Enes

Enes
@enescavdr
´´Şarkılar söylemek lazım...´´ #91667105 #94189365 #94146232 #90295423
Müzik Öğretmenliği
Bolu
8 Ocak 1999
324 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
"Gördüğü ağır işkencelere rağmen, Palmira antik kentinin en önemli eserlerinin yerini söylemediği için kafası kesilerek öldürülen arkeolog Halid Esad'ın anısına..." Yazarımız kitabı "Yazması zor, okuması kolay bir roman oldu." şeklinde bizlere tanımlamıştır. 2008 yılında Berlin Bergama Müzesi'ni ziyaret ettiği sırada ilk kez Zeus Altarı'nı gördüğü an kitabı yazmaya karar vermiştir yazarımız. Eserin hikâyesinin onu çok etkilediğinden bahseder. Ahmet Ümit altarın yapılış, kullanılış ve kaçırılış hikâyesinden etkilenerek kitabı yazmaya karar verdikten sonra, Bergama Asklepion’a bir psikoloji kongresine katılır ve boş sunak alanını gördüğünde kesin olarak hikâyesine başlar. Yıllarca yaptığı araştırmaları ve birikimlerini Kayıp Tanrılar Ülkesi kitabında kullanır ve ortaya tek solukta biten, mitlerle zenginleştirilmiş bir eser çıkar. Kitap hakkında ki düşüncelerime ve incelememe gelecek olursak; Devamlılığını sürdüren, akıcı bir dille anlatmış olayları bize yazarımız. Elimden bırakmak istemediğim kitaplardan bir tanesiydi. Yine; Ahmet Ümit klasiklerinden oluşan muazzam bir eser çıkmış ortaya. Polisiyeyi, arkeolojiyi ve mitolojiyi harmanlayarak yazılmış, usta işi bir roman çıkmış ortaya. Berlin sokaklarından tutun Bergama'ya kadar uzanan tuhaf bir cinayet olayını bizlere sunmuş yazarımız. Tanrıların, titanların, devlerin ve en önemlisi insanların bir arada olduğu tuhaf bir olay örgüsü ile anlatmış romanı bizlere yazarımız. Yine müthiş yazmışsınız "Başkomserim." Yunan mitolojisini pek bilmediğim için bu konuda pek konuşamayacağım ama şu kadar diyebilirim. İlk işim oraları gidip görmek ve ziyaret etmek olacak. "Babasız çocuklar tanrıya sığınırdı ama o, tanrı olmayı seçti." Kitap hakkında ki yorumlarımı burada sonlandırırken, şimdiden okuyacak herkese keyifli okumalar
1000Kitap
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·324 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2021 17:20
Uluyalım, diyor köpek. Portekizli yazarımız Josè Saramago; ilk kitabı olan ''Körlük'' ile ''Nobel Edebiyat Ödülü'' kazanmış ve dünya çapında bir okur kitlesine ulaşmıştır. Yazarımız bu kez bu kitabın devamı olan ''Görmek'' adlı kitabını yazmak için kollarını sıvamış ve okurlarını hikayenin devamına çağırmıştır. 2004 yılında okurlarıyla buluşan bu kitap Distopik roman kategorisinde dünyanın en güçlü eserleri arasında gösterilecek bir yapıttır. Kitap hakkında ki düşüncelerim olumlu olma yönünde geldi gitti. Çünkü ilk kitabı olan ''Körlük'' kitabından sonra beklentilerimi fazla karşılamadı. Kitabı yarım bırakmak gibi bir fikir aklıma gelmedi değil. Olay örgüsü ve karakterlere baktığımızda, ilk kitabında ki karakterlerimiz başlarında bizi karşılamadı. Aksine karşımızda halk ve bir devlet olayı vardı. Kitabın ortalarına doğru geldiğimizde ise bizi asıl karakterler karşılamaya başlıyor. Sanırım bu yüzden düşüncelerimi sizlerle burada paylaşmakta bulunuyorum. Siyaseti oldum olası sevmeyen birisi olarak kitabın başlarında çok bunalma derecesine geldim diyebilirim. Yazarımız siyaseti, kitabın