Diyecek çok şey var ama bir işe yaramıyor
Söylenenler artık birer cümle değil, alışılmış birer kaçış yolu. Her felaketin üstü “kısmet”, her suçun üstü “bir şey olmaz”, her çürümüşlüğün üstü “kader” diyerek örtülüyor. Oysa gerçek şu ki; hiçbir cinayet kader değil, hiçbir taciz normal değil, hiçbir ihmal masum değil.Kadın öldürülüyor, suçu ona yükleniyor. Çocuklar istismara uğruyor, hafife alınıyor. Engelli susturuluyor, rıza uyduruluyor. Deprem oluyor, hazırlıksızlık gizleniyor. Yangın çıkıyor, sorumlular yerine “takdir” konuşuluyor. Eğitimde hile yapılıyor, başarı diye pazarlanıyor. Her olayda suçlular korunuyor, sorgulayanlar hedef gösteriliyor. Asıl sorun şu: Kimse neden diye sormuyor. Çünkü sormak cesaret ister. Düşünmek rahatsız eder. Ama en çok da düzeni bozar. Bu yüzden düşünen susturuluyor, hakkını arayan suçlanıyor, eleştiren dışlanıyor. Okullar güvensizken,çocuklarkorunamazken, öğretmenler ses çıkarınca bastırılırken; onca güç, onca imkan neredeydi? Güç, halkı korumak için mi var, yoksa sessizliği sağlamak için mi?Gerçek değişmez: Adalet yoksa güven de yoktur. Sorumluluk alınmadıkça hiçbir şey “kader” değildir, sadece ihmaldir. Ve bu ihmaller, susuldukça büyür.
Biraz konuşalım mı 1000K? LÜTFEN
Bir gün önce bir ileti paylaştım. İletide sapık kullanıcının yazdığı sapıkça bir mesajdan bahsettim. Öncelikle destek mesajı atan, ilgilenen ve beğenen herkese çok teşekkür ederim. Sayenizde kullanıcının hesabı kapandı. Kendisi mi kapattı yoksa şikayetlerden mi kapandı bilmiyorum ancak kapandığını biliyorum. Peki o zaman neden böyle bir ileti yazıyorsun Dek? Çünkü bu olay benim konuşmam gereken konunun bu olmadığını fark etmemi sağladı. Ülkemizde her geçen gün kadın cinayetleri, çocuk cinayetleri, taciz, istismar haberleri daha da artıyor. İletimde sapık heryerde sapıktır demiştim. Çünkü bu adamların elinde olsa tec@vv#z de ederler. Cinayet de işlerler. Ve bunu yapmaları için hiçbir sebep yok inanın bana hiç yok hem de HİÇ YOK! Kadına taciz edildiğinde önce kadın ne yaptı diye düşünenlere, bu ülkede sadece açık kadınlar taciz edilmiyor Tesettürlü kadınlar, hamile kadınlar, yaşlı kadınlar, engelli kadınlar... Bu bir sebep olamaz o an kadının ne giydiği biz etken dahi olamaz. Her şey adamın kafasında bitmiştir. Eğer adamın kafasında varsa böyle bir şey yapmak yapar onun için ne giydiğinin ne önemi var? Hadi diyelim kadın olduğu için yaşanıyor. Yooo erkekler de taciz ediliyor. Erkekler de mi açık giyiniyor. Bebekler de taciz ediliyor. O da mı açık giyiniyor? Bezi mi kaymış? Poposu mu gözükmüş yoksa? Ağlarken cilve mi yapmış da adam onu mu mesaj olarak algılamış. Ve ya küçük bir çocuk ne yapmış olabilir ya ne yapmış olabilir? Hadi bu da mı yetmedi tamam size taciz edilen kedi, köpek, at, inek, kuzu, keçi vereyim belki onlara da suç bulursunuz sonuçta onlar da giyinmiyor. Mideniz mi kalktı? Daha yeni başlıyoruz. Cinayetler... Can almayı bile savunabilen insanların olması tüylerimi ürpertiyor. Birine çarpıyorsun BOM öldün. Ama onlar katil değil Suça sürüklenmiş çocuklar.
