Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer – Ah! sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın ** kırışır seni beklemekle geçen zaman belki hiç gelmezsin! ** yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı: bir renksiz kanatlı kelebek olmak! neyin temrinisin ey hayat? kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı? ** kıyam et! bağrımdan alıp da yürü sesimin şeriki olmuş bu çocuk bir çocuk bezmi elestten beri yürürlüğe konulmuş temsili bir pak. ** al işte bedenimden söküp de çıkar bulamadım nerede saklıdır o dert? ** güneş gözlerine bandı mı ışığı vakit aydınlıktır renginle o sıra ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki... ** tozu dumana katmanın becerisinde: “yine hangi rüzgârın emrine amadesin?” ** bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz dertler giderek silahlanıyor
DERGAH
ENDİŞELİ KRAL
Bugün bugüne baktı, yarın yarına bakar. Doğmamış gün için neden endişe edelim?
Sayfa 61·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
O sırada kapım çalınmadan ardına kadar açıldı ve tıknaz Uskal gümüş renkli peleriniyle içeri adım attı. Bir an duraksayıp odanın içinde beni aradıktan sonra derin bi nefes aldı. Bir elini kaldırıp çenesinin altını kaşırken, solgun endişeli ve süzgün görünüyordu. Çoğunlukla mutsuz ve asık suratlı olmasına rağmen endişe gibi bir duygu göstermezdi. Babamla saatlerce çalışmasına rağmen asla yorgun görünmezdi. Ancak şimdi ihtiyar danışman, günlerdir uykusuz kalmış gibi bitkin görünüyordu. Çöken gözlerinin altında derin mor halkalar oluşmuştu. Yüzü gümüş bir tabak kadar beyaz, elleri kül kadar solgundu. Alnının iki tarafına akmaya yüz tutan ter parıltılarını gördüğümde bir şeylerin ters gittiğini çoktan biliyordum "Sorun ne Uskal?" Uskal yutkundu. "Majesteleri, babanız Kral Halrod biraz önce yatağında ölü bulundu."
Sayfa 426·Kitabı okudu
Alıntı
1766 yılında uzun kürk manto giymiş küçük siyah gözlü bir adam Londra'daki Drury Lane Tiyatrosu'nda bir oyun izlemeye gitti. Kral III. George'un da aralarında olduğu seyircilerin çoğu sahnedeki oyundan çok bu yabancı ziyaretçiyle ilgileniyorlardı. Oysa o, odasında kilitli bırakmak zorunda kaldığı Alsas çoban köpeği yüzünden rahatsız ve endişeli görünüyordu. Bu adam, tiyatroda gördüğü türde bir ilgiden keyif almıyordu, kırlarda tek başına yabani çiçekleri aramak onu daha çok mutlu ederdi. Peki kimdi bu adam? Neden herkes onu böylesine ilginç buluyordu? Cevabı bu adamın büyük İsviçreli düşünür ve yazar Jean-Jacques Rousseau (1712-78) olmasıydı. Edebiyat ve felsefe alanında şöhretli Rousseau, David Hume'un davetiyle gittiği Londra'da günümüzde ünlü bir popstarın yaratacağı türden bir heyecan yaratıp kalabalıkları toplamıştı. Katolik kilisesi o güne kadar Rouesseau'nun birkaç kitabını uygunsuz dini fikirler içerdiği gerekçesiyle yasaklamıştı. Rousseau, hakiki dinin kalpten geldiğine ve dini törenlere ihtiyaç duymadığına inanıyordu. Ama asıl başını derde sokan şey siyasi fikirleri oldu.
MISIR İLK HANEDANLIKLAR
"Mısır'da, MÖ 31 00-2686 döneminde Birinci Hanedan firavunları tanrılaşır, ikinciler iç savaş yaşar, üçüncüler de yeniden birleşmiş bir Mısır'da hüküm sürer." "3. binyılın başında dünyadaki tek ulus, Akdeniz'in güney kıyılarından Hierakonpolis'e kadar nehir yukarı uzanıyordu. Mısır, düğümlü bir ip parçası gibiydi, 600 kilometreyi aşkın uzunluğu vardı, ama bazı yerlerde o kadar dardı ki, çölde doğu sınırında duran bir Mısırlı, Nil'in öte yakasında, sınırın batısındaki boş araziyi görebilirdi. Ulusun başkenti, beyaz Memphis kenti Delta'nın hemen güneyinde, eski Aşağı ve Yukarı krallıkların sınırında yer alıyordu. Bu yerin önerilecek başka bir özelliği yoktu; ova o kadar yaştı ki, Herodotos'a bakılırsa, Narmer'in ilk işi suyu durduracak bir baraj inşa etmek olmuştu." "Nanmer'in birleştirmesi ve Memphis'i Mısır'ın tek başkenti haline getirmesi, hanedan öncesi Mısır'ın sonunu getirdi." "Birleşik Mısır'da bu sekiz kralın 600 yıl boyunca ne yaptıkları hayli karanlıktır. Ama merkezi bir devlet yapısının gelişmesinin ipuçlarını görürüz: Bir kraliyet saray sisteminin kurulması, vergi toplanması ve Mısır'a gıda üretmeyen yurttaşları besleme lüksünü bağışlayan bir ekonomi: Kral için kurban kesen tam zamanlı rahipler, saray asilleri ve kadınları için takı üreten yetişmiş metal işçileri, büyüyen bürokrasinin hesabını tutan katipler. Geleneksel olarak, "I. Hanedan"ın sekiz kralı Narmer, Hor-Aha, Cer, Cet (bazen Vac denir), Den, Acib, Semerkhet ve Qaa'dır." "Bu krallar kuzeyin sadakati konusunda endişeli olabilirdi, ama ölümleriyle şaşırtıcı bir otokrasi kurmuşlardı. Başkalarının ölümünü kendi cenaze törenlerinin bir parçası olmaya zorlayabilen birisi, ilk Sümer hükümdarlarının kullandığı geçici gücün çok ötesine ilerlemiş demekti. Bu gücün neden insanların kurban edilmesiyle
Sayfa 81 - Mısır İkinci Hanedan, Narmer, Mumya, Mezar·Kitabı okudu
Alıntı
Paris Rasthanesi'nden G.D. Cassini yedinci bir ay daha keşfetti: Iapetus, Titan'ın dış tarafındaki bir yörüngede dönen, bir yarım küresi siyah öteki beyaz, tuhaf bir dünya. Cassini kısa süre sonra Rhea'yı, yani Titan'ın bir iç tarafındaki Satürn ayını keşfetti. Burada numeroloji konusunda bu kez patronlara yaranma gibi pratik bir işte kullanılacak yeni bir fırsat vardı. Cassini gezegenlerin sayısıyla (altı) uyduların sayısını (sekiz) toplayıp on dört buldu. Şimdi, tesadüf ki, Cassini'ye bu rasathaneyi yaptıran ve maaşını ödeyen adam Fransa'nın XIV.Louis'i, yani Güneş Kral'dı. Astronom bu iki yeni ayı hemen hükümdarına "takdim etti" ve Louis'nin "fetihleri"nin Solar Sistemin en uç noktalarına ulaştığını bildirdi. Cassini sonra tedbirli bir şekilde başka aylar aramaktan vazgeçti... Ama Cassini on iki yıl sonra tekrar aramaya başladı ve -kuşkusuz ki biraz endişeli bir şekilde- iki ay daha buldu. (Bu şekilde devam etmememiz belki de iyi bir şey yoksa Fransa, Louis adında yetmiş küsur Bourbon kralın kahrını çekecekti.)
Sayfa 106·Kitabı okudu
Alıntı