• "Sanayi devrimi sırasında Amerika’daki tekstil sektöründe, yaşları 12-30 arasında değişen ve “Mills Girls” (Fabrika kızları) adlandırılan kadın işçiler çalışmaktaydı.

    Lowell şirketi, 1813 yılında Massachusetts’teki Lowell kasabasında kurulur. 1840’lara gelindiğinde Lowellentegre tekstil fabrikalarında, çoğunluğu 16-35 yaş arası kadın olmak üzere 8000 kadar işçi çalışmaktadır. 1860’larda işçi sayısı 122.000’e kadar çıkacaktır. 

    Ücretleri erkeklerinkinin yarısı kadar olan bu kadın işçiler, ilk kez babaları ya da eşlerinden ekonomik olarak bağımsız hale gelmektedirler. Bu durum kaçınılmaz olarak kadınların, endüstri devrimi boyunca gelişecek toplumsal hareketlere katılımının da önünü açmış olur.

    Lowell fabrikalarındaki çalışma koşulları, Amerikan standartlarına göre daha ağırdır."

    Feminizm, daha çok kâr için üretilmiştir. Eşitlik falan kimsenin umurunda değil. Bu sadece bir propaganda. Ama, Lowell şirketinin yöneticisi gerçekten akıllı adammış...
  • "Feminizm" terimi; kadınların da erkeklerin sahip oldukları tüm haklara sahip olmasını ve kadınların da hukukta sosyal hayatta erkeklere eşit sayılmasını hedef alan düşünce sistemini anlatır. (S. Hayrı Bolay, Felsefî Doktrinler Sözlügü 106)

    Feminizm Nasıl Dogdu?

    Feminizm hareketlerinin başladığı onsekizinci asrın sonlarına kadar, İslam`ın uygulandığı dönemler dışında, kadının durumu içler acısıdır:

    Bozulmuş Yahudilikte, erkek, yatar-kalkar ve kadın yaratılmadığı için Allah`a dua eder. Baba isterse kızlarını satabilir. Bozulmuş Hiristiyanlıkta kadın, Hz. Adem`i kandırıp yoldan çıkaran, bu yüzden ölünceye kadar gebelik ve doğum sancısıyla ceza görecek olan aşağılık bir şeytandır. Bundan ancak hiç evlenmemekle kurtulabilir. İşte rahibelik bu demektir. Halbuki, bu hem dinin mantığına, hem de kadının tabiatına aykırı bir düşüncedir. Din herkesin kurtulmasını hedeflediğine göre, kurtulmak isteyen tüm kadınlar evlenmezlerse, erkekler kimlerle evlenecek ve insanlık nasıl sürecektir? Bu, hiristiyanlığın din mantığına aykırı yönüdür: Cinsel ilişki, erkek gibi kadın için de fitrî bir ihtiyaçtır. Kadın bu ihtiyacını gidermeden nasıl ömür sürebilir? Bu da işin kadın tabiatına aykırı olan yönüdür.

    Islâm`dan önceki Cahiliyyet Toplumunda kadının durumu ise herkesin malûmudur. Eski Hintlilere göre kadın murdar bir varlıktır. Batı uygarlığının temeli Yunan`da kadın bir zevk aracıdır. Kendisiyle hâlâ övündükleri Eflatun, kadının bir orta malı olarak elden ele dolaşması gerektiğini söyler.Ingiltere`de daha Onbirinci Asr`a kadar, koca, karısını satabilirdi. (B. Topaloğlu, Islâm`da Kadın 18.) Genel olarak batı`da kadın ondokuzuncu asrın başlarına kadar insan bile sayılmıyordu. O tarihlerde Italya`da toplanan bir bilimsel (!) heyet "Kadın Insan mıdır, değil midir?" konusunu tartışıyordu (Bu olayı Dostoyevski, Suç ve Ceza adlı romanında işler.) Çünkü kadın Şeytanın biçimlenmiş görünümü sayılıyordu ve 1830`lara kadar Avrupa`da beyaz kadın ticareti bir ticaret kolu olarak iş görüyordu. Yani kadınlarını bir mal gibi satıyorlardı. Derken Sanayi Devrimi oldu. Motorlar ve fabrikalar çalışmaya başladı. Büyük çapta insan gücüne ihtiyaç duyuldu. Çalışana olabildiğince az ücret vermek, kazanmanın birinci şartı olarak görülüyordu. Bunun için de en elverişli kesim kadınlardı. Onlara az ücret verilmesine kimse karşı çıkamazdı. Çünkü onlar insan değillerdi. Böylece kadın bir şeytanî ruh sayılmasının yanında, erkeklerin yapacağı ağır işleri de yükleniyor ve yağlı-paslı makineler arasında paçavra üstüpüler gibi akşamlıyor ve varsa kocanın kollarında cenaze gibi sabahlıyordu.

