engin batmaz

engin batmaz
@enginbatmazz
İşletmeci
Lise
Şırnak
Şırnak
104 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Said-i Nursi başta Norşinli Şeyh Hazret olmak üzere çok sayıdaki ağa, şeyh ve Abdürrahim Rahmi Zapsu gibi alimlerle birlikte milis kuvvetler kurarak Ruslara karşı savaşmaya başladı. Savaşta yaralanarak arkadaşı Abdürrahim Rahmi Zapsu ile birlikte Ruslara esir düştü. Esir bulunduğu Rusya'dan kaçarak Berlin'e geçti ve oradan tekrar Bitlis'e döndü. Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'i destekledi. Hilafet'in kaldırılmasına ve yeni rejimin İslam karşıtı uygulamalarına ise karşı çıktı. Yeni Cumhuriyet' in bu döneminde çok radikal bir karar verdi. Hayalının sosyal ve siyasi hareketler içinde oldukça aktif olan ve kendisinin 'Eski Said' olarak adlandırdığı dönemine son verdiğini açıkladı. 'Yeni Said' adını verdiği ikinci dönemde, aktif siyasetten uzaklaşarak ilmi İslami çalışmalara ağırlık verdi ve özellikle öğrenci yetiştirmeyi hedefledi. Hayalı boyunca evlenmedi ve servet biriktirmeye çalışmadı. Çok sade ve mütevazı bir hayat sürdü. 1925'teki Şeyh Said İsyanı'ndan sonra, 1926'da, uzlette olduğu Van'dan bölgedeki binlerce Kürt ileri geleni gibi babya sürgün edildi. Birçok kez mahkemeye çıkarıldı ve hapsedildi. Ünlü 'Risaleler'ini 1926'dan itibaren sürgünde bulunduğu Isparta Barla' da yazmaya başladı. Hapis, mahkeme ve sürgünler 23 Mart 1960'ta Urfa' da ölümüne kadar devam etti. 1960 ihtilali'nden sonra Urfa'da Hazreti İbrahim Halil Dergahı'nda bulunan mezarı açılarak cenazesi bilinmeyen bir yere götürüldü. Hayah boyunca mal mülk, mevki makam ve şöhret peşinde koşmayan Said-i Nursi'nin Urfa Tereke Mahkemesi Hakimi Özdemir Türker tarafından tespit edilen, 23 Mart 1960 tarih ve 1960 / 1 say�ı Tereke Tespit Zaph ibr�t vericidir. Günümüzde adeta padişah saltanatı yaşayan birçok Islami cemaat ve parti liderinin aksine Said-i Nursi'nin; elbiseleri, saati ve namaz ibriği gibi bir
Din İslam
Reklam
Said-i Nursi 1876 yılında Bitlis Hizan kazası İsparit nahiyesinin Nurs köyünde doğdu
Din İslam
DYP-SHP hükümeti döneminde üç bin dolayında faili meçhul cinayet işlendi, üç bin köy boşaltıldı ve milyonlarca Kürt, köy ve mezralarından göç etmek zorunda kaldı. Tansu Çiller hükümetinin bu tamamen hukuk dışı uygulamaları devam etti ve Anayasa Mahkemesi DEP'i de kapattı. DEP milletvekilleri yaka paça Meclis' ten çıkarılarak tutuklandı. Özellikle Orhan Doğan'ın boynundan sürüklen�rek bir polis aracına zorla sokulma sahnesi yıllar�a hafızalardan silinmedi.
1000Kitap
ni Nurettin Yılmaz şöyle anlatıyor: "Türkiye Barış Derneği Davası _ nedeniyle, İstanbul'a gitmek üzere, Diyarbakır cezaevinden ayrı lı rken, Binbaşı Esat Oktay Yıldıran'ın bana, el indeki özel yapılmış copuyla binlerce tutuklunun kaldığı koğuşları pencereden gösterip 'Görüyor musun binleri nasıl ıslah ettim? Kuzu gibi oldular, yola geldiler' dediğinde verdiğim yanıtı daha önce de belirttim, 'Zannetmeyin ki o binleri ıslah edebilmiş, yola getirebilmişsin iz. Vurulan her cop, onur kırıcı her davranış ve hakaret, o binlerin yüreklerinde ve beyin lerinde birer yara açmıştır ve iz bırakacaktır. Her an patlamaya hazır birer bomba gibiler. Binleri ıslah değil, asi hale getirdin iz. Kin, nefret ve intikam tohumları ektiniz. Dışkı yediri l meye ve cop sokulmaya zorlanan kişi unutur mu o vahşeti?' Tarih beni yanıltmadı. Devlet, 12 Eylül faşist uygulamalarının meyvesini al ıyor, ektiğini biçiyor bugün."
1000Kitap
İç Güvenlik Amiri Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran, yıllar sonra İstanbul Ümraniye Dudullu'da bir belediye otobüsünün içinde eşinin gözleri önünde öldürüldü. Diyarbakır 5 No'lu Askeri Cezaevi'nde yaşananlarla ilgili çok şeyler yazıldı, çok şeyler konuşuldu. Ancak dost düşman herkesin üzerinde ittifak ettiği bir şey var ki o da şu: Diyarbakır 5 No'lu Askeri Cezaevi olmasaydı PKK bugünkü durumda olmazdı. Olayların halen hayatta olan şahidi Selim Dindar da aynı kanaatte: "Ben siyasi biri deği l im. Bu konularda birikimim yok. Ama 1 2 Eyl ül, Kürt sorununa herkesin dikkatini çekti, bu sorunu dünyaya duyurdu. Cezaevindeki vahşet ol masaydı, Kürt meselesi bu ülkede bu kadar erken açığa çıkmazdı. Diyarbakır Cezaevi'ndeki insanları birer militan haline getirdi ler. Bunların O/o 80'den fazlası dağa çıktı. İnsanın oradaki vahşeti gördükten sonra normal yaşama dönmesi çok zordu. 'PKK hareketi 1 984'te patladı' derler ya, bu tarih, Diyarbakır Cezaevi'nden ana tahliyelerin olduğu tarihtir.
1000Kitap
Reklam