Ailede Bir Yabancı okuduğum ilk Jane Casey romanıydı. Bu romanı bu uygulamadaki parlak yorumlardan keşfetmiştim. Polisiye roman seven birisi olarak iyi bir maden buldum diye düşündüm. Ancak roman ilerledikçe yanıldığımı (ya da yanıltıldığımı) anladım.
438 sayfalık romanda Maeve ile Josh arasındaki çıkmazdaki romantik ilişkiyi çıkarsak 200 sayfa ancak kalır. Serinin diğer romanlarını okumadım ama bu romanda Jane Casey Agatha Christie olamayacağını anlayınca Barbara Cartland olmaya karar vermiş gibi bir durum söz konusu. Polisiye ögelerin çok zayıf kaldığı bir kurgu. Mesela çifte cinayeti işleyen kişi, bunca zaman sonra ağzından bir laf kaçırdı diye cinayet işliyor, üstelik kolaylıkla inkar edebilecek durumdayken. Roman kahramanı ikili arasındaki ilişki ve diğer karakterlerin bu ilişkiye müdahalesi o kadar çok ön plana çıkmış ki, olayın çözüldüğü son bölümde ne neden olmuşu kavramak bile zorlaşıyor.
Kadın polisiye yazarlarının yarattıkları kadın kahramanlarda genellikle cinsiyetçi bir sorun oluyor sanırım. Tess Geritssen de romanlarında kadının çalışma hayatındaki, özellikle erkeklerle özdeşleştirilen polislikte yaşadıkları zorluklara sık sık vurgu yapıyor. Ama onunkiler romanın bütünlüğünü bozmuyordu.
Aslında Ailedeki Bir Yabancı ile ilgili övgü dolu yorumları okurken bunların neredeyse tamamının romantizm tuzağına düşen kadın okuyucular tarafından yazıldığına dikkat etmemiştim. Bir daha yorumlar üzerinden roman seçerken buna da dikkat etmem gerektiğini öğrenmiş oldum.