    İşte bu genel durum erkeklere iki yönden etki etti.

    1- Başkasının işinde enerjisini ve işe yarar yönlerini yitirip kendi kucağına paçavra gibi geIen kadınların kocaları, gayret duygularının depreşmesiyle harekete geçtiler.

    2- Fıtratındaki acıma duygusunu bütün bütün yitirmeyen insanlar, bu yürekler acısı durumdan nihayet etkilenmeye başladılar.

    Ayrıca işin kendi çıkarlarını etkileyen yönleri de vardı; Uzakdoğu`nun zenginliklerinin Avrupa`ya taşınmasıyla kurulan fabrikalar, tek geçim kaynağı hâline gelmiş ve işçi olarak erkeğin yerine, köle gibi çalıştırdıkları, buna rağmen çok az ücret verdikleri kadınları tercih eder olmuşlardı. Erkekler işsiz kalıyordu. Ikinci olarak, ağır işlerde çalışıp bitkin hale gelen kadın; erkeğin zevklerini tatmin edemiyordu. Derken, erkeğin hem midesinin, hem de belinin arzularının doyum aracı olarak görülen kadının bu durumunu, Freudizm`in psikanalize dayanan cinsiyet felsefesi, hem kolaylaştırdı, hem de bilimsel çehreye büründürdü.(Bolay, age.107.)

    İşte bu süreç sonunda batı`da "feminizm" kaçınılmazdı. Çünkü Islâm dünyası kadının da insan olduğunu onlara öğretmişti. Ve büyük savaşımlar sonunda kadın, önce kanun önünde erkeğe eşit hale getirmeyi başardılar. Kadın Hakları Beyannamesi'ni yayınladılar. Kadına seçme ve seçilme hakkı sağladılar. Buraya kadar olan gelişmeler olumlu ve güzel gelişmelerdi. Çünkü fıtrat, bunu gerektiriyordu. Ancak "ifratların tefritleri doğuracağı" kuralı işliyor ve bir cinsin hakimiyeti, yerini öbür cinsin hakimiyetine devretmeye doğru gidiyordu.

    Konunun insanîligi ve normalliği yanında aşırılıklara kaçılmasıyla cazip yönleri de ortaya çıktı. Kadının istikrarsız duygusallığı, güzel bir kazanç aracı olmaya çok elverişli idi. Yani kadın, yine kazanç aracı, yine zevk aracı olarak kullanılacaktı. yine ezilecekti ve horlanacaktı ama, bunun yöntemi değişecekti. Yani kadın yine erkeğin arabasına koşulan at durumunda kalacak, ama ne var ki, arabayı arkadan kırbaçlanarak çekmesi yerine, önüne yeşil bir gözlük takılarak ve o, ilerisini yeşil görünce ota kavuşmak ümidiyle koşturacak ve yine aynı arabayı çekecekti. Değişen sadece buydu.Kadının önünde bir kısır döngü oluşturuluyordu. Onun sayesinde yeni endüstri kolları gelişti. Kozmetikler ve moda gündeme geldi. Bunlar aracılığıyla kadın süslenip-püslenip erkeğin bulunduğu her yere girebiliyor, ayrıca defilelere ve yarışmalara çıkarılıyor, bunlar diğer kadınların bu yoldaki tutkularını artırıyor, bu tekrar onu oluşturuyor ve erkek de, birbirini körükleyerek hızlanan bu kısır döngüden istediği sonucu alıyor, hem midesini sişiriyor, hem de erkekler gibi her sahada görev alma hakkını (!) elde eden kadın sayesinde, kadını her aradığında elinin altında bulabilip başka zevklerini de tatmin ediyordu. Yani artık arabası tıkırında gidiyordu. Bu işin reklâmını yapacak çok uluslu şirketleri, siyonist menfaat şebekeleri, dergi ve magazinleri, hattâ TV ve radyoları vardı. Yani kadından çok, onu sömüren erkek örgütlenmişti ve sömürünün yöntemi bilimselleşmişti. Zavallı kadın ise, ot diye gösterilen yeşilliğin peşine koşabilmeyi hak olarak görüyor ve bu hakkı koruyabilmek ve daha ilerilere götürebilmek için kadın dernekleri kuruyordu. Evet, kadın artık erkeği geçmişti ama, göbeği şişkin, zevki pişkin erkeğin arabasının önünde olduğu için geçmişti..

