Fatih'in İstanbulu Fethettiği Yaştayım
9/10
·256 syf.··
2026 1. kitabı
·
185 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 00:00
Bu kitabı 21 yaşıma girdiğim gün sipariş etmiştim,bazı kitapların okunması için özel dönemleri oluyo bence.Böylece okuma isteğini arttırıp daha bi keyifli hale getiriyor. İlk defa tarih kitabı okuyacaksam güzel kalemi olan bi yazar araştırıyodum tam nokta atışı oldu. Kitap Fatih Sultan Mehmed Han'ı anlatmıyor sadece o zamanın osmanlısının eğitim sistemini, ilmin o dönem ki değerini günümüzle kıyaslayarak öyle anlaşılır anlatıyor ki o dönemde yaşamayı bir kez olsun deneyimleyebilmek istiyorsunuz. Tam kitabın nasıl Fatih olduğunu anlattığı dönemde Fatih'e imrenip hatta onun yerinde olmak isteyip, oturup eni konu ağlamıştım (cidden) Çoğu kitaba göre daha yavaş okudum bu asla kitapla ilgili bi sorun değil aksine çok anlaşılır ve akıcıydı, ben tarih kitabı hiç denemediğim için amatörlüğümden biraz yavaş ileredim. Ama Yazarın da dediği gibi. Fatih'i anlatan kitaplar bitmez sadece başlanan konu sona erer... Kendine ve düşüncelerine değer veren herkese..
Din İslam
Fatih Sultan Mehmet ve İstanbul'un FethiYavuz Bahadıroğlu · Panama Yayıncılık · 2016664 okunma
7/10
·288 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 01:17
Selamlar. Bence bu kitap güzeldi. Yazar savaştan sonra karakterlerin mental durumlarını ve hayata yeniden nasıl adapte olmaya çalıştıkların anlatmak istemiş. Gerekli miydi derseniz bence değildi. Bütün bunlar dördüncü kitabın başında parça parça anlatılabilirdi. Ancak yazar bu kitabı ayrıca yazmak istemiş. Fena da değildi. Kitapta kış gün dönümüne kadarki birkaç günü okuyoruz. Savaş kazanıldıktan sonra olanlarla ilgili bilgi vermiş yazar. Şu anda güncel durum ne ? Feyre ve Rhys birbirlerini kaybetmenin eşiğinden döndükten sonra nasıl ayakta kalmaya çalışıyor? Velaris’teki durum ne ? Geçen kitabın sonunda Nesta ve Cassian'ın ilişkisinin sonunda bir yere bağlanacağına inanmıştım ama işler hiç de benim beklediğim şekilde gelişmemiş. Elain ve Lucien arayı düzelttiler mi ? Aslına baktığımızda Kanatlar ve Küller Sarayı’nın sonu gelmeyen dramı ve stresinden sonra bu kitap bana ilaç gibi geldi. Çünkü sıcacık bir kış hikayesi okuyorsunuz. Karakterler birbirlerine hediye almaya çalışıyorlar. Sonraki kitaplarda önemli olacağını bildiğimiz eni bir karakter tanıyoruz. Böyle baktığımızda aslında yazar araya bir dolgu kitabı eklemek istemiş. Serinin yoğunluğunu biraz azaltmış. Bence hiç de fena olmamış. Okumadan geçseniz olur mu? Emin değilim çünkü karakterlerin psikolojik durumlarıyla ilgili çok fazla şey söylüyor bu kitap bize. Edisyon korkunç derecede kötüydü. Yarım cümleler vardı. Bakın eksiltili cümle falan demiyorum. Yarısında bitmiş cümle. Noktalama işareti falan yok, anlam eksi. Hatalı yazımlar vardı. Dex’i hem bu kadar pahalı hem de bu kadar kötü bir yayınevi olması çok çok üzücü. Sevgilerle <3
Buz ve Yıldızışığı SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20202,149 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·248 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 21:40
Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir kitap Altı Harfli Bir Tatlı… Şermin hep yapar bunu zaten kahramana hikayesini anlattırır ama ne malum öyle olduğu diyelim ve bir de karşı tarafa soralım der sorar… Her şey o zaman ışığa kavuşur. Sen de haklısın be dersin napsın bu insan eni konu bi insan işte insanın olduğu yerde her şey olur herkes her şeyi bekler ama insandır neticede o da onun da gücü bu kadara yetiyordur. Anlar hak verirsin. Konu insan olunca, evlat olunca, anne olunca kim kendinden bir şeyler bulmaz ki… Bazen ince ince gözümden yaşlar süzüldü bazen yüzümde tebessüm oluştu. Anne baba olunca insan anlıyor zaten yaşlıyı da anlıyor evladı da ama bir orta yolu bulmak gerek kimseyi üzmeden kırmadan yalnız koymadan. Öyle tatlı tatlı anlatmış ki ikisinin de içine dokunan şeyleri; acıyan, eksilen, yalnız kalan yanlarını öyle tatlı anlatmış ikisinin de … “Altı harfli bir tatlı mısın sen Şermin” Kalemine yüreğine sağlık …
1000Kitap
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,5bin okunma
Algernon'a Çiçekler üzerine felsefi bir inceleme denemesi
9/10
·325 syf.··
2026 3. kitabı
