“nefret”, entelektüel anlamda ele alındığında “sonsuz yadsıma”dır. Duygular bağlamında değerlendirildiğinde bir körelme biçimidir ve kendinden başka her şeyi öldürür.
sanki yaşamım, bana ve başkalarına nasıl görünmüş olursa olsun, aslında hep bir “keder senfonisi” olmuş, uyumlu biçimde birbirine bağlanan bölümlerden tek tek geçip sanatta tüm büyük temaların işlenişinde görülen kaçınılmazlıkla finale ulaşmış gibi.
Beraberken hayatımız dışarıdan sanıldığı gibi zevk, sefahat ve kahkahadan ibaret olsaydı, bir tek ânını bile anımsayamazdım. Bu hayat, trajik, acılı, uyarılarıyla uğursuz; bıktırıcı olayları ve çirkin şiddetiyle sıkıcı ya da korkunç anlarla, günlerle dolu olduğu içindir ki, tek tek her olayı ayrıntılı biçimde görebiliyor, işitebiliyorum, daha doğrusu başka pek bir şey göremiyor, işitemiyorum.