Engin Öce

Engin Öce
@engoce
55 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
3-5 Kişiden fazlası
8/10
·360 syf.··
2025 24. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 12:05
Üç Beş Kişi adlı romanı, rahmetli edebiyat öğretmenimiz Ahmet Nur Eranıl'ın 40 yıl önce bizlere sitem ettiği sözlerini aklımdan çıkarmadan okudum. Öğretmeniz edebiyat konusundaki isteksizliğimizi hep "Bir Adalet Ağaoğlu olayından haberiniz bile yok" diye eleştirirdi. Böylece 40 yıl sonra Adalet Ağaoğlu ile tanışmış oldum. Üç Beş Kişi, okuması kolay olmayan ama tarzını anlayıp ve ritmine alışılınca elden bırakılamayan bir roman. Tam 1980 darbesi öncesi, yazarın muğlak tarihlemesi ile "Gece. Haziran. Ama günlerin en uzunuyla gecelerin en kısasına zaman varken" hayalperest, naif, narin zengin Murat'ın; Murat'a karşılıksız aşık, fakir, işkencenin çemberinden geçmiş yeni bir hayata hazırlanan Kardelen'in; Eskişehir'in varlıklı ailesinden, içine kapanık, hep geri planda kalmış, "sen kadınsın, işin ev kadınlığı" diye bastırılmış, Murat'ın ablası Kısmet ve onun annesi Türkan hanımın; bir zamanlar soylu aileden gelen ama içinde bulundukları cemiyetin yozlaştırdığı Neval hanım; idealleri olan, bulunduğu ortamın gözbebeği Murat ve Kısmet'in dayısı Ferit'in; Murat'ı kendine aşık edip Eskişehir'den İstanbul'a sürükleyen, yozlaşmış annesi Nevla hanım ile üvey kızkardeşi Belgin'e arka çıkarken yolunu kaybeden ünlü şarkıcı eskisi Selim'in hikayeleri. Aslında hikayenin ana karakteri Kısmet ve roman da onunla son buluyor. Öldürülenlerin birer sayıdan ibaret hale geldiği Türkiye'nin o karanlık 80 öncesinde toplumun değişik kesimlerinin hayata bakışları, yaşam tarzları, hayal edipte sonunda elde ettikleri çok güzel anlatılmış. Güzel anlatılmış ama belirtmekte fayda var, bu romanı okumak zor. Çünkü yazar her bölümde ele alınan kişinin o muğlak Haziran gecesindeki düşüncelerini ve eylemlerini iç içe geçmiş şekilde okurun önüne koyuyor. Düşünceler bazen flashbacklerle bazen de aslında o an
Edebiyat & Roman
Üç Beş KişiAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 2014521 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·303 syf.··
2025 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 16:44
Asya kökenli bir yazarın beyaz yazar ağzından anlattığı edebiyat dünyasının iç yüzü. Bu roman başarı sadece anlatılan hikaye ve onun nasıl anlatıldığından ibaret değildirin güzel bir örneği. "Çok satanlar" listesine nasıl girdiğini anlayamadığımız kitapların sırrını vermiş yazar. Bu arada artık çok iyi bildiğimiz twitterın nasıl bir çöplük olduğunu ama yine de ondan ayrı kalamadığımızı da okuyoruz. Açık söylemek gerekirse, bu kitap ile ilgili tanıtım yazısını iyi okumamış olacağım ki bunu bir cinayet romanı zannederek aldım. Ama konu kültürel çeşitliliği sunni olarak yaratan ama fazlasına da müsaade etmeyen bir düzende meşhur edilen Asya kökenli bir yazarın kazaen ölümü ve bu ölüme şahit olan kıskanç beyaz yazarın onun hikayesini intihal etmesiymiş. Ve tabii sonrasında gerçeğin ortaya çıkması endişeleri ile geçen sancılı bir hayat. Roman sade bir dil ile iyi kurgulanmış. Edebiyat dünyasının iç yüzünü fazla uzatmadan çok güzel anlatmış.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
4/10
·656 syf.··
2025 21. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 10:50