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hâlâ engelllileri normal görmeyip üremesini istemeyen bir kesim var. Zihinsel engelli olsalar haklısınız. Evlilik yapan insanların akıllı olması gerekir bence. Ama diğer engelli insanlar için bence durum böyle değil. Kalıtımsal ölümcül bir hastalığa sahip biri değilse, bazı küçük engeller göz ardı edilebilir. Örneğin zor yürüyen biri olabilir genetik olarak. Bu kişi üreyebilir mi? Evet, üreyebilir. Adamlar artık kafası yerinde olup biraz yürüyemeyeni de anormal buluyor. Kusursuzluğu sağlıklı tamamen olma diye tanımlıyor. Ufak engellerle dünyaya gelmiş, hatta daha zor engellerle gelmiş dehalar var dünyada. Okul hayatında zorluk yaşarmış. İş bulurken sorun yaşarmış. Geçelim bunları. Hepimiz biliyoruz ki engelli insanların kendisini küçümsüyor ve onları içten içe anormal diye tanımlıyorsunuz. Oysa dünyada sayısız engelli var. Demek ki anormal değil. Ne kadar da aşağılık insanoğlu! Kolaylığı bir şey sanıyor. Bedeni ve aklı sağlam insanlar gördüm. Bir ton budalaydı. Şimdi bunlar mı engelli? Engelliler mi engelli?
1000Kitap
Bir Kamp, Bin Hikaye
I. Özel Kamp Bilmiyordum hayatımın en büyük ve en gerçek tecrübelerimden birisini yaşayacağımı. Bilmiyordum aynı amaçla yürüyen insanların bir araya gelince çok kısa bir zamanda görkemli işler başarabileceğini, gönüllerde tahtlar kurabileceğini. Bilmiyordum ne kadar çok şükretmemiz gereken değerimiz olduğunu. Yola çıktığımda kafamda soru işaretleri, ön yargılar ve belirsizlikler vardı. Aydın Efeler Gençlik Kampı’na bir bilinmezliğe doğru kamp liderliği yapmaya gidiyordum. Aynı amaçla 8 lider, 1 şef ve farklı şehirlerden farklı hikayeleri olan 135 kampçı yola çıkmıştı. 135 özel insan... Ortopedik engelli, otizmli bireyler ve aileleri yaşadıkları tüm zorlukları bir kenara bırakarak bize güvenip biraz olsun rahatlamak ve keyifli bir hafta geçirmek için kampımıza katıldılar. Kampın kayıt masasında ben vardım. Gelen her kafileyi gördükçe aslında ben de buraya çok şey öğrenmeye geldiğimi fark ettim. Bizler pek çok zaman sahip olduğumuz değerlerin kıymetini bilemiyorken onlar kendilerini olduğu gibi kabul ettiği için bizden daha çok yaşama sevincine sahiptiler. Her geçen gün bambaşka sürprizlerle karşılaştık. Bunlardan en etkileyici olanı tekerlekli sandalye basketbol takımlarının Türkiye Süper Ligi’nde yer aldığını öğrenmemdi. İnanılmaz! Benim için imkansız gibi görünen şey aslında deneyemediğimiz, kendi kendimize koyduğumuz engellermiş. O andan sonra benim için engel kelimesinin anlamı da değişti. Masa tenisinde Türkiye dereceleri, okçuluk takımları, badminton takımları, bilek güreşinde uluslararası dereceler... Sanki çok ütopik bir durummuş gibi hiç aklımın ucundan bile geçmezdi. Kamp boyunca tüm liderlerime ve kampçılarımıza onlarca oyun oynatarak keyifli vakit geçirmeleri için çalıştım. Benim görevim hiç kimsenin yalnız hissetmemesini sağlamak, yapacak bir şey
1000Kitap