ortalarına kadar aşırı derecede kullanmış. Yazdığı bir cümleyi farklı sayfalarda da aynı şekilde kullanması gözümden kaçmadı değil. İlk kitabında noktalama işaretlerinden dolayı puan kırdığım yazarın; bu kitabında kırmadım. Evet nokta ve virgül ile olan sempatisini burada da ortaya koymuş. Ama anladığım kadarıyla yazarın; kendine has bir yazım stili ya da yazım biçimi diyebiliriz. Gelelim kitap hakkında ki incelememize: Adı bilinmeyen ülkenin ve onun bilinmeyen kentindeyiz yine. İlk kitabında yaşanan ''Beyaz Körlük'' salgınından sonra insanlar kör olmuştu ve daha sonrasında görmeye başlamıştı. Bunun ardından aradan 4 sene geçmişti. Daha bu olan salgının dehşet verici hatıraları
1000Kitap
GörmekJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202222,8bin okunma
9/10
·331 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
Bakabiliyorsan, gör. Görebiliyorsan, fark et. Portekizli yazarımız Josè Saramago 'nun 1995 yılında yazdığı harika bir eser. 1998' de ''Nobel Edebiyat Ödülü'' alan yazarımızın en ünlü romanlarından birisidir bu eser. Roman, 2008 yılında Fernando Meirelles tarafından filme çekilmiştir. Filmini izleyeceğim ilk fırsatta ve sizlerle de bu filmi paylaşmak isterim. youtube.com/watch?v=XvTvP55... Kitapla ilgili görüşlerim çok olumlu diyebilirim. Akıcı, güzel bir olay örgüsü ile yazılmış. Korku, gerilim kategorisini fazlasıyla hak eden bir eser. ''Diyebilirim'' kısmına gelecek olursak. Nokta ve virgül dışında hemen hiç noktalama işareti olmadan yazılmış olduğu için biraz tuhaf hissettirmedi değil. 10 üzerinden 9 puan vermemde aslında bu yüzdendi kitaba. Gelelim kitap hakkındaki incelememize: Adı bilinmeyen bir ülkenin bilinmeyen bir şehrinde araba kullanmakta olan bir adam trafik ışıklarında beklerken bir an da kör olur. Normal bir körlük değildir bu kastettiğimiz. Çünkü normal kör bir insan dünyasını siyah görür ama bu ''Beyaz Körlük'' adını verdiğimiz bir virüs, bir hastalık. Aynı şekilde trafik ışıklarında bekleyen adamı yani ilk kurbanı yakalayan hastalıkta buydu. Üstüne üstelik bu virüs bulaşıcı bir özelliğe sahipti. ''Beyaz Körlük'' dediğimiz hastalık salgın haline gelerek o adama yardım eden ilk oto hırsızına, sonra bir göz doktoruna hızla ülkede baş göstermeye başlamıştı bu salgın. Hükümet yetkilileri duruma el atıp, kör olanları bir deli hastanesinde karantinaya almaya karar verirler. Dışarısıyla resmen tüm bağlantıları kesilen körler ölüme terkedilmiştir. Güvenlik güçleri körlerle temasa geçemediği için kontrolü sağlayamadılar. Onları çok zorlu bir yaşam bekliyordu. Ama ilk kör olanlardan birisi olan doktor ile onu yalnız bırakmak istemeyen eşi de
1000Kitap
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
10/10
·702 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2021 19:22
