Engin Bozdağ

Engin Bozdağ
@engindiyar
Hüznün yürekte yoğrulmuş halidir şiir. Sözcükler de canlıdır. Dile gelir, mısra olur, can olur. Yüreğe dokunur…
Öğretmen
Lisans
Diyarbakır
Diyarbakır
81 okur puanı
Kasım 2021 tarihinde katıldı
“Torino'da 1889'da hayatının dönüm noktasına yürüdüğünü bilmeyen Nietzsche, şehri dolaşırken bir faytoncunun atını kırbaçladığını görür. At o kadar yorgundur ki kırbaç darbelerine tepki veremez halde yere çökmüştür. Nietzsche, koşarak atın yanına gider, boynuna sarılır, ağlayarak ata bir şeyler söyler, bilincini yitirir ve bayılır. Bayılmadan önce ata ‘Anne, senden özür dilerim’ veya ‘Anne, ben bir aptalım’ dediği rivayet edilir. Bu olaydan sonra tam on yıl kimseyle konuşmaz, dengesiz davranışları artar, akıl hastanesine yatırılır ama asla eskisi gibi olamaz. ️ Dostoyevski benzer bir olayı Suç ve Ceza'da Raskolnikov'un uykularını kaçıran en büyük kabusu olarak bir çocuğun çaresizliğiyle anlatır. Raskolnikov küçük bir çocuktur. Bir arabacı yorgun yürüyemeyecek halde ki atını; hiç acımadan, çekemeyeceği kadar insanla dolu arabayı çekmesi için kırbaçlar ve yanındakiler de onunla birlikte ellerine geçen her şeyle ata vururlar. Küçük bir çocuk olan Raskolnikov ata sarılır, ağlar yardım ister ama kimse ona yardım etmez. En sonunda arabacı herkesin gözü önünde atı vahşice öldürür. Yaptığından kendisi ve onunla birlikte olanlar büyük keyif alırlar. Milan Kundera Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabında Nietzsche'nin olayını şöyle değerlendirir. ‘Gerçek insan iyiliği, ancak karşısındaki güçsüz bir yaratıksa bütün saflığıyla özgürce ortaya çıkabilir. İnsan soyunun gerçek ahlaki sınavı, temel sınavı onun merhametine bırakılmış olanlara davranışlarında gizlidir: Hayvanlara...Ve işte bu açıdan insan soyu temel bir yenilgi yaşamıştır. O kadar temel bir yenilgi ki, bütün öteki yenilgiler kaynağını bundan almaktadır.’ Nietzsche ve Dostoyevski, insanların anlam veremedikleri merhametsizliği karşısında çaresiz kalıp, insanlardan uzak durmayı tercih etmişler.. Goethe bu çaresizliği
Reklam
Emeğin özgürleştiği, demokrasi ve barışın hâkim olduğu günlere, birlikte ulaşmak dileğiyle… Bayramınız kutlu olsun!
Karışır yağmur gözyaşlarıma, Serin ve ince, Yürür bedenim üşüyen sokaklarda, Sevdiğin türküler yankılanır kulaklarımda, Yoksun… Ruhun bedenimle yürüyor, Rotası olmayan sokaklarda, Gece şahit, ay şahit, Yıldızlar yoldaşım, Yolum uzun, ömrüm kısa, Vuslata bırakma ey yar! Gel ki gece aysın, Gün düğün bayram olsun… Yeni güne doğan her güneşin batışında, Bu son gecem diyorum, Ay, yıldız ve ben kalıyoruz, Geceye, Anlıyorum ki, Bitmeyecek bu ayrılık, bu hasret, Ölüm saatini bekle diyor cümleler, Yine de sen gel ey yar, Gönlüme bayram borcun var…
Şemsiyemi kırdım bu gece, Islanmanın güzelliğine vardığımdan beri, Yola revan oldum kalbimi aramaya, Gözyaşlarım kağıdımı ıslattığından beri, Sana dair isteklerimi astım birer birer, Biliyorum! Tutunamayacağım bulutlarına, Avuçlayamayacağım yıldızlarını, Ve artık, Dokunamayacağım sana ait gökyüzüne, Hafiflesin diye acılarım, Bir tüfekte arar oldum, Merhemi mi…
Sevmek güvenmektir aslında, Hesapsızca hem de, Aidiyettir, Vesselam…
Reklam