FRIDA KAHLO -Henüz 5 yaşında bir çocukken babasıyla çıktığı bir gezinti sırasında ayağı ağaç köklerine takıldı ve büyük bir acıyla yere düştü. Bu olaydan sonra geçirdiği çocuk felci sonrası engelli kalan Frida ... -,19 yaşındayken 17 Eylül 1925'te okuldan eve dönerken bindiği otobüsün tramvayla çarpışması sonucu çok kişinin öldüğü kazada, tramvayın demir çubuklarından birisi Frida’nın sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıktı. ,-Kazadan sonra tüm hayatı korseler, hastaneler ve doktorlar arasında geçen Frida; omurgası ve sağ bacağında dinmeyen bir acıyla yaşadı. , -Hayatı boyunca tam 32 kez ameliyat edildi ve çocuk felci nedeniyle sakat olan sağ bacağı 1954’te kangren yüzünden kesildi. - -Kazadan bir ay sonra hastaneden çıkan Kahlo, ailesinin teşviki ile sıkıntı ve acıdan kaçmak için resim yapmaya başladı. Yatağının tavanındaki aynaya bakarak oto-portreler yaptı. İlk otoportresi, "Kadife Elbiseli Otoportre"'dir (1926). - 1927 yılı sonunda yürümeye başlayan Frida, bu dönemde sanat ve politika çevreleri ile yakınlaşmaya başladı. Kübalı önder Julio Antonio Mella ve fotoğraf sanatçısı Tina Modotti ile tanışıp yakın arkadaş oldu. - - Resim çizmeye devam eden Kahlo aynı dönemde arkadaşı Tina Modotti aracılığıyla Meksikalı Michelangelo olarak anılan ünlü ressam Diego Rivera ile tanıştı ve ona resimlerini gösterdi. - Resim yapmaya geçirdiği kazanın izlerini hafifletmek için başlayan Frida, kısa süre sonra yeteneğini herkese kanıtlamıştı. - Frida, ikinci otoportresini evlendiği yıl yaptı. Eser, 2000 yılında bir Amerikalı koleksiyoner tarafından 5 milyon dolara satın alındı - 1943'te La Esmeralda adlı yeni bir sanat okulunda öğretim üyeliğine başlayan Frida, sağlık durumu kötüleşmesine rağmen ders vermeyi on yıl boyunca sürdürdü. Sağlık koşulları nedeniyle Mexico City'e
us | 2025 | 4/9 | estetik
emretimur.com/2025/07/us-2025... emre timur Us Emre Timur estetik olanla birleşmek, tekleşmek, çiftleşmek, çiftlenmek, birlenmek… aşk… ne çok şey, bilhassa da yanlış şey söyleniyor hakkında. mâruziyet olması hasebiyle ayrılır sevgiden. sevgi bir ölçüde tercih iken, aşk, kendisi seçendir. olanı da olunanı da. o yüzden, “dur sana âşık olayım” diye bir şey olmayacağı gibi “âşık olmaktan vazgeçtim.” diye bir şey de olmaz. ilhama benzer bir tarafı vardır ki kovulamaz/çağırılamaz. seyircisin sadece sen… olsa olsa inkâr edersin. o kadar. daha çoğuna gücün yoktur. en büyük özelliği de seçilmiş bazı yeteneklilere nasip olmasıdır. nasıl ki herkes yağlı boya tablosu yapamaz, aşk da öyledir işte. yeteneksiz kişi taklitçidir sadece. içindeki gıdıklanmaya “aşk” demek seni âşık yapmaz. gece uyutmayan, şiir yazdırtandır orijinali. eksperi bilir. elit bir zevktir. aşk kelimesini geveleyenleri görüyor musunuz? onların bu eminlikleri size de yavan gelmiyor mu? yoksa siz onların gırtlaklarından fışkıran bu hırıltıyı aşk mı sanıyorsunuz? içinde insan olan her mevzu uzundur. insan olmayan mevzuları ayaküstü hâllediveririz. fakat insanın girdiği her şeye çelişki girer. düz bir amacı olmayandan daha tehlikeli ne olabilir. tüm amaçsallığı bir çatışma, kaos ve dualite içindeki insan nasıl da katlıdır, nasıl da sergüzeşt. iyilik-kötülük veya madde-mana ikilikleri gibi basite indirgenemeyen, ego-süper ego-id veya şeytan-nefis-ruh üçlemesi gibi çok daha kaotik üçlemelerle tanımlıyoruz ya da tanımlamaya çalışıyoruz. işte henüz insanı tanımlamazken bir de en üst insan duygusu hakkında ileri geri konuşuyoruz. şu ortalıkta dolaşan “aşk” kelimesi sürü tarafından en sık yapılan karıştırmadır. aşk bir kimyevi üreme bulamacı değildir. nabız artışı değildir. sempatik sinir
Felsefe