Özür diliyorum ama sizlerle açık konuşmak istiyorum: Her meslekte olduğu gibi,öğretmenler arasında da mesleğine lâyık olmayan çok kişi var. Bunlar öğretmenlik etmeyi aşağılık bir iş kabul eden gündelikçilerdir. Böylelerine bir dost nasihati veriyorum: Öğretmenliği bırakıp kendilerine başka bir iş arasınlar.Tüccar olsunlar, başka işler bulsunlar ama canlı bir ruha ve bilgiye sahip fedakâr insanların bulunması gereken yerleri işgâl etmesinler.
Bakımsız, terk edilmiş boş arazilerde ne gül, ne elma ne de patates yetişebilir. Oralarda en fazla ısırgan otu, devedikeni ve pıtrak biter. Halk kitlelerinin beyni ve kalbi de böyledir.
Baskı altında, isteksizce, tıpkı bir köle gibi ve birileri tarafından zorla yaptırılan işler ve bunun için harcanan emek ağır ve ezici bir emektir. Bir de Bunun aksi olan, insanı canlandırarak, tıpkı bir kartal gibi kanatlandıran özgür ve yaratıcı emek var. Rusya'ya bağlı oldukları ilk dönemlerden günümüze dek Finlandiyalıların emeği ile bizimki arasındaki fark işte bu noktada ortaya çıkmaktadır
Her halkın içinden hem büyük şahsiyetler hem de aşağılık insanlar çıkabilmektedir. Bunlardan hangisinin iktidara geleceğini belirleyen temel etken halk kitlelerine hâkim olan ruh hâlidir. Halkın sahip olduğu değerler nelerdir? Zekâsı, iradesi ve vicdanı gelişmekte midir yoksa zehirli otlar sarmış gibi çürüyerek yok mu olmaktadır? Veya, zavallı utanç verici bir mevcudiyet için mi sarf edilmektedir?