    Erkek de bu iyiliğe karşılık onu koruma hayırhahliği gösterip, ona karşı doğan minnet borcunu ödemeliydi. Önce etrafa şöyle bir "höyyt!" demekle işe başladı. Kadının bu hakkına (!) karşı çıkmak isteyenlerin alnını karışlardı. Çünkü o artık bunu kanunlaştırmıştı ve bunu kadına da inandırmıştı. Çünkü her fırsatta onunla beraber olduğunu söylüyor ve "hiç endişe etmeyin, sizin erkeklere fiziksel eşitliğinizi de sağlayacağız" diyerek sırtını sıvazlıyor ve "Tam Eşitlik Için Erkeklerin şey`ini Kesme Dernegi" kuruyordu. (Attilâ Ilhan, Yanliş Erkekler, Yanliş Kadinlar 196.)

    Ama bütün bunların sonucu olarak bir yönden de kadın her arandığı yerde zorluk çekilmeden bulunabilen mebzûl bir varlık haline geldiğinden; erkeklerin gözünden düşüyor ve erkekler normal ve tabiî ilişkiden zevk almaz oluyor, cinsel sapıklıklar tarihin hiçbir döneminde şahit olunmayan boyutlara varıyor, eşcinsellik yer yer kanunlaşıyor, kadınlarda da yine yer yer erkeklerden nefret duygulan gelişiyor, onlar da lezbiyenleşiyorlar. Ama tabîîlik sınırı geçilince artık sınır yoktur. Konu hayvanlarla evlenmeye kadar vardırılıyor ve Avrupa`da bir kadına, kedisiyle resmen nikâh kıyılıyor. Sanki köpeklerle yaşayan diğer hemcinsleri gibi nikâhsız yaşasa olmayacakmış gibi... Ama tarih, fıtrata karşı çıkanların helâk olaylarıyla doludur. Tabiat, kendi kanunlarına karşı çıkanların gayretlerini sonuçsuz bırakır. Atın eşeğe çekilmesiyle doğan katır artık üreyemez. AIDS pusuda bekliyor gibi... İşte "feminizm"in serüveni ve günümüzde ulaştığı nokta bundan ibarettir.

    (Sorularla İslamiyet)
  • "kendisini, 250 gramın peşinde olduğu için mezhep değiştiren ve kendi kilisesini kurarak (bkz: anglikan) katolikten çıkan sapkın, cani ve zikine düşkün kişi olarak nitelemek magazincilik yapmaktır. bu adamın ziki sayesinde ingiltere'de modernleşmenin en önemli adımı atılabilmiştir. yine bu zik sayesinde dinin devlet üzerindeki tahakkümüne son vermiş ve doğu roma imparatorlarına benzer bir şekilde devletin-kralın din üzerindeki hakimiyeti sağlanmıştır. katolik kilisesinin ekonomik, syasi ve hatta sosyal etkisi kırılmaya başlanmıştır. bunun uzun vadeli etkileri rönesans, reform, endüstri devrimi, aydınlanma çağı, laisizm, halk-millet egemenliği vs her yerde görülecektir. kısacası modern avrupa medeniyetinin temelleri kısmen de olsa henry 8'in ziki sayesinde atılmıştır." fallenangel1789
  • https://i.hizliresim.com/g6nq7Q.jpg
    "Aydınlanma çağı ve endüstri devrimi etkilerinin hepsini bir insan hayatı içine sığdıran "
    Hakkında ..
    "Tüm dünyanın onu örnek alması gerek "
    Denilen güzel ADAM ..
    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ..Günaydın Paşam ..
  • hissizlik gülümsemesiyle gelir
    sonra ayak parmakları vardır gecenin
    kırılır basamaz üzerine bir süre
    uyuşukluk ve duvarlar ve duvarlar
    sonra sifonu çek. maaşı çek
    endüstriyel müzik dinle rahatla

    büyük entegrasyon seni istiyor.

    hissizlik gülümsemesiyle gelir
    ordular savaş pozisyonu alır
    birey toplumsallaşmadıkça birey
    okullar et yığınlarıyla dolup taşar
    büyük sirkülasyon seni istiyor

    sifonu çek!