Platon’dan Descartes’a kadar felsefi geleneğin büyük kısmı benliği, değişen niteliklerin altında yatan değişmez bir töz olarak düşünmüştür. Oysa Charlie'nin hikâyesi bu anlayışı kökünden sarsar. Zekâsı değişir, önce çok yükselir sonra sıfırlanır; belleği değişir, çocukluk anıları yeniden yorumlanır, dil becerileri dönüşür; karakteri değişir, sakin çocuktan öfke dolu bir dehaya oradan bilge bir kurbana dönüşür ve en son duyguları değişir, basit sevinç veya üzüntülerden karmaşık bir duygusal alana geçer. Eğer Charlie "değişmeyen bir öz" olsaydı, tüm bu dönüşümler yüzeysel kalırdı. Oysa romanın gücü, her dönüşümde Charlie'nin tamamen başka biri haline gelmesi, ama yine de "Charlie" olarak kalmasıdır. Bu durumu kitaptan hareketle izleyebiliriz: 163. sayfada, “Şimdi ben kimim ve neyim? Tüm hayatım mı, yoksa son birkaç ayın mı toplamıyım ben” sorusunu sorar. 171. Sayfada ise “bu deneyden önce Charlie Gordon adında birinin var olmadığını bile söylememiz mümkün değil” ifadesini kullanır. 182. Sayfada, kendimiz olmaya ne zaman başlarız sorusunu öne çıkaracak biçimde, “ben otuz yıldan fazla bir süre karanlıkta değil miydim” sorusunu kendine sorar. Daha önce anımsamadığı anıları ona geri gelmeye başladığında bu karanlık birden ışıldayacak, yerine anıların belirlediği bir benlik mi çıkacaktır. Oysa bu durumun kendisi bile, anımsayanın anımsadıklarının niteliğine koşullu olmasını gösterir. 232. Sayfada, Charlie kendisinin kim olduğunu anlama çabasının ve varlığının tüm anlamının sadece geçmişinde değil, geleceğiyle ilgili olasılıkları, yani salt nereden geldiğini değil nereye gittiğini de içerdiğini belirtir. Charlie açısından onu o yapan şeyin labirentte tutturduğu yol olduğunu belirtir. Bu anlamda kendisini bir nesne, madde ve dolayısıyla bir töz olarak değil de pek çok varolma
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
9/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Fareler ve insanlar, okuduğum ilk steinbeck kitabıydı. Bir gecede oturup bitirdiğim, beni oldukça içine çeken bir edebi havası vardı bu kitabın. Okudum eni iyi ve anlaşılması kolay metinlerden biriydi diyebilirim. İki arkadaşın dostluğu beni oldukça etkilemişti ve bundan dolayı kitabında sonunda biraz ters köşe olmuştum diyebilirim. Duygusallığı açısından da ele alacak olursak oldukça iyi ve etkileyici bir anlatımı var kitabın. Bu yönden aldığı pozitif yorumları ve puanları sonuna kadar hak eden bir kitap.
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · İletişim Yayınları · 2024211,4bin okunma
İlyada, Homeros ve Azra Erhat
Puan vermedi·708 syf.··
2026 4. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 23:50
Arkeoloji bölümü öğrencisi olarak temel derslerimden biri Mitoloji olduğu için bu esere ilişkin analiz motivasyonum daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum. Mitoloji Dersi sayesinde Tanrıların Doğuşu eserini okuduktan sonra Homeros’un İlyada’sını okudum Popüler Kültür nedeniyle Homeros’un İlyada’sına aslında yabancı değildim. Brad Pitt’in başrolünü üstlendiği Hollywood yapımı “Troya” filmi Homeros’un İlyada’sı esas alınarak beyazperdeye aktarılmıştı. Tabi İlyada, Troya Savaşı’nın tamamını değil, on yıl süren savaşın son yılında geçen yaklaşık 50 günlük bir kesiti anlatır. Zihnimizde oluşan Film ve senaryodan sıyrılarak bu eseri ele almak bu sebepten önemli. Eserin Merkezindeki çatışma, bir şehir kuşatmasından çok insanın iç dünyasındaki fırtınadır: Homeros’un dünyasında kahraman Kusursuz değildir, Gururludur, Hata yapar, Acı çeker. İlyada’da Aşil(Akhilleus) , yarı tanrı olmasına rağmen en insani zaaflara sahip figür olarak görülür. Hektor ise düşman safta bir ölümlü olmasına rağmen en ahlaki ve aile merkezli karakterdir. Bu karşıtlık destana etik derinlik kazandırır. Bu arada Olympos Tanrılarının da insani zaaflardan farksız duygularla bu çatışmalarda kendine yer açtığını görürüz. Tanrılar sürekli müdahale eder; ancak kaderi değiştiremezler. Bu coşkunlukta dizeler yüzlerce sayfa boyunca akar gider. Bu eserin orijinal dilinde akışkanlığını tahmin etmek teması itibariyle güç değil. Ancak Türkçe çevirisinin de büyük bir yetenek, emek ve eseri baştan yaratma çabası olduğunu bilmek lazım. Bu çevirinin sahibi bir Arkeolog adayının hemen her yerde adını gördüğü birisi: Azra Erhat.
İlyadaHomeros · Türkiye İş Bankası Yayınları · 20229,5bin okunma