Kitap almaya gittiğim o gün. Aklıma ilk gelen kitaptan birisiydi. ´´Suç ve Ceza´´ Dünya klasikleri önünde durdum ve alıp okumaya başladım yazar ve roman üzerine olan kısmı. Aslında Dostoyevski ile ilk tanışmamız olmuştu. Kitabın daha yazar ve roman üzerine olan kısmına o kadar dalmışım ki, o an bir kitapevinde olduğumu unutmuştum sanki. Kitap hakkında ki görüşlerime geçecek olursak, başladığımdan bu yana hiç akıcılığını yitirmemesi ve özgün olmasıydı. Buraya dikkat çekerim, özgün olması evet. Şuana kadar okuduğum kitaplardan tek farkı da bu olsa gerek. Yazar cinayet olsun, psikoloji bakımından olsun, azıcıkta araya dram katması ile harika bir esinti sunmuş bizlere. 1846 yılından, yani ilk basımından bugüne kadar gelmesi aslında beni pekte şaşırtmadı. Bir karakter düşünün psikolojik yönden sorunları olan ve yalnızlığı artık kendisine benimsemiş. Bu karakteri en güzel nasıl işlerdiniz? Ya da şöyle konuşacak olursak bu konu üzerinde ne kadar sınırlarınızı zorlayabilirdiniz? İşte burada devreye yazarımız Dostoyevski giriyor. Öyle ki tek bir karakteri değil, kitabın içinde bulunan çoğu karakteri birbiriyle bağlantı kurdurmuş. Olayımız aslında Petersbug adında olan bir semtte geçiyor. Orta da işlenmiş bir cinayet var ve bir türlü açıklanamayan bir suç. Yazarımızın da son cümlesinde dediği gibi bizim şimdi ki öykümüzde burada bitiyor. Benimse kitap hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Çok spoiler vermeden anlatmaya ve incelemeye çalıştım kitabı. Harika bir Rus romanıydı. Eh artık alıp okuması da size kalmış. Şimdiden okuyacak kişilere, keyifli ve bol serüvenli okumalar diliyorum.
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · İş Bankası Kültür Yayınları · 2006194bin okunma
10/10
·374 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2021 02:00
``Şimdi diyorum. Şimdi; bir deniz, denizde vapur, gökyüzünde martı, semaverde çay olmalı. Birde çaya yaren...´´ Cemal Süreya'yı bu sözüyle tanımıştım ve en sevdiğim şairdir kendisi. Uzun süredir kitaplarını çok okumak istiyordum ama bir türlü fırsat yaratmıyordum kendime diyeyim. Özellikle hayatına kadar bir çok şeyi araştırmıştım. Büyük bir Fenerbahçe taraftarı olduğunu gözden kaçırmadım ve kız çocuğu hayranı olduğunu :) Kitapla ilgili sözlerime gelecek olursak; akışı olsun, içine sürükleyiciliği olsun gayet güzeldi. Cemal Süreya' nın şiirlerini okurken onun gözünden bakmalısınız dünyaya ya da düşüncelerinden. Yoksa sadece okuyup geçersiniz anlaması güç olur. Ben okurken adeta yaşadım şiirlerini, sözlerini, mektuplarını. Şairimiz Cemal Süreya şiirlerinde bir çok unsurlar kullanmıştır. Sigara ve alkol. Sigarayı ne kadar çok sevdiğini biliyorum, şiirlerine bunu fazlasıyla yansıtmış. Sözünde de dediği gibi: ``Bilirsin, sigarayı da kalem tuttuğum gibi tutarım. Ondan tüter sevda sözleri.´´ Diğer bir unsura gelecek olursak bunlar hayvanlar. At kelimesini özellikle çok duydum şiirlerinde. Benim direk aklımda şu 3 mitoloji canlandı ``At, avrat, silah´´ Nedenine gelecek olursak, şairimizin sevdiği kadınlara yazmış olduğu şiirler. Silah olarak çok kullandığı bir bölüm yok ama bir şiirinde yani ``İntihar´´ şiirinde bu unsuru kullanmış. Söz konusu hayvanlardan açıldı haydi gelelim kuş, güvercinle olan bağlarına. ``Hayat kısa, kuşlar uçuyor´´ sözünden de anlaşıldığı üzere ömrünü uçan kuşlara benzetmiş. ``Güvercin curnatasında yan yana akan iki güverciniz.´´ sevdiğini güvercin olarak benimsetmiş. Ömrünü uçan kuşlara benzetmiş derken; diğer bir unsur ise ölüm. Şairimiz ölüm konusunu yine bir o kadar çok işlemiş şiirlerinde. ``Özgürlüğün geldiği gün, o gün ölmek yasak!´´ demiş; ama
1000Kitap
Sevda SözleriCemal Süreya · Can Yayınları · 202032,2bin okunma