaki heykeli görmüşsündür belki? O heykeli, ben on altı yaşındayken Pytho Malanon yaptı. Hoş bir şey, lâkin onu görünce ağlıyorum artık.” “Yıllar hepimizi harabeye çeviriyor. Hâlâ burnum için yas tutuyorum. Fakat Varys...” “Myr’de hırsızların prensiydi, rakip bir hırsız onu gammazlayana dek. Pentos’ta aksam yüzünden mimlendi. Bir hadım olduğu anlaşıldığında hor görüldü ve dövüldü. Onu korumam için neden beni seçti hiç bilmiyorum ama onunla bir anlaşmaya vardık. Varys, daha ehemmiyetsiz hırsızları gözleyip onların çaldıklarına el koydu. Ben, önemsiz hırsızların kurbanlarına yardım önerdim. Çalınan değerli eşyalarını belli bir ücret karşılığında kurtaracağıma dair söz verdim. Çok geçmeden, hırsızlıktan muzdarip olan her adam bana gelmesi gerektiğini öğrendi. O arada, şehrin haydutları ve yankesicileri Varys’i arıyordu... yarısı onun boğazını kesmek için, diğer yarısı da çaldıkları şeyleri ona satmak için, ikimiz de zengin olduk Varys farelerini eğitirken daha da zenginleştik.” “Varys, Kral Toprakları’nda küçük kuşlar beslerdi.” “O vakitler onlara fareler diyorduk. Yaşlı hırsızlar, gecenin ganimetini şaraba dönüştürmekten öte düşüncesi olmayan aptallardı. Varys öksüz oğlanları ve genç kızları tercih etti. En ufak tefek olanları seçti, hızlı ve sessiz olanları. Onlara, duvarlara tırmanmayı ve bacalardan aşağı kaymayı öğretti. Onlara okumayı da
"Çağrı filmi nasıl çekildi?" Mustafa Akkad anlatıyor “Çağrı” ya da orijinal ismiyle “The Message/Er-Risale” (1976) filmi, İslâmiyet'in doğuşunu Batı’ya anlatan en önemli yapıtlardan biri. Üzerinden 40 yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen İslâm âleminin gündemindeki yerini koruyan bir şaheser. İşte yaptığı işlerle Müslümanların kalbinde taht kuran dünyaca ünlü yönetmen Mustafa Akkad’ın ağzından, ömrü bin bir zorluk ve meşakkatle geçen Peygamberimizin nice güçlüklerle çekilen filminin, Çağrı’nın hikâyesi… “Aslında böyle bir film ortaya koyma fikri, zihnimde yoktu. Amerika’ya gitmiş, yönetmenlik eğitimi almış ve bazı basit filmler çekmeye başlamıştım. Aynı sırada evlenmiş ve çocuk sahibi olmuştum. Çocuklarım büyüdükçe, bazı şeylerin eksikliğini hissetmeye başladım. Bunlardan en önemlisi, çocuklarıma dinimizi, İslâm’ı iyi bir şekilde öğretmekti. Ancak dinimizi güzel bir şekilde anlatmam gerekenler sadece çocuklarım değildi. İçinde bulunduğum Batı toplumu İslâm hakkında pek çok yanlış yargıya sahipti. Bu olumsuz algının değişmesi gerekiyordu. Biz gurbetteki Araplar, Arap devletlerini ve kurumlarını bize çocuklarımız için öğretmen göndermedikleriden daima eleştirirdik. Ancak bir müddet sonra iğneyi devletlerden ve kurumlardan evvel kendime batırmam gerektiğini fark ettim. Sinema benim ihtisas alanımdı ve ben kendi alanımda bir şey ortaya koymadan diğerlerini eleştiriyordum. Kendi alanımda bir şeyler yapmalıydım. Çağrı filmi işte böyle bir arayışın sonunda doğdu. Hayatımda geçirdiğim en çetin zamanlardan biriydi. Evet, Peygamberimizin hayatını konu alan bir film çekmek istiyordum. Ancak konu oldukça hassas ve kritikti. Ayrıca film için sponsor bulmak da başlı başına bir dertti. Çünkü Yahudilerin Hollywood’da ciddi bir ağırlığı vardı ve Arapları dünyaya iyi sunacak her