Okuduğum en kötü Dan Brown romanı. Yazar yine sinemaya uyarlanması kolay olsun diye kısa bölümlerle hızlı bir anlatım tuturmaya çalışmış ama bu defa maalesef olmamış. Öncelikle bu roman bir Robert Langdon romanı olmamış. Kahramanımız diğer romanlarda hep görünenin arkasındaki gerçeği görüp hem yanındaki partnerine hem de okuyucuya gösteren ve olayları çözen kişiydi. Bu romanda ise bol bol partnerinin teorilerini dinleyip " aaa o öylemiymiş" modunda. Tabii yine aksiyon sahnelerinde pratik çözümlerle zor durumdan çıkıyor ama o eski Robert değil. Robert'in alışılan Robert olmamasından daha büyük sorun ise romanın hikayesi. Bilincin bedenden bağımsız olduğu ve eninde sonunda insanlığın ölümün bir son olmadığını keşfedeceğini sayfalar dolusu anlatan, araya CIA sosu ile aksiyon katmaya çalışan bomboş bir hikaye. Üstelikte bunu yaparken okuyucuların muhtemelen %99'nun hiç duymadığı bir takım sofistike terimler kullanması daha cabası. Bunlar muhtemelen gerçekten var olan bir takım deneylerden aparılmış ama hikayeyi destekliyor mu biz zavallı okuyucula bunu bilemiyoruz. Bol bol bilimsel terim salatası. Arada tabii ki olayın geçtiği Prag'ın tarihi yerlerinin hikaye ile alakası olmadığı halde bir gezi rehberi kıvamında anlatımı da Dan Brown'ın olmazsa olmazı. Romanın sonu ise tam bir hayal kırıklığı. Normalde bu tür romanlarda gerilim yükselir, yükselir ve son bölümden hemen önce çarpıcı twistlerle dorukta sona erer. Son bölüm artık gerilim sonrasında roman kahramanının ve diğer karakterlerin normal hayata dönüşünü anlatır. Dan Brown bu romanda gerilimi çok sönük bir şekilde bitirdikten sonra bile uzattıkça uzatmış. Beni en fazla rahatsız eden şeylerden birisi de popüler yazarların romanlarına ürün yerleştirme yapması. Konuyla hiç alakası olmadığı halde roman kahramanın
Roman
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20253,935 okunma
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2025 12:11
Kitabı, 80 sonrası apolitikleştirilen gençliği o dönemin müziklerine de dokunarak anlatan sade bir kısa roman diye elime aldım. Ancak, bir gecelik zaman diliminde 3 ana karakterin hayatını geri dönüşler ile anlatan ve beni etkileyen güzel bir roman ile karşılaştım. Yazar hikaye geri dönüşlerle ilerledikçe roman karakterlerinin derinliklerini çok güzel veriyor ve bunu gayet sade, akıcı bir dil ile yapıyor. Geçmişe dönüşlerde 80 sonrası siyasi ortamı, yaşanan acıları, gençliğin nasıl sindirilmiş olduğunu da okuyoruz. Okunmasını tavsiye edebileceğim bir roman.
Roman
OyunbozanNilüfer Benal · Edisyon Yayınları · 202411 okunma
8/10
·416 syf.··
2025 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2025 00:00
Yazarın okuduğum ilk romanı. Başlangıçta biraz bocaladım. Zira şikayetçinin olmadığı bir durum için geniş bir ekibin derinlemesine soruşturma yapması bana garip geldi. Sanırım başka olay olmadığı için el oyalamak istediler diye düşündüm. Bir polisiye roman için ekipteki karakter sayısı da başka bir gariplik idi. İsimlerini tek tek hatırlamak, hem de bir yerde Everett deyip bir sonraki seferde sadece Ev denilmesi karışıklıklara yol açabilirdi. Bütün bunların üstüne, anlatımın parça parça bir 3. kişi ağzından bir de roman kahramanın ağzından olması, araya da flashback eski duruşma metinlerin girmesi okumakta zorlanacağım diye düşündürttü. Ortalama bir okuyucu olarak bütün bunların üstesinden geldikten sonra romanın kurgusunun neredeyse hiç boşluk bırakmadan insanı her bölümde daha fazla içine çektiğini gördüm. Polis prosedürlerinin anlatımı, olayın örgüsü, suçlunun kim olduğunun hemen anlaşılamaması (en azından ben hemen anlamadım), olaydan kopmadan ön plandaki karakterlerin derinliğinin verilmesi romanı beğenmemdeki en önemli unsurlar. "Gavin Parrie Masum Mu ?" son zamanlarda okuduğum en iyi polisiye romanlardan birisi dersem yanlış olmaz.
Polisiye
Gavin Parrie Masum mu?Cara Hunter · Olimpos Yayınları · 2025164 okunma