    öfkelen ve yollara düş, asfaltta yürü
    güneşe koş, aşk şarkıları dinle sersemle
    derini griye boya, derini griye boya
    derini griye boya..

    büyük meditasyon seni istiyor.

    kendin için yeni bir mutsuzluk icat et
    salondaki yakın akrabalarına
    çıldırdığını ispatla
    televizyona bak, büyük düşün
    gazete oku, büyük düşün
    cinayet sayfalarında ismini ara
    düzenli olarak nefes al
    bekleme salonları işte bu'
    diyen cesetlerle dolu

    sifonu çek!

    tercih edilmiş sessizlik, sessizlik değildir..
    plazalar. solucanlar. bankalar. yarasalar
    ve klonlanmışlar ordusu
    tercih edilmiş sessizlik, sessizlik değildir..
    maden göçükleri altında devlet adamları kalmaz
    devlet adamları tersanelerde can vermez
    bürokratlar açlıktan ölmez

    sifonu çek!

    suskunluk icat edilmedi, suskunluk hep oradaydı
    bir fare kapanı gibi suskunluk hep sahibini bekledi
    kemirgenler! şimdi bütün toprakları yağmalayın!
    bütün gökdelenleri ve devlet binalarını istila edin!

    tercih edilmiş sessizlik, sessizlik değildir.

    ve uygarlıklar çöplüktür
    ve ülkeler çöplüktür
    ve bayraklar çöplüktür
    ve haritalar çöplüktür

    ve şehir merkezleri bok kokar.

    takım elbiseni giy ve işe git
    bireysel istiklal marşını oku
    kendine saygı duy
    ülkene saygı duy
    iktidara saygı duy
    üniformalara saygı duy
    aileni sev
    kravatını düzelt
    elini prize sokma!

    cumartesi öl, pazar uyan
    bireysel sahillerine in
    bir manzara edin
    burası sidik kokuyor
    kravatını düzelt
    sonra boz o manzarayı
    burası sidik kokuyor.

    sabah haberleri
    iyi
    ölü hayvanlar
    iyi
    siyasi argümanlar
    iyi
    gol düşüncesi
    iyi
    kötü niyet voleleri
    iyi
    verkaçlar
    iyi

    takım elbiseni giy
    işe git eve dön
    kumandaya sarıl
    maillerine bak
    patronuna saygı duy
    kendin için ara pasları satın al
    kişisel sorumluluklar edin;
    ekosisteme saygı duy
    elini prize sokma lan!
    aynaya bak
    kendine selam çak
    kendine göz kırp
    kravatını düzelt;
    hava serin

    canlı performanslar
    iyi
    akıllı telefonlar
    iyi
    enter tuşu
    iyi
    ütü masası
    iyi
    endüstri devrimi
    iyi
    oraya git, oraya koş
    ekrana bak
    buraya gel!

    hipnotize ol!

    çocuklar ekrana bakmalı çocuklar
    ekrana bakmalı çocuklar ekrana bakmalı
    onları teskin edin çocuklar ekrana
    bakmaya devam etmeli çocuklar ekrana
    bakmaya devam etmeli vanaları açın
    onlar ekrana çıkmalı tüm vanaları
    açık bırakın çocuklar...
    uzmanlaşmış iş kollarında kendilerini
    heba etsin bırakın
    onlar teneke sesini işitemeyecek ..
    madde: 7.2 Örs kemiği. Retina
    kodlu şehirde her apartman
    işçi kemikleri üzerinden yükselir

    sifonu çek!

    hissizlik gülümsemesiyle gelir
    ve ayak parmakları vardır gecenin
    kırılır sonra, basamaz üzerine bir süre
    uyuşukluk ve duvarlar ve duvarlar

    sonra maaşı çek, sifonu çek, babana çek
    endüstriyel müzik dinle rahatla.

    büyük kanalizasyon seni istiyor.

    Munch
    Separation'u çizdi
    Sartre
    Ruhun Ölümü'nü yazdı
    Kaleci Fevzi
    kale direğine kafa attı

    hayat devam ediyor..


    sifonu çek.

    Uluer Oksal Tiryaki
  • Arka dümenin icadı ve yelken sistemindeki iyileştirmeler olmasaydı Ko­
    lomb Amerika'ya ulaşamazdı. Dolayısıyla yeniçağın başlangıcına ve gele­
    neksel olarak ortaçağın kapanmasına yol açan olay ortaçağda gerçekleşti.
    Tarihçiler 1000 yılından sonra gerçekleşen bu teknik yeniliklerden "ilk
    endüstri devrimi" şeklinde söz ederler. Bu gerçekten de zanaatkârlık ala­
    nında ve karanlık çağlar efsanesini yıkacak türden bir devrimdi. Nitekim
    1000 yılından sonra büyük katedrallerin yükseldiği kentsel merkezler giderek gelişir, erken ortaçağın başlıca özelliği olan, din adamları, savaş­
    çılar ve çiftçilerden oluşan geleneksel toplum yapısının yerini kendini
    zanaatkârlığa ve ticarete veren bir kent burjuvazisi alır.